Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
TRT eski spikeri Sırrı Er, Prof. Dr. Hasan Herken ile fikir nâmusu, sosyal baskı, toplumsal uyum, münafıklık ve özgür düşünce üzerine dikkat çeken bir röportaj gerçekleştirdi.
TRT eski spikeri Sırrı Er, psikiyatrist ve akademisyen Prof. Dr. Hasan Herken’i ağırladığı dikkat çekici röportajında, Türkiye’nin en önemli toplumsal meselelerinden biri olarak gördüğü fikir nâmusu konusunu gündeme taşıdı.
Konuşmasına yapay gündemlerin gerçek sorunların önüne geçtiğini vurgulayarak başlayan Er, toplumun temel problemlerinden birinin insanların bildiği doğruları açıkça ifade etmekten çekinmesi olduğunu söyledi. Er’e göre fikir nâmusu, kişinin doğru bildiğini sosyal baskıya rağmen savunabilmesi anlamına geliyor.
Bu durumu açıklamak için sosyal psikolojinin en bilinen çalışmalarından biri olan uyma (konformite) deneyine değinen Er, katılımcılara açıkça yeşil olan bir rengin sorulduğunu, ancak gruptaki herkesin bilinçli şekilde “kırmızı” cevabı vermesi sonucunda birçok kişinin kendi gözlemini inkâr ederek çoğunluğa uyduğunu anlattı.
Er, bu örnek üzerinden şu soruyu yöneltti:
“Bir kişi bunun yeşil olduğunu bildiği hâlde çevrenin baskısıyla kırmızı diyorsa, fikir nâmusu nerede kalıyor?”
Prof. Dr. Hasan Herken ise cevap olarak, dünyaca ünlü Türk sosyal psikolog Muzaffer Şerif’in çalışmalarına dikkat çekti. Sosyal psikolojinin kurucu isimlerinden biri olarak kabul edilen Şerif’in araştırmalarının, toplumsal baskının insan davranışları üzerindeki etkisini ortaya koyduğunu belirtti.
Herken’e göre insanlar çoğu zaman yanlış olduğunu bildikleri görüşlere sırf toplumdan dışlanmamak için uyum gösterebiliyor.
“Sürüden ayrılmak insanlar için korkutucu bir durum hâline geliyor. İnsanlar kabul görmek ve güvenliklerini korumak adına çoğunluğa uyma eğilimi gösteriyorlar.” dedi.
Prof. Dr. Herken, baskının yoğun olduğu toplumlarda zamanla bireysel düşüncenin zayıfladığını, bunun da toplumsal inkâr ve psikolojik çözülmelere yol açabildiğini ifade etti. İnsanların gerçek düşünceleri ile kamuoyu önünde dile getirdikleri görüşler arasında giderek daha büyük farklar oluştuğunu vurguladı.
Röportaj sırasında merhum psikiyatrist Prof. Dr. Haluk Savaş’ın sıkça tartışılan şu tespiti de gündeme geldi:
“Ortadoğu’nun gayriresmî dini münafıklıktır.”
Herken, birçok toplumda insanların özel hayatlarında farklı, kamusal alanda ise farklı konuşmak zorunda kaldığını belirterek, bunun zamanla toplumsal bir alışkanlığa dönüştüğünü ifade etti.
Sohbette ayrıca Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin meşhur sözüne de yer verildi:
“Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.”
Herken, bu sözün insanın iç dünyası ile dışarıya yansıttığı kimlik arasındaki tutarlılığı anlatan evrensel bir ilke olduğunu belirterek, sağlıklı bir toplumun temelinde dürüstlük ve samimiyetin bulunduğunu söyledi.
“Öncelikle insan olmayı başarmalıyız. İçimizde neyse dışımızda da o olmalıyız.” ifadelerini kullanan Herken, fikir nâmusunun yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
Röportajın sonunda Sırrı Er, yıllardır aynı ilkeyi savunduğunu belirterek, prensiplerin ve değerlerin her türlü siyasi ya da sosyal aidiyetin üzerinde tutulması gerektiğini söyledi.
“Fikir nâmusuna sahip çıkın. Prensipler her şeyden daha önemlidir.” diyerek sözlerini tamamladı.
Psikoloji, etik, özgür düşünce ve toplumsal baskı konularına ilgi duyan izleyicilerin dikkatini çeken röportaj, sosyal uyumun sınırları ile bireysel dürüstlük arasındaki ilişkiye dair önemli tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Biliyorum, yapay gündemler bitmiyor.
— Sırrı Er (@konusmasanati) June 10, 2026
Biliyorum, gerçekler konuşulmuyor.
Biliyorum, vaktiniz kıymetli.
Biliyorum, işiniz başınızdan aşkın.
Fakat 6-7 dakikanızı ayırırsanız hiçbir şey kaybetmez, aksine çok şey kazanırsınız.
Güvenin bana…
Bu ülkenin en büyük meselelerinden biri… pic.twitter.com/JdugVuxagH
TRT Eski Spikeri Sırrı Er:
Efendim elimde bir renk var. Renk yeşil. Soruyorum burada bulunan arkadaşlara, soruyorum Ali’ye: “Bunun rengi nedir?” Kırmızı diyor.
Sana soruyorum: “Nedir bunun rengi yavrum?” diyorum. Kırmızı diyor Ayşe.
Fatma’ya soruyorum. Kırmızılı yok. Fakat yeşili sorduğunda biliyor mu? Evet.
Bu kırmızı eş uyumluluk deneyidir sosyal psikolojide.
