Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
ABD ile Çin arasındaki küresel güç rekabeti, ekonomi, teknoloji ve jeopolitik cephelerde giderek sertleşirken, Washington’un iç borç yükü ve ticaret politikaları yeniden tartışma konusu oldu. Uzmanlar, son dönemde atılan adımların küresel dengeleri yeniden şekillendirebilecek çok katmanlı bir stratejinin parçası olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.
Trump’ın 15 yıllık bir planı var. 39 trilyon dolar borç ve Çin rekabeti aynı planla çözülüyor.
Bir şey fark ettiniz mi?
Trump başkan olduktan sonra sürekli belirsizlik var.
Bu hamleler kaos gibi görünüyor.
Değil.
Hepsinin arkasında tek bir plan var.
Bu planı anlamak için Trump’ın başkan olmadan önce söylediği şu söze bakmak lazım.
“Biz Ortadoğu’da savaşlarla uğraşırken Çin sessizce dünyanın süper gücü oldu.”
Bir stratejinin ilk cümlesiydi.
Trump’ın planını anlamak için önce Çin’i anlamak gerekiyor.
Anlatıyorum…
Çin’in yükselişi
40 yıl önce Çin dünyanın gelişmekte olan ülkelerinden biriydi.
Sanayi altyapısı sınırlıydı. Küresel tedarik zincirlerinde yer almıyordu. Teknolojik kapasitesi yeni gelişmekteydi.
Ama Çin’in elinde büyük bir avantaj vardı.
Geniş ve düşük maliyetli işgücü.
1980’lerde Çin ekonomik reformları başlattı. Dış yatırıma kapılarını açtı. Batılı şirketler fırsatı gördü.
Nike geldi. Adidas geldi. Walmart geldi. Sonra Apple, Tesla, Dell.
Dünya üretiminin büyük bölümü Çin’e yöneldi.
Çin bu süreçte hızla öğrendi. Sonra geliştirdi. Sonra kendi markalarını kurdu.
Bugün Çin 5G’de dünya lideri. Elektrikli araçta lider. Robotikte önde. Yapay zekada ABD ile yarışıyor.
40 yıl önce yolun başındaydı.
Bugün Amerika’nın tek gerçek rakibi.
Bir süper güç için en tehlikeli an, başka bir süper gücün kendisini yakalamaya başladığı andır.
O an dengeyi korursun.
Yoksa tarihsel liderlik el değiştirir.
Trump bunu biliyordu.
Planın bir parçası Çin’i dengelemek
Diğer parçası ABD’nin iç sorunlarını çözmek.
ABD’nin durumu
39 trilyon dolar borç.
Toplanan her 4 dolar vergiden 1 doları yalnızca eski borcun faizine gidiyor.
Sürdürülemez.
ABD iki sorunu aynı anda çözmek zorunda. Borcu eritmek ve küresel liderliği korumak.
Çözüm üç aşamalı bir strateji.
Birinci plan: Doları zayıflatmak
Trump’ın tüm hamleleri tek bir sonucu hedefliyor.
Doları bilerek zayıflatmak.
Neden?
39 trilyon dolarlık borç matematiksel olarak ödenemez.
Ama dolar zayıflarsa borcun gerçek değeri erir.
Trump açıkça söylüyor: “Zayıf dolar beni endişelendirmiyor.”
Ama dolar zayıflayınca normalde enflasyon gelir. Ürünler pahalanır. Halk sıkıntıya girer.
Bunu ikinci plan önleyecek.
İkinci plan: Üretimi Amerika’ya çekmek
Trump her konferansta, her toplantıda şirket sahiplerine aynı şeyi söylüyor.
“Üretimi Amerika’ya taşıyın.”
Ama Amerikan işçisi Çinli işçiden 10 kat pahalı. Yeni fabrika açılsa bile rekabet zor.
Burada yapay zeka devreye giriyor.
Elon Musk 2040 yılına kadar 10 milyar insansı robot üretilmesini planlıyor.
Kevin Warsh yapay zekanın “deflasyonist güç” olacağını söylüyor.
İkisinin ortak noktası tek.
Yapay zeka üretimi yükseltecek. Mal bolluğu yaratacak.
Sonuç basit.
Dolar değersizleşse bile ABD’de ürünler pahalanmaz. Çünkü robotun ürettiği mal bol ve ucuz.
Amerikan halkı enflasyon görmez. Üretim Amerika’ya geri dönebilir.
Çin’in tarihsel avantajı olan ucuz işgücü bu denklemde etkisini yitirebilir.
Üçüncü plan: Küresel dengeleri yeniden kurmak
Ekonomik plan bir tarafta. Jeopolitik plan diğer tarafta.
Aynı anda yürüyor.
Çin de bu denklemi biliyor. Yapay zeka ve robotikte ABD’yi yakalamaya çalışıyor. Tayvan yarı iletkenlerine odaklanıyor. Kendi küresel yatırımlarıyla, BRICS ile, yeni ipek yoluyla kendi planını kuruyor.
Gelecek 15 yıl iki gücün stratejileri arasında geçecek.
Üretim gücünü koruyan devlet süper güç kalır.
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri takip ediyorum, sizi bilgilendireceğim.
Kaynak: Penguin X @ThePenguinBTC