Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bugün yaşanan birçok gerilimi sadece “stres”, “ekonomik sıkıntı” ya da “gündem değişikliği” ile açıklamak yeterli değildir.
Daha derinde, insanların olaylara verdiği tepkilerde belirgin bir sertleşme, ilişkilerde ciddi bir tahammülsüzlük ve giderek normalleşen bir duyarsızlık var.
Bu tablo, bireyin problemi olmaktan çıkmış; toplumu ilgilendiren bir kişilik örüntüsü çıkmazı dönüşmüş durumda.
Çocuklukta sevgi eksikliği, baskıcı ya da tutarsız aile yapıları, “itâat et” kültürü, adalet duygusunun zayıf olması…
Üzerine bir de ekonomik baskı, gelecek kaygısı ve sürekli değişen gündem eklendiğinde, kişi şirâzeden çıkıyor.
Ülkede birçok problem artık normalleştiriliyor. Bağırmak “güç”, manipülasyon “zekâ”, çıkarcılık “uyanıklık” gibi sunuluyor.
Sosyal medyada en çok dikkat çeken davranışlar çoğu zaman en sağlıksız olanlar. Bu da özellikle gençlerde yanlış kişilik örüntülerini teşvik ediyor.
Şunu açık söylemek gerekir: Bu bir “hastalık salgını” değil, büyük ölçüde bir karakter aşınması meselesidir. Ve bu aşınma, sadece bireyin değil, sistemin ve kültürün de ürünüdür.
Çözüm kolay değil imkânsız hiç değil. Önce gerçeklerle yüzleşmek gerekiyor: Herkesin haklı olduğu bir yerde kimse sağlıklı değildir.
“İnsan dünyada bir Haktan, bir de haksız olmaktan korkmalıdır.”
Abdülhak Hâmit Tarhan
#Adaletİstiyoruz
Bugün yaşanan birçok gerilimi sadece "stres", "ekonomik sıkıntı" ya da "gündem değişikliği" ile açıklamak yeterli değildir.
— Sırrı Er (@konusmasanati) April 19, 2026
Daha derinde, insanların olaylara verdiği tepkilerde belirgin bir sertleşme, ilişkilerde ciddi bir tahammülsüzlük ve giderek normalleşen bir duyarsızlık… pic.twitter.com/0hnohiOin8