Şimdi Hocam, bu çevre baskısı mıdır? Şayet çevrenin baskısıyla, yani bunun yeşil olduğunu biliyor olmasına rağmen kırmızı diyorsa, fikir namusu nerede?
Buyurun.
Prof. Dr. Hasan Herken:
Muzaffer Şerif Hoca’yı duydunuz mu bilmiyorum. Muzaffer Şerif Hoca, sosyal psikolojinin dünyada kurucusudur.
Alternatif görüşler olduğu için o dönem Türkiye’de 45’li yıllarda hakim yönetime ters düştüğü için Rüştü Saracoğlu zamanı başbakandır. Rüştü Saracoğlu’nun oğluyla ailece tanışır halde tutuklanmak üzeredir. Rüştü Saracoğlu bunu… Kendi seni ülkeyi terk etmesini ister. Başbakan olduğu halde onu baskı ortamından kurtaramaz.
Hocam arkaya gider ve Amerika’da sosyal psikolojinin babası kabul edilir bugün.
Bahsettiğiniz sosyal psikoloji deneyidir, eş uyumluluk deneyidir. Buna bunun gibi birçok deneyi yapmıştır Hoca.
Türkiye’ye daha gelmemiş, soyadı zannediyorum Başaran’dı hocanın. Muzaffer Şerif, Şerif diye… gençliği Amerikan’la evlenme odasına Türklerle görüşmedi dediği söylenir hocanın.
Vefat edene kadar Alaska’da vefat etti. Bizim sosyolojinin kurucu babalarından, sosyal psikolojinin kurucu babalarındandır.
Anlattığınız olay tam baskı toplumlarında görülen bir olay. Bu sosyal etki olarak çok güçlüdür. İtirazla ilgilenip başka altında herkes görüşünü kitleye uydurmak zorunda kalıyor. Çünkü dedim ayrık almak demek sürüden var. Herkes can güvenliği için sürüye uymak zorunda hissediyor.
Sosyal psikoloji gerçekten muazzam bir çalışma alanıdır. Eş uyumluluk deneyini direkt bahsediyorsunuz. Bunu dille, üslupla anlattım. Kesinlikle.
Mesela çubukları gösteriyorlar. Küçük çubuğa “Bu yerde büyük” diyorlar. Çocuk “Buna uzun” diyor. Sonra gelen her deneye soruyorlar. Her biri tersini söylüyor. Bir daha sıra geldiğinde o düzeltiyor, “Evet yani evet bu uzun” diyor.
Hâlbuki biliyor olduğunu ama herkes yapınca sürüden ayrılmak büyük bir hareket haline geliyor ve korku yaratıyor.
Bu ilerlediği zaman ne oluyor? Biliyorsunuz disosiyasyon oluyor, inkar duygusu gelişiyor. Mesela baskıcı toplumlarda önce bozuluyor. Bunun bir ötesi sosyal inkar başlıyor. Hani bu Kim Jong-un’un Kuzey Kore’sinde olanlar gibi… Artık toplum disosiye oluyor.
Ve böyle toplumlarda, Ortadoğu’da demokrasi hiç olmadığı için toplumlar… Rahmetli Haluk Hoca’yı anayım, münafıklaşıyor.
Haluk Hoca’nın rahmetli tespiti: “Ortadoğu’nun gayri resmi dini münafıklıktır.”
Bu bir şeyler söylüyor, genelgeçer cümleler söylüyorum. Kendi grubu içinde her mahalle kendine göre geliştiriyor, ikinci bilgiyle işliyor.
Aslında böyle dediğinde karşı taraftaki onun yalan söylediğini biliyor. Gerçi ifade samimi olmadığını söylüyor ama mahallesindekiler “onu ölür olmalıdır” biliyor.
Şuraya gelene kadar şunları söylemem lazım diyor. Herkes inanmış gibi yapıyor ama onun öyle olmadığını biliyor.
Prof. Dr. Hasan Herken:
Bakın meselenin orada hocam.
Mevlana’nın… Konuşmayı izleyenler yapsın. Mevlana’nın üç tane sözünü aklınıza getirin. Üçünden biri:
“Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.”
Bakalım herkes bilir mi? Çok az kişi bilir ama bu dediğimi. Niye? Çünkü o ermiş, bizi okumuş.
“Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” demiş.
Hepimizde bunu içselleştirelim.
Ben münafıklık kelimesini bile kullanıyorum. İki yüzlü, ikili standart… Yumuşak bir şey gibi geliyor bu münafıklık. Hepimizde var.
Her görüşte iç dil geliştirmişiz. Bu gayri resmi din.
Önce bunu bir anlayalım. Önce bir cerrahi operasyon yapalım: Önce insan olalım.
Standart olmayan ve olduğumuz gibi olmayan insanı disosiye ediyor, baskı altında bırakıyor.
Bunun kademeleri var. Baskının şiddetine göre daha da kötü oluyor.
TRT Eski Spikeri Sırrı Er (Kapanış):
Evet hocam, bakın yıllardır anlatıyorum. Hocamla yıllardır anlatıyoruz.
Ben kendimi psikolojinin ve psikiyatrinin babası, atası olarak görmüyorum. Bir şey değilim, yani kapı mandalı gibi bir adamım.
Ama bu videolarda bunları anlatıyorum.
Prensip önemlidir.
Bakın prensip nedir?
İlke önemlidir, hepsinden daha önemlidir.
Ben bu soruyu bilinçli olarak sordum.
Fikir namusuna sahip çıkıp kalın.
Sağlıcakla.