Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Meme cerrahisinde 3 cm kesiyle tüm memenin çıkarılmasını sağlayan ileri teknikler, avantajları ve hasta seçimi hakkında profesyonel özet.
Acıbadem Üniversitesi Senoloji Enstitüsü ve Senatürk’ün desteğiyle 8-10 Ekim tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen 7’nci BREASTANBUL 2026 kongresi, 62 ülkeden bini aşkın bilim insanını bir araya getirdi. Düzenleme Komitesi Başkanı ve Acıbadem Üniversitesi Senoloji Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cihan Uras, kongrede robotik ve endoskopik cerrahi yöntemlerle memenin tamamının 3 santimetrelik bir kesiden çıkarılabildiğini belirtti.
Kongre kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısına Prof. Dr. Cihan Uras ile birlikte Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nuran Beşe, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Eralp, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Yazar, Almanya Klinikum Esslingen’den Prof. Dr. Thorsten Kühn ve ABD Inova Schar Cancer Institute’tan Dr. Shawna C. Willey katıldı.
Prof. Dr. Thorsten Kühn, Breastanbul’un farklı ülkelerden ve disiplinlerden uzmanları bir araya getirmesi bakımından değerli bir platform olduğunu vurguladı ve cerrahların deneyimlerini paylaşması, araştırmaları tartışması ve yeni iş birlikleri kurması açısından kongrenin dünyadaki en önemli bilimsel buluşmalardan biri olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Cihan Uras, meme kanseri ameliyatlarında robotik ve endoskopik teknolojilerin gündeme gelmesiyle 10 cm’lik kesi yerine ortalama 3 cm’lik kesilerin kullanılmaya başlandığını anlattı. Uras, 3 cm’lik kesiden memenin tamamının çıkarılabildiğini, aynı kesiden koltuk altına ulaşarak koltuk altı lenf bezi örneklerinin alınabildiğini, daha ince diseksiyon yapıldığını ve daha az kanama ile ameliyat sonrası ağrının azaltıldığını belirtti.
Prof. Dr. Yeşim Eralp, meme kanseri tedavisinde başarı oranlarının arttığını ifade ederek üçlü negatif meme kanserinde immünoterapilerin yaşam süresine katkı sağladığını, HER2 pozitif meme kanserlerinde yeni ilaçların erken evrelerde tümörün kaybolmasını mümkün kıldığını ve hormona duyarlı alt tiplerde yeni hormonal ilaçlarla akıllı ilaçların kemoterapi kullanımını azalttığını söyledi. Eralp ayrıca genetik testlerin tanıya katılmasıyla gereksiz kemoterapi uygulamalarının önüne geçildiğini belirtti.
Prof. Dr. Nuran Beşe, radyasyon onkolojisinde tedavi kapsamını azaltma eğiliminin hastaların yaşam kalitesini artırma amaçlı önemli bir gelişme olduğunu vurguladı. Beşe, seçilmiş hastalarda bekçi lenf nodu örneklemesinin dahi yapılmamasının gündemde olduğunu ve doğru hasta seçimiyle bazı hastalarda koltuk altına yönelik radyoterapinin gerekli olmayabileceğini ifade etti. Bu kararların deneyimli multidisipliner ekip tarafından verilmesi gerektiğini söyledi.
Dr. Shawna C. Willey, meme cerrahisinde son otuz yıllık dönemde önemli ilerlemeler olduğunu belirterek meme cerrahisinin ayrı bir uzmanlık alanı hâline geldiğini ve gelecekte hedefin meme kanserini ortaya çıkmadan güvenilir yöntemlerle önleyebilmek olduğunu kaydetti. Willey, kimin risk taşıdığını kişiye özel belirleyebilmenin öncelikli hedef olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Şükrü Yazar, plastik cerrahi alanında hastanın kendi dokularından rekonstrüksiyon yapılabildiğini ve hastadan alınan yağ dokusunun özel koşullarda dondurularak gerektiğinde yeniden kullanılabildiğini anlattı. Yazar ayrıca karın, sırt veya uyluk bölgesinden alınan dokularla yeniden meme oluşturulduğunu ve 3 boyutlu görüntüleme, bilgisayarlı tomografi ve yapay zekâ destekli planlama sistemleriyle karşı memeye daha fazla benzeyen rekonstrüksiyonlar gerçekleştirilebildiğini belirtti.
BREASTANBUL 2026’de sunulan bulgular, meme kanseri cerrahisinde minimal invaziv yaklaşımların uygulamada yerini güçlendirdiğini ve multidisipliner iş birliğinin tedavi kararlarını şekillendirmede belirleyici olduğunu gösteriyor. Robotik ve endoskopik yöntemlerle daha küçük kesiler kullanılması ameliyat sonrası morbiditenin azalmasına, hastaların yaşam kalitesinin yükselmesine ve hastane kaynaklarının daha etkin kullanılmasına katkı sağlıyor.
Onkolojik tedavilerde immünoterapi ve hedefe yönelik ilaçların erken evre uygulamalarının artması, bazı hasta gruplarında kemoterapi ihtiyacının azalmasına yol açıyor. Radyoterapide tedavi kapsamının dikkatli hasta seçimiyle azaltılması yaşam kalitesini koruma hedefini güçlendiriyor. Plastik cerrahide ise kişiye özel rekonstrüksiyon teknikleri ve doku mühendisliği uygulamaları estetik ve fonksiyonel sonuçları iyileştiriyor.
Kaynak: İHA