Rüşvet İddiaları ve Ahlaki Çöküş: Millet Açken Kimler Hangi Hesabı Veriyor?

Rüşvet İddiaları ve Ahlaki Çöküş: Millet Açken Kimler Hangi Hesabı Veriyor?
Yayınlama: 20.10.2026
A+
A-

Kemal Albayrak yazdı… | 20. ve 21. Dönem Kırıkkale Milletvekili, AKP Kurucusu

Bursa’da bir iş insanıyla bağlantılı rüşvet iddiaları ve bu iddialarda adı geçen aracıların konumu, siyaset ve bürokrasiye yönelik ciddi soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Saadet Partisi milletvekilinin gündeme taşıdığı iddialar karşısında sorulması gereken en temel soru şudur: Savcılık bu iddiaları araştırmayacak mı?

İddialara konu olan rüşvet ilişkileri, iktidar mensupları ve bürokratlarla bağlantılı aracılar üzerinden yürütüldüyse, meselenin bütün yönleriyle aydınlatılması gerekir. Üstelik rüşvet aldığı öne sürülen bir kişinin, “Hakkını helal et” dediği iddiası doğruysa, burada yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ağır bir ahlaki sorun da vardır. Rüşvet iddiaları, birkaç kişinin arasında kalabilecek sıradan meseleler değildir. Kamu vicdanını ilgilendiren bu tür iddialar, şeffaf ve tarafsız bir soruşturmayla açıklığa kavuşturulmalıdır.

İnsan sormadan edemiyor: Ar, namus, utanma ve sorumluluk duygusu nereye gitti? İnanç, insanın dilinde taşıdığı bir sözden ibaret midir? Kul hakkından söz edenlerin, başkalarının hakkını ihlal ettiği iddiaları karşısında nasıl bir açıklaması olabilir? Elbette hiç kimse, iddialar kesinleşmeden suçlu ilan edilemez. Ancak bu ilke, ciddi iddiaların üzerinin örtülmesine de gerekçe yapılamaz.

Siyasetçinin, bürokratın ve aracıların adı rüşvet iddialarıyla anılıyorsa, yapılması gereken bellidir: İddialar araştırılmalı, varsa suç işleyenler hukuk önünde hesap vermelidir. Makam, mevki ve siyasi yakınlık hiç kimseye ayrıcalık sağlamamalıdır. Hukuk, güçlüye başka, vatandaşa başka uygulanamaz.

Asıl acı olan ise vatandaşın geçim mücadelesi verdiği, milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı bir dönemde bu tür iddiaların gündeme gelmesidir. Millet emeğinin karşılığını alamazken, emekli geçinemiyorken, gençler gelecek kaygısı yaşarken kamu gücünü kişisel çıkar için kullandığı iddia edilenlerin varlığı toplumun adalet duygusunu yaralar.

Millet açlık ve yoksullukla mücadele ederken, kamu gücünü kendi çıkarına kullandığı iddia edilenler hangi vicdanla hareket ediyor? Bu ülkenin kaynakları, vatandaşın vergileri ve kamunun imkânları hiç kimsenin kişisel kazanç kapısı değildir.

Söz konusu iddialar doğruysa, bu bir rezalettir. Fakat öfkemiz, hukukun yerini almamalıdır. Gerçekler ortaya çıkarılmalı, sorumlular kim olursa olsun hesap vermelidir. Soruşturma yapılmalı, deliller değerlendirilmeli ve kamuoyu açık biçimde bilgilendirilmelidir.

Milletin beklediği ayrıcalık değil, adalettir. İktidar mensubu olmak, bürokrat olmak veya birilerine aracılık etmek kimseyi hukukun üstüne çıkaramaz.

Yazıklar olsun, eğer kamu güvenini kişisel çıkarları için istismar edenler varsa! Bu ülkenin insanları dürüstlük, ahlak ve adalet istiyor. Rüşvet iddialarının gölgesinde kalan bir kamu düzeni değil, hesap verebilen bir yönetim anlayışı istiyor.

Unutulmamalıdır ki hiçbir makam kalıcı değildir. Gerçekler er ya da geç ortaya çıkar; geriye ise insanların vicdanında ve tarihin önünde verilen hesabın ağırlığı kalır.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.