Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Türkiye siyaseti on yıllardır “benim mağdurum seninkinden daha kutsaldır” kavgasıyla yoruldu. Bir kesim 28 Şubat’ta yaşanan zulmü haykırırken, diğeri bugün KHK’larla kurulan o devasa hukuksuzluk sofrasını görmezden geliyor. Oysa 2026’nın bu nisan gününde Anadolu’nun köylerinden şehirlerine kadar yayılan bir ses, bu iki mahallenin duvarlarını da aynı anda sarsıyor.
Bu sesin sahibi, her iki dönemin de ateşinden geçmiş bir isim: Zübeyir Gülabi.
Gülabi’yi diğer siyasi aktörlerden ayıran en büyük özellik, onun bir “tutarlılık abidesi” olmasıdır. 28 Şubat’ın o soğuk kışında dindar kimliğiyle baskı gören, bugün ise KHK zulmüne karşı en ön safta duran Gülabi, mağduriyetler arasında hiyerarşi kurmuyor. KHK’lıların bugüne kadar siyasetçilere mesafeli durmasının sebebi, hep birer “oy deposu” olarak görülmeleriydi. Ancak Gülabi bizzat bu ateşin içinden geldiği için, 10 milyonluk kitlede şu inanç uyanıyor: “İşte bizi gerçekten anlayan, bizimle aynı dertle dertlenen biri.”
İntikam Değil, Restorasyon
İktidarın en büyük propaganda silahı korkudur. “Biz gidersek her şeyi yakıp yıkacaklar” masalı, Liberal Parti’nin “İntikam Değil, Adalet” doktriniyle paramparça oluyor. Gülabi’nin vizyonu çok net: Kim somut bir suç işlediyse, bağımsız mahkemelerde maddi delille yargılanacak. Ancak bir bankaya para yatırdığı, bir sendikaya üye olduğu veya sadece bir “kanaat” ile işinden edilen herkes derhal iade edilecek.
Bu bir intikam vaadi değil; bu bir toplumsal onarım (restorasyon) vaadidir. Gasp edilen yılların, ödenmeyen maaşların ve en önemlisi zedelenen itibarın iadesi; hukuk devletinin yeniden kuruluşu demektir.
Uğur Böceğinin Anadolu Seferi
2026 Nisan ayı itibarıyla Liberal Parti’nin uğur böceği amblemi, Kayseri’den Gaziantep’e, Trakya’dan İç Anadolu’ya kadar her yerde görülmeye başladı. Bu sadece bir teşkilatlanma hamlesi değil, bir “Adalet Hareketi”dir. Masada sadece KHK’lılar yok; mülakat mağduru gençler, yargı kararıyla susturulmuş esnaflar ve ekonomik enkazın altında kalan emekliler var.
Gülabi’nin etrafında şekillenen bu “ortak akıl”, 2028’e giden yoldaki en güçlü dip dalgadır. İnsanlar artık ideolojik kavgalardan değil, evrensel hukuktan ve ekmeğinden bahsediyor.
Uğur böceği, bu karanlık tabloda müjdenin ve adaletin sembolü olarak kanat çırpıyor. Eğer Türkiye, 28 Şubat’ın rövanşını almak yerine KHK karanlığını hukukla aydınlatmayı başarabilirse; işte o zaman okyanusun ötesindeki fırtınalar bizi sarsamaz.
Vakit, mahallelerin ötesine geçip adalet köprüsünde buluşma vaktidir.