Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Antalya’da antibiyotiğe yanmayan boyun şişliğinin rabdomyosarkom olduğu teşhisi, erken tanı ve tedavi gerekliliğini vurguluyor.
Antalya Şehir Hastanesi’nde yapılan tetkik ve biyopsi sonucu, boynundaki şişlik antibiyotik tedavisine rağmen geçmeyen 8 yaşındaki Ayşenur Keklikoğlu’na çocukluk çağı tümörlerinden rabdomyosarkom tanısı kondu. Tedaviye yaklaşık iki ay önce başlanan Ayşenur’a kemoterapi ve radyoterapi uygulandı ve ilk değerlendirmelerde tedaviye belirgin yanıt alındığı bildirildi.
Ayşenur’un annesi Çiğdem Keklikoğlu, ilk başta antibiyotik verildiğini, şişliğin geçmemesi üzerine hematolojiye yönlendirildiklerini anlattı. Hastanede yatış yapılarak parça alınmasının ardından biyopsi örneğinin kötü huylu çıktığını, bunun üzerine tedaviye başlandığını söyledi. Keklikoğlu, tanıyı öğrendiğinde çok etkilendiğini ve çocuğuna moral vermeye çalıştığını belirtti.
Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Dr. Mediha Akcan, Ayşenur’un antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen ve büyümeye devam eden boyun şişliği nedeniyle başvurduklarını, görüntüleme tetkiklerinin ardından doku tanısı için biyopsi yaptıklarını ve biyopsi sonucunda rabdomyosarkom tanısı konduğunu ifade etti. Akcan, tanı sonrası sistemik kemoterapiye başlandığını ve radyoterapinin de kemoterapi ile eş zamanlı uygulandığını aktardı.
Dr. Akcan, kemoterapi ve radyoterapi birlikte değerlendirildiğinde ilk etapta tedaviye belirgin yanıt görüldüğünü, 4-5 hafta sonra MR ile ara değerlendirme yapılacağını söyledi. Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Dr. Ayşe Nur Akınel ise tedavinin farklı branşların katılımıyla ekip işi olarak yürütüldüğünü, radyoterapi sürecinin sorunsuz tamamlandığını ve önlerinde 4-6 ay kadar daha sistemik tedavi süreci olduğuna dair bilgi verdi.
Antalya Şehir Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Kliniği İdari Sorumlusu Doç. Dr. Eda Küçüktülü, baş-boyun bölgesindeki radyoterapide yan etkilerin yakından takip edildiğini, ağız mukozasının hassasiyeti nedeniyle destek tedavisi ile yan etkilerin önlendiğini belirtti. Küçüktülü, radyoterapi sırasında kullanılan maskeye Ayşenur’un uyum sağladığını ve kliniğin içinde neşeyle hareket ettiğini ifade etti.
Dr. Mediha Akcan, çocuklarda boyun bölgesindeki lenf bezi şişliklerinin çoğunlukla iyi huylu olduğunu ancak kötü huylu hastalıklarda tanının gecikmemesi için şişliğin seyri ve eşlik eden belirtilerin önem taşıdığını vurguladı. Akcan, antibiyotik altında büyümeye devam eden şişlik, kilo kaybı, kemik ağrısı, antibiyotiğe yanıt vermeyen ateş veya kolay morarmalar gibi durumlarda vakit kaybetmeden çocuk hematoloji ve onkoloji merkezlerine başvurulmasını önerdi.
Ayşenur vakası, çocuklarda sık görülen boyun şişliklerinin büyük bölümünün iyi huylu olmasına rağmen, antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen veya büyümeye devam eden lezyonlarda zaman kaybetmeden ileri değerlendirme gerektirdiğini gösteriyor. Erken görüntüleme ve biyopsi ile tanı koyularak sistemik kemoterapi ve radyoterapi eş zamanlı planlandığında erken dönemde tedavi yanıtı alınabildiği örneklendi. Çok disiplinli yaklaşımın, radyoterapi desteğinin ve yakın yan etki takibinin tedavi süreçlerinin etkinliğini ve hasta uyumunu artırdığı anlaşılmaktadır.
Kaynak: İHA