Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Prof. Yılmaz: Türkiye nominalde 16., satın alma gücüyle 11. büyük ekonomi konumunda — ekonomik veriler ve değerlendirmeler.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cihannüma Derneği ve AYBİR işbirliğiyle düzenlenen Türkiye Raporu Alan Öngörüleri ve Politika Raporu sunumunda, pandemi sonrası küresel dengelerin değiştiğini ve Türkiye’nin bu dönemde ekonomik ve savunma sanayii alanlarında önemli bir konum elde ettiğini açıkladı.
Yılmaz, dünyanın daha kısıtlayıcı bir ekonomik ortama doğru evrildiğini, uluslararası kurumların ve kuralların zayıfladığını belirterek “Geçen yıl itibariyle nominal dolar bazında dünyanın 16. büyük ekonomisiyiz” dedi ve satın alma gücü paritesiyle Türkiye’nin 11. sırada olduğunu vurguladı.
Konuşmasında kalkınma ile gelişme arasındaki farklara dikkat çeken Yılmaz, kalkınmanın ekonomik büyüme, sosyal adalet ve çevresel sürdürülebilirlik boyutlarından oluştuğunu; buna yönetişimi de eklediğini söyledi. Ekonomik büyümenin tek başına kalkınma için yeterli olmadığına dair örnekler verdi.
Yılmaz, son 23 yılda Türkiye ekonomisinin yılda ortalama yüzde 5,3 büyüdüğünü, dünya ortalamasının ise yüzde 3,5 olduğunu belirterek bu farkın uzun vadede yarattığı etkiye dikkat çekti. Pandemi sonrası dönemde dünya ticaretindeki daralmanın büyümeyi daha fazla etkilediğini de sözlerine ekledi.
Savunma sanayiine ilişkin değerlendirmesinde, silahlı kuvvet envanterindeki ürünlerin yüzde 80’inden fazlasının yerli ve milli olduğunu söyleyen Yılmaz, sektör ihracatının geçen yıl 10 milyar doluyu aştığını, son 12 aylık verilerle 11 milyar doluyu geçtiğini ve sektörün küresel ihracatta 11’inci sırada bulunduğunu aktardı.
Türkiye’nin nominal ve satın alma gücü bazındaki sıralamasındaki yükseliş, küresel belirsizlik içinde ülkenin ekonomik dayanıklılığının arttığını gösteriyor. Ancak Yılmaz’ın vurguladığı gibi, sürdürülebilir kalkınma için büyüme tek başına yeterli değil; gelir dağılımı, çevresel sürdürülebilirlik ve etkin yönetişim eş zamanlı ilerlemek zorunda. Bu tablo, dış şoklara karşı direnç ve iç politikada reform odaklı adımların önemini artırıyor.
Ayrıca güçlü ve yerli bir savunma sanayinin hem güvenlik hem de ihracat kanalı olarak ekonomik istikrara katkıda bulunduğu gözlemleniyor. Ancak savunma üretimindeki ilerlemenin sivil teknoloji transferi, istihdam yaratma ve küresel tedarik zincirleriyle entegrasyon gibi alanlarda stratejik planlama gerektirdiği unutulmamalı.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)