Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Başta TBMM olmak üzere siyâsilerin hitap dili, televizyonlardaki açık oturumlarda gazeteci olduğunu iddia eden kişilerin üslûbu, sosyal medyada kullanılan yoz dil ve Türkçenin hoyratça tahrip edilmesi; bugün toplumda yaşadığımız çürümenin en temel sebeplerinden biridir. Ben de tam olarak bunu anlatmak istedim.
Yahya Kemâl Beyatlı, Türkçenin kıymetini anlatırken çok çarpıcı bir ifade kullanır:
“Türkçe ağzımda annemin ak sütü gibidir.” der ve ardından şöyle devam eder: “Türkçe; ağzımızda, anamızın dili gibi helâl ve güzel olmalıdır.”
Bu sözler, sadece bir dilin değil; bir kimliğin, bir âidiyetin ve bir medeniyetin ifadesidir. Dil, bir milletin hafızasıdır, kültürüdür, ruhudur.
Nitekim bunu şu sözleriyle daha da derinleştirir:
“Türkçenin çekilmediği yerler vatandır. Vatanın kendi gövde ve ruhu Türkçedir, her halk kendi ikliminin lisânını söyler.”
Bir millet, dilini kaybettiği anda; hafızasını, kimliğini ve ruhunu da kaybetmeye başlar.
Çünkü dil; geçmişle gelecek arasında kurulan en güçlü köprüdür. İşte bu yüzden Yahya Kemâl, Türkçenin Türk Milleti için ne kadar hayâtî olduğunu hatırlatır.
Onu korumayı, yaşatmayı ve doğru kullanmayı bir sorumluluk olarak görür.
Dönüp baktığımızda, meselenin ne kadar da hayâtî olduğunu görüyoruz.
Türkçe…
Hafızamızdır.
Kimliğimizdir.
Kişiliğimizdir
Vatanımızdır.
Bizi biz “millet” yapan değerdir.
Fâzıl Hüsnü Dağlarca’nın 1959’da yayımlanan Türk Dili Dergisi’ndeki “Türkçe Katında Yaşamak” adlı şiirinin kapanış bölümünde yer alan ve her şeyi özetleyen bir dize:
“Türkçem, benim ses bayrağım.”
#Türkçem
Başta TBMM olmak üzere siyâsilerin hitap dili, televizyonlardaki açık oturumlarda gazeteci olduğunu iddia eden kişilerin üslûbu, sosyal medyada kullanılan yoz dil ve Türkçenin hoyratça tahrip edilmesi; bugün toplumda yaşadığımız çürümenin en temel sebeplerinden biridir. Ben de… pic.twitter.com/bFp4lKtQwO
— Sırrı Er (@konusmasanati) May 28, 2026