Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Ölçüsüzlüğün ölçü, ahlâksızlığın ahlâk, nâmussuzluğun nâmus, kalleşliğin yiğitlik, adaletsizliğin adalet sayıldığı bir zaman diliminden geçiyoruz.
Kavramların, değerlerin içi boşaltılmış durumda. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayıran o ince çizgi, bilinçli olarak yok edildi.
“Ağzı olan herkes konuşuyor. Üstünkörü sözcüklerin, dar anlamlarına sıkışmışlığında, salt konuşmak için konuşuyor insan.”
Ahlâkın Soykütüğü Üstüne, Friedrich Nietzsche
Bugün mesele sadece bireylerin hataları değil; yapılanların meşrûlaştırılmasıdır.
Suskunluk zamanla kabullenişe, kabulleniş de çürümeye dönüşür. Bu yüzden yaşadığımız şey basit bir yozlaşma değil; derin bir değerler kaybıdır.
Peki ne yapmalı?
Öncelikle kavramları yeniden yerli yerine oturtmalıyız. Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilme cesaretini göstermeliyiz.
Aksi halde hiçbir şeyin değişmeyeceğini anlamalıyız. Herkes kendi alanında adaleti, ölçüyü ve dürüstlüğü ilke edinmeli. Büyük değişimler, küçük ve kararlı adımlarla başlar.
Sorgulayan bir bilinç inşâ etmeliyiz. Alkışlananı değil, haklı olanı savunmalıyız. Değerler manzûmesi toplumdan değil, bireyden başlamalı.
Nâmık Kemâl, “İntibah” romanında nâmuslu insanlara revâ görülenleri yaklaşık 155 yıl önce şöyle ifade etmişti:
“İnsan ne kadar nâmuslu olsa da bazen nâmussuzlardan nâmussuz görünecek durumlara düşer.”
#AgzıOlanKonusuyor
Ölçüsüzlüğün ölçü, ahlâksızlığın ahlâk, nâmussuzluğun nâmus, kalleşliğin yiğitlik, adaletsizliğin adalet sayıldığı bir zaman diliminden geçiyoruz.
— Sırrı Er (@konusmasanati) April 9, 2026
Kavramların, değerlerin içi boşaltılmış durumda. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayıran o ince çizgi, bilinçli olarak yok edildi.… pic.twitter.com/sp6bgsx4ly