Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
İnsülin direnci ve metabolik sağlık faktörlerinin meme kanseri riskini nasıl etkilediğini bilimsel ve profesyonel bir dille inceleyen özet.
Ekim ayında meme kanserinde erken tanı ve farkındalık vurgusu sürerken Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sinan Tanyolaç metabolik sağlığın meme kanseri riski açısından önem taşıdığını belirtti. Tanyolaç insülin direnci ve yüksek insülin düzeylerinin meme kanseri riskiyle ilişkisinin bulunduğunu, bu nedenle metabolik değerlerin düzenli takip edilmesi gerektiğini söyledi.
Tanyolaç insülin direnci ile meme kanseri arasındaki ilişkinin tek bir mekanizma ile açıklanamayacağını, insülin ve insülin benzeri büyüme faktörü-1 olan IGF-1 gibi metabolik sinyallerin hücre büyüme ve çoğalma süreçlerinde rol oynadığını ifade etti. IGF-1 düzeyleri ile meme kanseri riski arasındaki ilişkiyi inceleyen geniş kapsamlı çalışmaların bu biyolojik mekanizmaların önemine işaret ettiğini aktardı.
Doç. Dr. Sinan Tanyolaç meme kanseri farkındalığının yalnızca taramadan ibaret olmadığını vurgulayarak kadınların meme sağlığı konusunda tarama programlarına ve hekim kontrollerine gereken özeni göstermesi gerektiğini söyledi. Bunun yanında genel sağlık durumunun ve metabolik risklerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Tanyolaç fazla kilo, abdominal yağlanma, fiziksel hareketsizlik ve metabolik bozuklukların sadece diyabet ve kalp damar hastalıkları açısından değil bazı kanser türleri açısından da önemli faktörler arasında değerlendirildiğini belirtti. Dünya Kanser Araştırma Fonu ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı tarafından değerlendirilen bilimsel verilerin metabolik açıdan sağlıksız obezite fenotipleri ile özellikle menopoz sonrası meme kanseri arasında ilişki bulunduğuna işaret ettiğini aktardı.
Bu bulgular meme kanseri farkındalık çalışmalarına metabolik sağlığın dahil edilmesinin önemini ortaya koyuyor. Metabolik bozukluklar ve insülin direnci meme kanseri riskini artıran faktörler olarak değerlendirilirken sağlık uygulamalarında yalnızca tarama programlarına odaklanmanın eksik kalabileceği anlaşılıyor. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının teşvik edilmesi ve metabolik göstergelerin düzenli takibi uzun vadeli kanser risk yönetiminde rol oynayabilir.
Doç. Dr. Sinan Tanyolaç yaşam tarzı değişikliklerinin insülin direncinin yönetiminde temel rol oynadığını belirtti. Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, yeterli uyku ve sağlıklı vücut ağırlığının korunmasının insülin duyarlılığını desteklediği, özellikle aerobik ile direnç egzersizlerinin birlikte uygulanmasının fayda sağladığı ifade edildi. Dengeli beslenmede sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, balık ve sağlıklı yağ kaynaklarının öne çıktığı, rafine şeker ve aşırı işlenmiş gıdaların sınırlandırılmasının metabolik sağlık açısından önemli olduğu vurgulandı.
Tanyolaç kan şekeri normal olan kişilerin de metabolik açıdan risk taşıyabileceğine dikkat çekti ve metabolik sağlığın değerlendirilmesinde kilo, bel çevresi, kan şekeri, HbA1c, kan yağları ve genel sağlık öyküsünün bir bütün olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Hangi testlerin gerekli olduğuna hekimin kişinin yaşı, kilosu, aile öyküsü ve diğer risk faktörlerine göre karar vermesi gerektiğini ekledi.
Doç. Dr. Sinan Tanyolaç meme kanseri farkındalık ayının kadınların yalnızca meme sağlığı konusunda değil genel sağlıkları konusunda da farkındalık kazanmaları için bir fırsat olduğunu belirtti. Erken tanı için önerilen taramaların aksatılmaması kadar sağlıklı bir metabolizmayı korumanın da uzun vadeli sağlık açısından önem taşıdığını ifade etti.
Kaynak: İHA