Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Uzmanlar folik asidin otizm riskini artırmadığını belirtiyor; hamilelikte ve planlamada kullanımı öneriliyor.
Sosyal medyada yayılan “Gebelikte kullanılan folik asit otizme neden oluyor” iddiası anne adaylarında endişe yarattı; Medicana Çamlıca Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Enes Burak Mutlu, bugüne kadar yapılan geniş kapsamlı bilimsel çalışmaların önerilen dozlarda folik asidin otizmle ilişkilendirilemeyeceğini bildirdi ve folik asidin gebelik öncesi ve erken dönemde nöral tüp defektlerini önlemede önemli olduğunu vurguladı.
Op. Dr. Enes Burak Mutlu, folik asidin (B9 vitamininin sentetik formu) gebelik planlanmadan en az bir ay önce başlanıp ilk 12 hafta sürdürülmesi gerektiğini belirterek, hücre bölünmesi ve DNA sentezi için gerekliliğine dikkat çekti. Standart öneri günlük 400 mikrogram folik asittir; daha önce nöral tüp defekti öyküsü olanlarda hekim farklı doz önerebilir.
Mutlu, sosyal medyada dolaşan iddiaların aksine kohort çalışmaları ve sistematik derlemelerin önerilen dozlarda folik asit kullanımının otizm riskini artırdığına dair kanıt göstermediğini söyledi. Bazı çalışmaların yeterli folik asit kullanan annelerin çocuklarında otizm oranının daha düşük olduğunu bildirdiğini, ancak bunun doğrudan korunma kanıtı sayılmayacağını ekledi.
Uzman ayrıca otizmin çok faktörlü bir nörogelişimsel durum olduğunu, genetik yatkınlık ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynadığını ve tek bir vitamin veya etkenle açıklanamayacağını vurguladı. Mevcut bilimsel kanıtların önerilen dozlarda folik asit kullanımının otizm riskini artırmadığını gösterdiğini belirtti.
Bu tartışma, sağlık iletişimi ve sosyal medyanın hızının tıbbi konularda nasıl panik yaratabildiğini gösteriyor. Folik asit gibi kanıt temelli uygulamalar etrafında yayılan yanlış bilgi, anne adaylarının ilaç ve takviye alışkanlıklarını hekim onayı olmadan değiştirmesine neden olabilir; bunun sonucunda nöral tüp defektleri gibi önlenebilir sonuçların artma riski ortaya çıkar. Sağlık otoritelerinin ve klinik hekimlerin, erişilebilir ve anlaşılır bilimsel rehberlik sağlaması; sosyal medya platformlarının da doğrulanmamış sağlık iddialarını sınırlayıcı mekanizmalar geliştirmesi gerekecektir.
Ayrıca genetik testler (örneğin MTHFR varyasyonları) ve metilfolat tartışmaları klinik bağlamdan koparılarak genelleştirildiğinde yanlış yönlendirmeye yol açıyor. MTHFR varyasyonu tek başına folik asit bırakılması veya metilfolata geçiş için yeterli bir neden değildir; bu tür kararlar kişiye özel hekim değerlendirmesiyle alınmalıdır.
Sonuç olarak, halk sağlığı açısından kanıta dayalı folik asit kullanımının korunması; sağlık okuryazarlığını artıracak iletişim stratejilerinin geliştirilmesi ve anne adaylarının doktorlarına danışmadan ilaç veya takviye bırakmaması kritik öneme sahip.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)