Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, toplumsal barış panelinde KHK’lar, 15 Temmuz sonrası ihraçlar ve yargı süreçlerine ilişkin kapsamlı ve dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, 2 Nisan 2026 tarihinde düzenlenen “Toplumsal Barış ve Kardeşlik Paneli”nde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yakın dönemine damga vuran 15 Temmuz süreci, OHAL döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ve askeri personel ihraçlarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Emekli bir subay kimliğiyle konuştuğunu vurgulayan Gülabi, siyasi bir söylemden ziyade “vicdani sorumluluk” taşıdığını ifade etti.
Konuşmasının başında özellikle genç askeri personelin yaşadığı mağduriyetlere dikkat çeken Gülabi, “Ben burada bir parti genel başkanı olarak değil, vicdanı kanayan bir insan olarak bulunuyorum” sözleriyle salona seslendi.
Gülabi, konuşmasının önemli bölümünü 15 Temmuz sonrasında ihraç edilen askeri öğrenciler, teğmenler ve astsubaylara ayırdı. Bu kesimin darbe girişimiyle ilişkilendirilmesini sert şekilde eleştiren Gülabi, söz konusu kişilerin emir-komuta zinciri içerisinde hareket eden ve karar verici konumda olmayan bireyler olduğunu belirtti.
“Bir askeri öğrenci, bir teğmen darbe yapamaz. Bu hem askeri gerçeklikle hem de toplum vicdanıyla bağdaşmaz” diyen Gülabi, bu kişilerin hayatlarının geri dönülmez şekilde etkilendiğini söyledi.
OHAL döneminde çıkarılan KHK’lara yönelik eleştirilerini sertleştiren Gülabi, bu uygulamaların bireysel suç ve sorumluluk ilkesini ortadan kaldırdığını savundu.
“Eğer ortada bir suç varsa bunu ortaya çıkaracak makam bellidir: savcılık. Ancak KHK’larla insanlar topluca cezalandırıldı” diyen Gülabi, bu durumun hem hukuka hem de anayasaya aykırı olduğunu ifade etti.
KHK’ların iptal edilmesi gerektiğini savunan Gülabi, “Bu sadece bir adaletsizlik değil, aynı zamanda açık bir hukuksuzluktur” dedi.
Gülabi, konuşmasında yargı sistemine yönelik eleştirilerde de bulundu. Özellikle Anayasa Mahkemesi’nin KHK’ları onaylamasını eleştiren Gülabi, bu durumun “adaletin askıya alınması” anlamına geldiğini savundu.
“Anayasa Mahkemesi’nin bu kararları, anayasanın ruhuna aykırıdır. Adalet raflara kaldırılmıştır” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının dikkat çeken bölümlerinden biri de Gülabi’nin kişisel anıları ve tanıklıkları oldu. 28 Şubat sürecinde kendisinin de ihraç edildiğini hatırlatan Gülabi, o dönemde hukuki itiraz yollarının kapalı olduğunu belirtti.
Ayrıca 15 Temmuz gecesine ilişkin somut örnekler paylaşan Gülabi, bazı üst düzey komutanların darbe girişimine katılmadığına dair resmi tanıklıkların mahkemeler tarafından dikkate alınmadığını ileri sürdü.
Gaziantep Garnizon Komutanı Tuğgeneral Murat Soysal örneğini veren Gülabi, dönemin yetkililerinin açık beyanlarına rağmen bu durumun yargı sürecinde göz ardı edildiğini iddia etti.
Konuşmasında kamuoyunda zaman zaman gündeme gelen “Öcalan’a özgürlük” tartışmalarına da değinen Gülabi, bu söylemlere sert tepki gösterdi. Türkiye’nin uzun yıllar süren terörle mücadelesinde büyük kayıplar verdiğini hatırlatan Gülabi, şehit ailelerinin yaşadığı acıya dikkat çekti.
“On binlerce insanımız hayatını kaybetti. Bu gerçek ortadayken böyle taleplerin dile getirilmesi toplumda derin yaralar açar” dedi.
Gülabi, konuşmasının genelinde intikam duygusuna karşı olduklarını vurguladı. Toplumsal barışın ancak adaletin sağlanmasıyla mümkün olacağını ifade eden Gülabi, bireysel hakların korunmasının devletin temel sorumluluğu olduğunu söyledi.
“Biz intikam değil adalet istiyoruz. Hukuk herkese eşit uygulanmalıdır. Gerekirse bireysel haklarımızdan bile toplumsal barış için feragat edebiliriz” dedi.
Konuşmasının sonunda siyasi duruşunu da ortaya koyan Gülabi, siyaset yapma amacının hukuk devletini yeniden tesis etmek olduğunu belirtti.
“Ben savcı değilim, siyasetçiyim. Amacım suçlu bulmak değil, hukukun işlemesini sağlamak. Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasa ve yasalarının herkes için geçerli olduğu bir düzen istiyoruz” ifadelerini kullandı.