Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Pankreas tümörlerinde erken tanı yöntemleri ve robotik cerrahinin sağladığı kesinlik, daha hızlı iyileşme ve azaltılmış komplikasyon avantajları.
Memorial Şişli Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Emin Köse, pankreas tümörlerinin genellikle erken dönemde belirti vermeden ilerleyebildiğini, bu nedenle bazı hastalarda teşhisinin güçleştiğini ve erken tanının tedaviye önemli katkı sağladığını belirtti.
Prof. Dr. Emin Köse pankreasın hem sindirim hem de hormon salgılama işlevi olduğunu vurguladı. Pankreasın dış salgı fonksiyonuyla yağ, protein ve karbonhidrat sindirimine yardımcı enzimler üretildiğini, iç salgı fonksiyonuyla da insülin ve glukagon gibi hormonların kan şekeri düzeninde rol oynadığını ifade etti. Pankreasta gelişen tümörlerin hücre kökenlerine göre sınıflandığını, ekzokrin tümörlerin pankreas kanserlerinin büyük bölümünü oluşturduğunu söyledi.
Pankreas tümörlerinin erken dönemde belirgin şikâyetlere yol açmaması ve organın karın boşluğunun derininde yer alması nedeniyle çoğunlukla tesadüfen ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Emin Köse, belirtilerin tümörün pankreas içindeki yerleşimine, büyüklüğüne ve çevre dokularla ilişkisine göre değiştiğini anlattı.
En önemli belirtiler arasında sarılık, karın ve sırt ağrısı, istem dışı kilo kaybı, sindirim sorunları, halsizlik ve yorgunluk ile kan şekeri değişiklikleri yer alıyor. Prof. Dr. Emin Köse, özellikle pankreasın baş kısmındaki tümörlerin safra kanalına baskı yaparak sarılığa neden olabildiğini belirtti. Ayrıca yeni başlayan diyabet veya mevcut diyabette kontrol bozukluğu gibi kan şekeri değişikliklerinin değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Risk faktörleri arasında genetik faktörler, ileri yaş, yaşam tarzı ve sigara kullanımı ile kronik pankreatit, obezite ve diyabetin bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Emin Köse, tanı sürecinde fizik muayene ve kan testlerinin ardından BT, MR ve endoskopik ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanıldığını söyledi. CA 19-9 gibi tümör belirteçlerinin tek başına kanser tanısı koymak için yeterli olmadığını, gerektiğinde endoskopik ultrasonografi eşliğinde biyopsi yapıldığını belirtti.
Tümörün yerine göre farklı cerrahi yöntemlerin uygulandığını açıklayan Prof. Dr. Emin Köse, pankreas başı tümörlerinde Whipple ameliyatının, gövde ve kuyruk tümörlerinde distal pankreatektominin tercih edilebildiğini, bazı durumlarda dalağın alınmasının veya total pankreatektominin gündeme gelebileceğini söyledi. Total pankreatektomi sonrası insülin ve sindirim enzimi desteğinin ömür boyu süreceğini belirtti. Ayrıca tümörün çevre damarlarla ilişkisi nedeniyle doğrudan ameliyatın mümkün olmadığı hastalarda onkolojik ilaç tedavileri sonrası yeniden değerlendirme yapılabildiğini ifade etti.
Prof. Dr. Emin Köse robotik cerrahi uygulamalarının uygun hastalarda daha küçük kesilerle yapılabildiğini, ameliyat sonrası ağrının azalmasına, iyileşme sürecinin kolaylaşmasına ve erken taburcu olma imkânı sunduğunu söyledi. Ancak robotik yöntemin her pankreas tümöründe ve her merkezde uygulanamayacağını, ameliyatın güvenliği, tümörün tamamen çıkarılabilmesi ve cerrahi ekibin deneyiminin yöntem seçiminde belirleyici olduğunu vurguladı. Dünyada sadece seçkin merkezlerde uygulanan robotik pankreas ameliyatlarının ülkemizde de deneyimli ekiplerle yüz güldürücü sonuçlar verdiğini belirterek sözlerini noktaladı.
Pankreas tümörlerinin erken belirti vermemesi tanı ve tedavi sürecini zorlaştırıyor ve bu durum erken tanının önemini öne çıkarıyor. Tanı için kullanılan görüntüleme yöntemleri ve biyopsi uygulamaları, tümörün türü ve yayılımı hakkında ayrıntılı bilgi sağlayarak tedavi planının belirlenmesinde kritik rol oynuyor. Cerrahi tedavi seçenekleri tümörün yerleşimine göre şekillenirken, robotik cerrahinin uygun olgularda sağladığı konfor ve iyileşme avantajları tedavi yaklaşımlarına ek bir seçenek sunuyor. Ancak robotik yöntemin güvenli ve etkin uygulanabilmesi cerrahi ekip deneyimine ve merkezin imkanlarına bağlıdır.
Kaynak: İHA