Görünmeyen Sorun, Çözülmeyen Sorundur

Görünmeyen Sorun, Çözülmeyen Sorundur
Yayınlama: 05.10.2026
A+
A-

Gökhan Turhan yazdı…

Geçinemeyen emeklinin sesi de haber değeri taşır. Peki, bir emeklinin sofrasındaki eksilmeyi, ay sonundaki çaresizliğini ve geçim mücadelesini daha ne kadar görmezden geleceğiz; servet haberlerini manşetlere taşırken geçim adaletsizliğini ne zaman gündemimizin başköşesine koyacağız?

Bir ülkede neyin haber yapıldığı, aslında neyin önemli görüldüğünü de gösterir.

Milyonluk servetler, lüks yaşamlar, büyük yatırımlar, gösterişli harcamalar…

Hepsi haber oluyor.

Olmalı da.

Ama aynı ülkenin başka bir köşesinde emekli, market rafının önünde fiyatlara bakıp alışveriş listesinden bir ürünü daha çıkarıyorsa; bu da haber değil midir?

Yıllarca çalışan, prim ödeyen, vergisini veren ve sonunda emeklilik hakkı kazanan bir insanın “Bu ayı nasıl çıkaracağım?” sorusu, neden manşetlik bir mesele olmasın?

İşte asıl sorulması gereken soru burada başlıyor.

Haber değeri yalnızca servetin büyüklüğünde mi, yoksa geçim sıkıntısının derinliğinde de mi aranacak?

Çünkü ekonomi yalnızca tablolarla, oranlarla ve rakamlarla anlatılamaz.

Ekonominin gerçek fotoğrafı bazen bir pazar filesindedir.

Bazen kasada ödenen tutardadır.

Bazen eczanede alınamayan ilaçtadır.

Bazen de ayın son haftasında cüzdanda kalan birkaç banknottadır.

Emeklinin yaşadığı geçim sıkıntısını yalnızca “kişisel bir sorun” gibi görmek, meselenin toplumsal boyutunu ıskalamaktır.

Bir emekli “Geçinemiyorum” diyorsa, o cümleyi duyacağız.

Bir emekli “Et alamıyorum” diyorsa, bunun nedenini sorgulayacağız.

Bir emekli temel ihtiyaçları arasında tercih yapmak zorunda kalıyorsa, bunun ekonomik ve sosyal sonuçlarını konuşacağız.

Çünkü emeklilik, insanın çalışma hayatı boyunca verdiği emeğin karşılığını huzur içinde alma dönemidir.

Emekliyi sürekli hesap yapmak zorunda bırakan bir geçim düzeni, sadece cebindeki parayı değil, geleceğe dair güven duygusunu da etkiler.

Burada medyaya da, kamuoyuna da önemli bir sorumluluk düşüyor.

Servet haberlerini konuşurken geçim adaletsizliğini de konuşmak…

Büyük kazançları haberleştirirken küçük gelirle hayatını sürdürmeye çalışanların hikâyesine de yer vermek…

Ekonomik büyümeyi tartışırken bu büyümenin vatandaşın mutfağındaki karşılığını sormak…

Çünkü bir ülkenin gerçek refahı, yalnızca en çok kazananların ne kadar kazandığıyla değil, en zor durumda olanların nasıl yaşadığıyla da ölçülür.

Bugün emeklinin sesi duyulmuyorsa yarın başka bir kesimin sesi duyulmayabilir.

Sorunları görmezden gelmek, onları ortadan kaldırmaz.

Tam tersine, görünmez hale getirir.

Ve burada köşe yazısının sorusu da bellidir:

Bir emeklinin geçinememesi ne zaman haber değeri kazanacak?

Cevabı ertelemeyelim.

Çünkü mesele yalnızca emeklinin cebindeki para değildir.

Mesele, emeğe verilen değerdir.

Mesele, gelir dağılımındaki adalettir.

Mesele, insanın yıllarca çalıştıktan sonra hayatının geri kalanında insanca yaşayıp yaşayamadığıdır.

Ve unutmayalım:

Görünmeyen sorun, çözülmeyen sorundur.

Emeklinin sesi duyulmuyorsa, mesele sadece sessizlik değildir.

Mesele, kimin sesinin duyulmaya değer görüldüğüdür.

İstanbul Üniversitesi & Tarih - Liberal TR Haber & Editör & Yazar
Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.