Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Platon’un Mağara Alegorisi, insanın gerçeklikle kurduğu ilişkinin anlaşılması bakımından önemli bir düşünce deneyidir.
Mağaradakiler, duvara yansıyan gölgeleri gerçekliğin kendisi sanırlar.
Toplum hayatına baktığımızda çarpıcı bir durumla karşılaşırız: İnsanlar, alıştıkları düzeni çoğu zaman sorgulanması gereken bir yapı olarak değil, değişmez bir gerçek olarak kabul ederler.
Haksızlık tekrarlandıkça sıradanlaşır; yalan yinelendikçe inanılır hâle gelir; liyâkatsizlik yaygınlaştıkça ehliyet ve emek değer kaybeder. Bir süre sonra yanlış, yalnızca varlığını sürdürmekle kalmaz, doğru olanın yerini almaya başlar.
İşte tam da bu aşamada, aydının toplumsal sorumluluğu belirginleşir. Zira yanlışın sıradanlaştığı, hakikatin gölgede kaldığı bir toplumda, düşünceyi sorgulamak ve sorgulatmak her zamankinden daha büyük bir önem taşır.
Ancak bu sorumluluk, aydına sorgulanamaz bir üstünlük atfetmediği gibi, toplumu da edilgen bir konuma mahkûm etmez.
Toplumun aydınla kurduğu ilişki, bir itâat ilişkisi değildir. Aydın ne mutlak otorite ne de toplumun üzerinde bir makam sahibidir. Onun görevi, bireyin yerine düşünmek değil, onların daha sağlıklı düşünebilmelerine katkıda bulunmaktır.
Toplumun görevi de aydını kutsallaştırmak değil, düşüncelerini akıl ve delil süzgecinden geçirmektir.
Ne var ki düşüncenin değeri, sadece kendi içinde tutarlı olmasından değil, hayatın gerçekleriyle yüzleşebilmesinden de gelir.
Bir toplumun hukukla, adaletle ve hak arama özgürlüğüyle kurduğu ilişkiyi anlamak için söylemlerin ötesine geçip verilere bakmak gerekir.
#fonmağdurları
AİHM’in yayımladığı son istatistiklere göre, bekleyen 59 bin 300 dosyanın 25 bin 500’ü Türkiye aleyhine yapılan başvurulardan oluşuyor. Bu, toplamın yaklaşık yüzde 43’ü demek.
Gelişmiş 37 ülke aleyhindeki başvuruların toplamı ise 9 bin; yani yüzde 15,2.
Yorumu sizlere bırakıyorum.
#Aliyaİzzetbegoviç