Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bir dakika elli saniye bana kulak vermenizi rica ediyorum.
Mevlânâ, Mesnevî’de şöyle bir kıssa nakleder:
Hırsızlığa alışmış olan biri, gece yarısı bir duvarın dibinden ağır ağır delmeye başladı. Hasta ev sahibi, zor fark edilen sesleri duydu; dama çıktı, aşağıya eğildi ve hırsızı görüp, “Hayırdır inşallah… Gece yarısı ne ediyorsun, kimsin?” diye sordu.
Hırsız, “Davulcuyum azizim,” dedi.
Adam, “Peki, burada ne yapıyorsun?” deyince hırsız, “Davul çalıyorum,” dedi.
Ev sahibi, “Be adam, davul sesi hani?” dedi.
Hırsız, “Dur hele, acele etme! Sesini yarın duyarsın. ‘Eyvahlar olsun!’ dediğin zaman kulağına dank eder!” cevabını verdi.
Hakîkatin, önünde sonunda ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. Kimse buna mâni olamaz.
Bugün birilerine davulun sesi hoş geliyor olabilir. İşin içinde olmayanlara zor işler kolay veya çekici görünür; ancak iç yüzü farklıdır.
Yarın aklınıza, gözünüze, kulağınıza, dilinize, gönlünüze dank eder; ama iş işten çoktan geçmiş olur.
Henüz vakit varken, “Son pişmanlık fayda etmez,” dememek için hakîkatin, hakkın, adaletin, hukukun peşine düşmek gerekiyor. Kurtuluşa vesile olması için.
Asırlar evvel Eflâtun meseleyi ne de güzel ifade ediyor:
“Ahmaklığın en büyük kanıtı, bir şeyi anlamadan o konuda çok konuşmaktır.”
Bu tür kişiler dünya durdukça hep var olacaktır. Günümüzde sayıları üzülerek söylüyorum ki azımsanmayacak kadar çok.
#SarıZarflar
#Mevlana
Bir dakika elli saniye bana kulak vermenizi rica ediyorum.
— Sırrı Er (@konusmasanati) April 2, 2026
Mevlânâ, Mesnevî’de şöyle bir kıssa nakleder:
Hırsızlığa alışmış olan biri, gece yarısı bir duvarın dibinden ağır ağır delmeye başladı. Hasta ev sahibi, zor fark edilen sesleri duydu; dama çıktı, aşağıya eğildi ve… pic.twitter.com/9tD3qFoDr4