Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Adalet…
Bir devletin sınırı, bir toplumun vicdanıdır.
Ve o vicdan tek bir cümleyle yaralanır:
“Senden şüpheleniyorum ama bunu ispatlayamıyorum. O hâlde sen suçsuzluğunu ispatla.”
Hukuk devletinde şüphe cezalandırmaz; korur. İspat yükü bireyin değil, devletindir ya da iddia edenindir.
Hukuk dışılık, bu ilkenin ne kadar kolay göz ardı edilebildiğini gösterdi.
Delilin yerini kanaat, yargının yerini idare aldığında ortada artık hukuk değil, bir belirsizlik düzeni kalır.
İktidar, güvenlik kaygısıyla hareket ettiğini söylüyor.
Ama güvenlik ile adalet arasındaki denge bozulduğunda devlet güçlenmez; meşruiyetini kaybeder.
Çünkü güç, hukukla sınırlandırılmadığında adalet üretmez.
Muhalefet, bu kadar açık bir meselede daha güçlü, daha cesur bir duruş sergileyebilirdi. Ama hesaplar, ilkelerin önüne geçti. Suskunluk, haksızlığın daha da büyümesine neden oldu.
Ve halk…
Belki de en zor yüzleşme burada.
Adalet insanın vicdanında yaşar.
Bir başkasına yapılan haksızlığı görmezden geldiğimiz her an, kendi kuyumuzu kazarız.
Değişmeyen gerçek şudur:
Adalet ya herkes için vardır ya da hiç kimse için yoktur.
Hukuk, devleti sınırlamak için vardır. Eğer o sınır kalkarsa, geriye sadece güç kalır.
İşte bu yüzden herkes için adalet demek zorundayız.
Adalet, her şeyi yerli yerine koymaktır.
Yurttaş olmanın gereği:
Düşünmek, sorgulamak, hak talep etmek ve hesap sormak.
#YurttasOl
Adalet…
— Sırrı Er (@konusmasanati) May 17, 2026
Bir devletin sınırı, bir toplumun vicdanıdır.
Ve o vicdan tek bir cümleyle yaralanır:
"Senden şüpheleniyorum ama bunu ispatlayamıyorum. O hâlde sen suçsuzluğunu ispatla."
Hukuk devletinde şüphe cezalandırmaz; korur. İspat yükü bireyin değil, devletindir ya da iddia… pic.twitter.com/yJxZVcdhjb