Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Afetlere dayanıklı yer seçimi ve havza planlamasıyla riskleri azaltma, sürdürülebilir güvenlik ve toplumsal direnç oluşturmanın önemi.
İstanbul’da yaşanan sel felaketinin ardından Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) İstanbul Şube Başkanı ve Genel Başkan Vekili Tarkan Tüzmen, afetlere dirençli kentleşme ve doğru yapılaşma kararlarının önemine dikkat çekti. Tüzmen, afet kaynaklı kayıpların yalnızca binaların fiziksel dayanıklılığı ile açıklanamayacağını, yer seçimi, zemin özellikleri ve bütüncül şehir planlamasının hayati rol oynadığını vurguladı.
Tüzmen yapı güvenliğinin beton kalitesi, demir donatı veya inşaat denetiminin ötesinde başladığını belirtti. İnşaat sürecinin başlamadan önce bilimsel verilerle şekillendirilmesi gerektiğini söyleyen Tüzmen, yanlış yer seçimi, yetersiz zemin araştırması ve etkisiz denetimin doğal riskleri büyük felaketlere dönüştürdüğünü ifade etti.
Zemin etütlerinin ruhsat almak için formalite belgeler olmaktan çıkarılması gerektiğini vurgulayan Tüzmen, araştırma sonuçlarının projelere tam yansıtılması ve sahada sıkı şekilde denetlenmesinin önemini belirtti.
Tüzmen dere yatakları ve doğal su akış güzergahlarındaki hatalı yapılaşma kararlarının tüm çevreyi tehdit ettiğini, dere yataklarının daraltılmasının, yetersiz köprü ve menfezlerin ile hatalı dolguların taşkın riskini artırdığını söyledi. Sel güvenliğinin yalnızca inşaat parseli sınırlarında değerlendirilemeyeceğini, suyun toplandığı üst havzaların, arazi eğiminin, betonlaşmanın yüzey akışına etkisinin ve suyun izlediği doğal rotanın bütüncül yaklaşımla incelenmesi gerektiğini belirtti.
Tarkan Tüzmen ekonomik kazancın kamu yararı ve bilimsel verilerin önüne geçmemesi gerektiğini kaydetti. Mühendislik disiplininin farklı zemin şartlarında güvenli çözümler üretebileceğini ancak bunun her arazinin her yoğunlukta ve her kullanım amacıyla yapılaşmaya uygun olduğu anlamına gelmediğini dile getirdi. Bazı alanlarda özel temel sistemleri gerekebileceğini, bazı kritik bölgelerde ise yapılaşmanın sınırlandırılması veya alanın tamamen açık bırakılmasının en doğru yaklaşım olacağını ifade etti.
Tüzmen taşkın alanlarının park, su tutma alanı veya yeşil koridor olarak korunmasının hem ekonomik hem de toplumsal açıdan büyük değer taşıdığını belirtti.
Tarkan Tüzmen’in açıklamaları, yapı güvenliğinin sadece malzeme ve denetimle sınırlı olmadığına; yer seçimi, zemin etütleri ve havza bazlı planlamanın afet risklerini azaltmada merkezî rol oynadığına işaret ediyor. Bu bakış, şehir planlaması ve inşaat uygulamalarında daha kapsamlı bilimsel değerlendirmelerin ve sıkı saha denetimlerinin gerekliliğini vurguluyor. Ayrıca ekonomik çıkarların bilimsel verilerin önüne geçmemesi gerektiği yönündeki uyarı, kritik alanlarda yapılaşmanın sınırlandırılması veya koruma amaçlı kullanımların önceliklendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Kaynak: İHA