Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Kan değerleriniz yüksekse ihmal etmeyin; kronik myeloproliferatif hastalık belirtilerini ve tanı adımlarını profesyonelce açıklıyoruz.
Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, rutin kan tahlillerinde saptanan yüksek hemoglobin, hematokrit, trombosit veya beyaz kan hücresi düzeylerinin her zaman masum olmadığını belirterek kronik myeloproliferatif hastalıkların erken tanısının damar tıkanıklığı, kanama ve diğer ciddi komplikasyonların önlenmesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Kemik iliğinin normalden fazla kan hücresi üretmesiyle ortaya çıkan bu grup hastalıklar arasında en sık polisitemia vera, esansiyel trombositemi ve myelofibrozis yer alıyor. Dr. Durusoy, polisitemia verada kırmızı kan hücrelerinin, esansiyel trombositemide trombositlerin yükselebildiğini; bazı hastalarda beyaz kan hücrelerinde artış görülebileceğini aktardı. Myelofibroziste ise kemik iliğinde zamanla bağ dokusu artışı gelişebildiğini ve bunun kansızlık, dalak büyümesi ile genel durum bozukluğuna yol açabildiğini belirtti.
Hastaların bazen yalnızca laboratuvar sonucu nedeniyle başvurduğunu vurgulayan Dr. Durusoy, hastalardaki belirtiler arasında baş ağrısı, yüzde kızarıklık, kulak çınlaması, görme bulanıklığı, el ve ayaklarda yanma hissi, sıcak banyo sonrası yoğun kaşıntı, karında dolgunluk, dalak büyümesi, halsizlik ve kilo kaybı olduğunu söyledi. Bazı vakalarda ilk bulgunun damar tıkanıklığı, pıhtı oluşumu veya daha nadiren kanama olabildiğine dikkat çekti.
Dr. Durusoy, sürekli yüksek seyreden kan değerlerinin sadece laboratuvar belirtisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı ve ileri yaş, önceki damar tıkanıklığı öyküsü, çok yüksek trombosit değerleri, kalp-damar hastalıkları ile hastalığın genetik özelliklerinin tedavi planını belirleyen önemli faktörler olduğunu aktardı.
Teşhis sürecinin tam kan sayımı ile sınırlı olmadığını belirten uzman, tanıda periferik yayma, demir metabolizması testleri, eritropoetin düzeyi ile JAK2, CALR ve MPL mutasyon analizlerinin önemine işaret etti. Ayrıca bazı hastalarda daha geniş moleküler analiz sağlayan yeni nesil dizileme (NGS) testlerinden yararlanıldığını ifade etti.
Kemik iliği biyopsisinin tanıda kritik rol oynadığını söyleyen Dr. Durusoy, polisitemia vera, esansiyel trombositemi ve erken dönem myelofibrozisin benzer laboratuvar bulgularıyla karşımıza çıkabileceğini, biyopside megakaryositlerin özellikleri, kemik iliği hücresel yapısı ve fibrozis derecesinin değerlendirilerek doğru alt tipin belirlendiğini anlattı.
Tedavinin hastanın riskine göre planlandığını belirten Durusoy, polisitemia verada hematokriti güvenli düzeyde tutmak için flebotomi uygulanabileceğini; düşük doz aspirin, hücre azaltıcı ilaçlar, interferon tedavileri veya JAK inhibitörlerinin kullanılabileceğini söyledi. Esansiyel trombositemide hedefin trombosit yüksekliğine bağlı pıhtı ve kanama riskini dengelemek olduğunu, myelofibroziste dalak büyüklüğü, kansızlık ve sistemik belirtiler ile risk grubunun tedavi kararlarını etkilediğini belirtti. Uygun hastalarda kök hücre naklinin gündeme gelebileceğini aktardı.
Dr. Sertaç Durusoy’un açıklamaları, kronik myeloproliferatif hastalıkların rutin kan testlerinde tesadüfen saptanabildiğini, belirtiler ortaya çıkmadan pıhtı ve kanama gibi ciddi komplikasyonların önlenmesi için sürekli yüksek kan değerlerinin ayrıntılı şekilde araştırılması gerektiğini ve tanıda moleküler testler ile kemik iliği biyopsisinin belirleyici olduğunu gösteriyor.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)