Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Akdeniz Üniversitesi, tüberküloz tanısında yenilikçi yöntem ve patentli besiyerini geliştirerek teşhis doğruluğu ve erişilebilirlikte ilerleme kaydetti.
Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, Mycobacterium tuberculosis alanındaki çalışmalarıyla uluslararası etki sıralamasında öne çıktığını ve veremle mücadelede yeni tanı ile tedavi yaklaşımlarına odaklandığını açıkladı. Çoban, hem yaşam boyu etki hem de son beş yıllık performans kategorilerinde dünya sıralamasında yer aldı.
Çoban, veremle mücadelede en kritik sorunların arasında çok ilaca dirençli (MDR-TB) ve yaygın ilaç dirençli (XDR-TB) suşların artış gösterdiğini belirtti. Tanıda gecikmeler ile yeni ilaçlara karşı gelişen dirençlerin tedaviyi zorlaştırdığını vurguladı.
2019’da kurulan Verem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi ile araştırma, tanı ve eğitim faaliyetlerini tek çatı altında topladıklarını söyleyen Çoban, merkezin laboratuvar altyapısı ve akademik iş birlikleriyle çalışmaların güçlendirildiğini aktardı.
Laboratuvarda mikobakteri çoğaltımı için geliştirilen özgün besiyerlerinin (AYC.2.1. broth ve AYC.2.2. agar) uluslararası patentle korunduğunu belirten Çoban, bu yeniliklerin temel bilimden klinik uygulamaya köprü kurma hedefi taşıdığını ifade etti.
Çoban, Türkiye’de tüberküloz kontrol programlarının genel anlamda başarılı yürüdüğünü ancak dirençli vakaların erken tanısı ve moleküler epidemiyolojik çalışmaların artırılmasının önemine dikkat çekti. Dünya çapında ise hızlı, düşük maliyetli tanı yöntemleri ve yeni antitüberküloz ilaç geliştirme ihtiyacının sürdüğünü kaydetti.
Verem alanında akademik görünürlüğün artması, hem yerel sağlık altyapısına hem de uluslararası araştırma iş birliklerine doğrudan katkı sağlayabilir. Patentli besiyerleri gibi pratik laboratuvar çözümleri, test sürelerini kısaltıp laboratuvar kapasitesini artırarak erken teşhise yardımcı olabilir; bu da direnç gelişiminin önlenmesinde kritik rol oynar. Öte yandan, yeni tanı ve ilaç geliştirme süreçleri ekonomik yatırım ve düzenleyici onay gerektirdiğinden, bu tür buluşların yaygın kullanımına ulaşması zaman alacaktır.
Toplumsal açıdan bakıldığında, erken teşhis kapasitelerinin güçlenmesi sağlık hizmetlerine erişimdeki bölgesel eşitsizliklerin etkisini azaltabilir. Ancak dirençli suşların yayılımını kontrol altına almak için saha düzeyinde tarama, hasta izleme ve tedavi uyum programlarının eş zamanlı geliştirilmesi şarttır.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)