Çocukları Korumak Olaydan Sonra Başlamaz

Çocukları Korumak Olaydan Sonra Başlamaz
Yayınlama: 22.09.2026
A+
A-

22 Eylül sabahı Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir okulun önünde silah sesleri yükseldi.

Öğrencilerin ders başı yapmak üzere okula gittiği saatlerde, İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında 15 yaşındaki bir öğrencinin tüfekle ateş açtığı bildirildi. Olayda 11 öğrenci yaralandı. Üç öğrencinin yoğun bakımda tedavisinin sürdüğü açıklandı. Şüpheli kısa süre içinde yakalanarak gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında şüphelinin annesi, babası ve silahın bulunduğu evle bağlantılı dedesi de gözaltına alındı.

Olayın ardından adli ve idari soruşturma başlatıldı. Adalet Bakanlığı iki Cumhuriyet savcısının görevlendirildiğini açıklarken, Millî Eğitim Bakanlığı da üç bakanlık müfettişini inceleme için Manisa’ya gönderdi. Okulda eğitime ara verildi, öğrenciler, öğretmenler ve veliler için psikososyal destek çalışmaları başlatıldı.

Ancak bu olayın ardından yalnızca “saldırgan nasıl okula kadar geldi?” sorusunu sormak yetmez.

Daha zor sorular var.

Bu çocuk bu noktaya nasıl geldi?

Daha önce fark edilen bir davranış değişikliği var mıydı?

Akran zorbalığı iddiaları doğruysa, bunlar daha önce kim tarafından görüldü ve nasıl değerlendirildi?

Bir öğrencinin eline böyle bir silahın geçmesini engelleyecek mekanizmalar neden devreye girmedi?

Okul güvenliği açısından daha önce tespit edilmiş riskler var mıydı?

Ve belki de en önemli soru:

Devletin ilgili kurumları bu olay gerçekleşmeden önce neyi görebilirdi?

Çünkü artık meseleyi yalnızca olay anından ibaret değerlendiremeyiz.

Bir çocuğun eline silah geçmesi, okul çevresinde ateş açılması ve öğrencilerin yaralanması elbette öncelikle adli bir olaydır. Fakat olayın arkasındaki sosyal, eğitimsel, ailevi ve güvenlik boyutlarını görmeden yalnızca fail üzerinden yapılacak bir değerlendirme, toplumun asıl sorusunu cevapsız bırakır.

Burada Millî Eğitim Bakanlığının sorumluluğu vardır.

Güvenlik kurumlarının sorumluluğu vardır.

Adalet mekanizmasının sorumluluğu vardır.

Ve bütün bunların üzerinde, kamu politikalarını belirleyen hükümetin sorumluluğu vardır.

Çocukları korumak olaydan sonra başlamaz.

Tam tersine, devletin asıl başarısı olay meydana geldiğinde kaç kişinin gözaltına alındığıyla değil, benzer bir olay meydana gelmeden önce hangi risklerin görüldüğü ve hangi önlemlerin alındığıyla da ölçülmelidir.

Turgutlu’da yaşananları konuşurken artık yalnızca saldırının kendisini değil, saldırıya kadar gelen yolu da konuşmak zorundayız.

Çünkü çocuklarımızı olaydan sonra korumaya çalışmak yetmez.

Onları olaydan önce görmemiz gerekiyor.

İstanbul Üniversitesi & Tarih - Liberal TR Haber & Editör & Yazar
Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.