Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Yatırım fonları krizinin borsada yarattığı likidite daralması, işlem hacmi ve adetlerdeki sert düşüşün etkilerini özetliyoruz.
Yatırım fonları kaynaklı kriz, Borsa İstanbul’da işlem yapanları temkinli hale getirdi ve piyasalarda belirgin bir durgunluk yarattı. Eylül ayındaki tasfiye sürecinin ardından hisse senetlerinde görülen baskı, alım-satım iştahını azaltırken işlem hacmi ve adetleri yılın en düşük seviyelerine taşıdı. Yatırımcıların büyük kısmı belirsizliklerin azalmasını bekleyerek piyasada pasif pozisyon aldı.
Haftanın ilk işlem gününde BIST 100’de kaydedilen 81,4 milyar liralık hacim ve 3,81 milyar adetlik işlem, hem parasal hem de fiziksel aktivitede ciddi zayıflamayı işaret ediyor. Bu seviyeler, yıl içindeki tarihi ortalamaların ve kriz öncesi günlerin oldukça altında kaldı.
Fonların tasfiye sürecinin zirve yaptığı 16-17 Eylül tarihlerinde günlük hacimler 262-266 milyar lira bandına yükselmişti. Ancak daha sonra piyasa aktivitesi hızlıca azaldı ve 25 Eylül itibarıyla hacimler 100 milyar liranın altına indi. Son kayıtlardaki 81,4 milyar liralık hacim, 16 Eylül’e göre yaklaşık yüzde 69 düşüş anlamına geliyor; 15 Eylül ile kıyaslandığında ise azalma yaklaşık yüzde 54 düzeyinde.
Buna paralel olarak işlem adetlerinde de sert bir düşüş yaşandı. 16-17 Eylül’de günlük 15-16 milyar adet civarında olan işlem hacmi, son dönemde 3,81 milyar adete gerileyerek yüzde 75’in üzerinde bir azalma kaydetti. Tarihsel ortalama olan 7-8 milyar adet seviyesinin çok altına inilmesi, piyasa katılımındaki çöküşü çarpıcı biçimde gösteriyor.
Fonların tasfiye ettiği hisselerde bazılarının aralıksız olarak taban fiyatlarda kalması ve bazılarının üst üste 20’nci taban seviyelerine ulaşması, likiditenin ne kadar sıkıştığını ortaya koyuyor. Bu tür hareketler, özellikle likiditesi sınırlı şirket hisselerinde fiyat oluşumunu zorlaştırıyor ve yatırımcıların eski pozisyonlarını satmasını güçleştiriyor.
Bu tablo, fiyat düşüşünün ötesinde piyasada gerçek bir alım-satım faaliyeti azalması olduğunu gösteriyor; yani parasal hacim kaybı kadar işlem adetlerindeki düşüş de piyasanın temel sorunu haline geldi.
İşlem daralması yalnızca BIST 100 ile sınırlı kalmadı; BIST TÜM endeksinde de benzer bir gerileme gözleniyor. Haftanın ilk işlem gününde BIST TÜM’ün hacmi 127,96 milyar lira olarak kaydedildi ve bu rakam 16 Eylül’e göre yaklaşık yüzde 60, 15 Eylül’e göre ise yüzde 47 düşüş gösterdi. İşlem adetlerinde de iki tarihli karşılaştırmalarda belirgin azalmalar mevcut.
Piyasa uzmanları, yatırımcıların belirsizlik ortamında riskten kaçındığını ve bekle-gör stratejisine geçtiğini belirtiyor. Hisse fiyatlarındaki yüksek oynaklık, yabancı yatırımcı ilgisinin zayıflığı ve fon krizine dair soru işaretleri, güvenin geri gelmesini geciktiren başlıca etkenler olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, güven ortamı sağlanmadan güçlü bir toparlanma beklemenin güç olduğunu vurguluyor.
Yaklaşan üçüncü çeyrek bilanço dönemi bazı şirket hisselerinde hareketlilik yaratabilir; olumlu kâr ve nakit göstergeleri kısa vadede işlem hacmini canlandırabilir. Ancak bilanço sezonunun piyasa genelindeki güven sorununu tek başına çözmeyeceği, fon krizinin seyri ve makro göstergelerin de belirleyici olacağı ifade ediliyor.
Uzmanların ortak değerlendirmesi, yatırımcıların daha kalıcı biçimde geri dönmesi için 2027 yılına ilişkin makro ve sektörel görünümün netleşmesi gerektiği yönünde. Aralık ayında oluşacak 2027 beklentileri, faiz ortamı, şirket kârları ve yabancı sermaye akımları toparlanma hızını belirleyecek. Bu nedenle kısa vadede kısmi canlanma görülebilir; ancak sürdürülebilir toparlanma için yatırımcı güveninin yeniden tesis edilmesi şart.
Gedik Yatırım’ın strateji raporu, büyük ölçekli Türk şirketlerinin gelişmekte olan piyasa benzerlerine göre göreli performansının geride kaldığını gösteriyor. BIST 100 lira bazında yılbaşından bu yana artış gösterse de dolar bazında gerileme kaydetti ve MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi’nin gerisinde kaldı. Kurum, açılan değerleme farkının zaman içinde ortalamaya dönme potansiyeli taşıdığını; bunun yatırımcı ilgisini yeniden çekebileceğini belirtiyor. Ancak bu kapanışın gerçekleşmesi piyasa güvenine ve makro koşullara bağlı olacak.
Sonuç olarak, Borsa İstanbul’daki asıl sorun yatırımcı güveninin sarsılmasıdır. Fon krizinin yarattığı belirsizlikler giderilmedikçe işlem hacmi ve adetlerindeki zayıflığın sürme ihtimali yüksek. Yaklaşan bilanço dönemi ve 2027 beklentilerinin netleşmesi, piyasa aktivitesini artırabilecek başlıca unsurlar olarak öne çıkıyor.