Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Hikmet Hacıyev, uluslararası medyada dezenformasyonla mücadele ve sorumlu iletişim çağrısını profesyonel ve etkili biçimde vurguluyor.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev, 4. Şuşa Global Medya Forumu’nda yaptığı konuşmada Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmanın fiilen sona erdiğini, ancak uluslararası medyada çatışmanın etkilerinin sürdüğünü belirtti. Hacıyev, bazı medya kuruluşlarının süreci geriye çekmeye çalıştığını, buna karşı gerçeklerin ve şeffaf iletişimin korunmasının kritik olduğunu vurguladı.
Forum Şuşa kentinde Azerbaycan Medya Geliştirme Ajansı organizasyonuyla düzenleniyor ve 53 ülkeden yaklaşık 160 katılımcı ağırlıyor. Hacıyev dijital platformların erişimi genişlettiğini ancak aynı zamanda yanlış bilgi ve manipülasyona zemin hazırladığını söyledi: “Dijital platformlar milyarlarca insana ses verdi, ancak gerçek ile yalanı ayırt etmeyi de daha zor hale getirdi.”
Hacıyev, Ermenistan’daki bazı rövanşist söylemlere dikkat çekerek ilişkilerin normalleşmesi ve barış anlaşmasının paraflandığını anımsattı; buna rağmen rövanşist güçlerin hâlâ medyada etkin olduğunu ve bu durumun endişe yarattığını ifade etti.
Medya reformlarına da değinen Hacıyev, Azerbaycan’daki modernizasyon çabalarının profesyonel gazeteciliği güçlendirmeyi, kurumsal kapasiteyi artırmayı ve medya okuryazarlığını geliştirmeyi amaçladığını söyledi. Reformların sadece mevzuatla sınırlı olmadığını; sürdürülebilir kurumlar kurma, gazetecilere yatırım yapma ve dezenformasyona karşı dayanıklılık oluşturma hedefi taşıdığını belirtti.
Hacıyev ayrıca Azerbaycan’a yönelik uluslararası dezenformasyon kampanyalarına dikkat çekti ve örnek olarak CNN’de yer alan iddiaları doğrulama sürecini anlattı. “Biz iddiaları tek tek gerçeklerle karşılaştırdık ve kamuoyuna doğrulama çalışmamızı sunduk. Ancak bize cevap hakkı tanınmadı” diyerek büyük medya kuruluşlarının zaman zaman sorumlu olmayan yayınlara yer verebildiğini kaydetti.
Hacıyev’in vurguları, bilgi savaşının diplomasi kadar önemli bir cepheye dönüştüğünü gösteriyor. Uluslararası medya söylemi ve dezenformasyon kampanyaları, iki ülke arasında siyasi normalleşme çabalarını karmaşıklaştırabilir; bu da bölgesel istikrar ve yatırım iklimi üzerinde olumsuz algı oluşmasına yol açabilir. Medya reformları ve medya okuryazarlığı yatırımları, hem toplumun dezenformasyona karşı direncini artırır hem de uluslararası iletişimde Azerbaycan’ın anlatısını güçlendirir.
Ayrıca çocukların dijital ortamda korunması konusundaki vurgular, yalnızca sosyal politika meselesi değil aynı zamanda uzun vadeli toplumsal dayanıklılık stratejisidir. Genç neslin refahını merkeze alan düzenlemeler, bilgi güvenliği ve ifade özgürlüğü arasındaki hassas dengeyi gözetmelidir.
Hacıyev’in eleştirileri, uluslararası medya kuruluşları ile doğrudan ve şeffaf iletişime ihtiyaç olduğunu da ortaya koyuyor; doğrulama süreçlerinin şeffaf yürütülmesi, karşılıklı güvenin tesisine katkı sağlayacaktır.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)