Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
TCMB verilerine göre 3-10 Nisan 2026 haftasında yurt dışı yerleşikler hisse senedinde 430,3 milyon dolar, DİBS’te 712,7 milyon dolar net alım yaptı. Toplam net giriş 1,585 milyar dolara ulaştı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 10 Nisan 2026 tarihli Menkul Kıymet İstatistikleri verilerini yayımladı. Açıklanan veriler, yurt dışında yerleşik yatırımcıların Türkiye sermaye piyasalarındaki haftalık hareketlerini ortaya koydu.
3-10 Nisan 2026 haftasında yurt dışı yerleşikler, hisse senedi piyasasında 430,3 milyon dolar, Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS – kesin alım) tarafında 712,7 milyon dolar ve genel yönetim dışındaki sektör ihraçlarında 77,2 milyon dolar net alım gerçekleştirdi. Böylece yurt içi piyasalara toplam net giriş 1,220,3 milyon dolar oldu.
Genel yönetim ihraçları da dahil edildiğinde yurt dışı piyasa tarafında 353,1 milyon dolar ek alım gerçekleşti ve toplam yurt dışı piyasa hareketi 365,2 milyon dolar seviyesine ulaştı. Böylece genel toplam net değişim 1,585,5 milyon dolar olarak kaydedildi.
Aynı dönemde yabancı yatırımcıların elindeki finansal varlık stokları da yükseldi. Hisse senedi stoku 39,093.8 milyon dolardan 42,421.7 milyon dolara çıkarken, DİBS (kesin alım) stoku 14,303.8 milyon dolardan 15,208.7 milyon dolara yükseldi.
Yabancı yatırımcıların hisse senedi piyasasındaki payı ise %35,8 seviyesine ulaştı.
Analistler, söz konusu güçlü yabancı girişinin BIST 100 endeksindeki haftalık %8,79’luk yükseliş ve gösterge tahvil faizlerinde görülen 136 baz puanlık düşüşle paralel ilerlediğine dikkat çekiyor.
Yılbaşından bu yana yabancı yatırımcıların toplam menkul kıymet alımı ise 947,5 milyon dolar seviyesinde bulunuyor.
Editörün Notu:
TCMB verilerinde görülen güçlü yabancı girişleri, kısa vadede piyasalara yönelik risk iştahının arttığına işaret etse de, bu hareketin kalıcı bir güven trendine dönüşüp dönüşmediği henüz net değildir. Haftalık bazda yaşanan sert giriş-çıkışlar, portföy akımlarının halen kırılgan ve duyarlılığa açık olduğunu göstermektedir. Özellikle küresel faiz beklentileri, jeopolitik riskler ve Türkiye’ye özgü makroekonomik belirsizlikler, bu tür sermaye hareketlerinin yönünü hızlı şekilde değiştirebilmektedir. Bu nedenle söz konusu veriler, tek başına “kalıcı yabancı güveni” olarak değil, daha çok fırsat odaklı kısa vadeli pozisyonlanmaların bir yansıması olarak da değerlendirilmelidir.