Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Tek portlu robotik cerrahi ve dondurarak tedaviyle meme kanserinde yenilikler; daha az invaziv, hassas ve hasta odaklı yaklaşımlar.
Meme kanserinde hastalığın evresi, tümörün özellikleri ve hastanın genel sağlık durumu göz önüne alınarak farklı cerrahi yöntemler uygulanıyor. Memorial Şişli Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Gürsel Remzi Soybir, tek portlu robotik cerrahi, endoskopik cerrahi, kriyoablasyon ve onkoplastik cerrahi gibi modern yaklaşımların avantajlarını ve sınırlamalarını anlattı.
Tek portlu robotik cerrahi uygun hastalarda daha küçük giriş yarası, daha az doku hasarı ve genişletilmiş görüntü sunuyor. Bu teknoloji, dar alanlara ulaşımı kolaylaştırıyor ve cerraha büyütülmüş net görüntü sağlayarak daha hassas müdahalelere imkan tanıyor. Ancak bu yöntemin her hasta için uygun olmadığı, tümörün özellikleri, hastalığın evresi ve hastanın genel sağlık durumuna göre seçilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Endoskopik cerrahi küçük kesilerden yerleştirilen kamera ve özel aletlerle gerçekleştiriliyor. Monitöre yansıyan görüntüler eşliğinde yapılan müdahaleler yara izlerini azaltmaya yardımcı oluyor ve ameliyat sonrası iyileşme sürecini hızlandırabiliyor. Bu yöntemin de tercih edilmesi tümörün boyutu, yerleşimi ve meme dokusunun özelliklerine bağlı.
Kriyoablasyon yani dondurarak tedavi, görüntüleme eşliğinde hedef dokuya prob yerleştirilip çok düşük sıcaklıklarla hücrelerin tahrip edilmesi esasına dayanıyor. Önceleri bazı iyi huylu kitlelerde kullanılan bu yöntem, seçilmiş erken evre meme kanseri hastalarında da tedavi seçeneği olabiliyor. İşlemin lokal anestezi altında küçük bir girişimle yapılabilmesi önemli bir avantaj olarak değerlendiriliyor.
Onkoplastik cerrahi ise onkolojik güvenlik ilkeleriyle estetik rekonstrüksiyon tekniklerini bir araya getiriyor. Bu yaklaşımda tümör uygun cerrahi sınırlarla çıkarılırken kalan meme dokusu hastanın beklentileri doğrultusunda yeniden yapılandırılabiliyor. Planlamada çıkarılması gereken doku miktarı ve hastanın beklentileri birlikte ele alınıyor.
Genetik riski yüksek kişilerde risk azaltıcı cerrahi değerlendirmesinin önemi de vurgulanıyor. Bu karar öncesinde genetik sonuçlar, aile öyküsü, yaş ve genel sağlık durumunun multidisipliner konseylerde değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Risk azaltıcı cerrahinin kanser gelişme ihtimalini büyük ölçüde düşürebileceği ancak riski tamamen ortadan kaldırmadığı hatırlatılıyor.
Prof. Dr. Gürsel Remzi Soybir ayrıca sistemik tedavilerdeki gelişmelerin cerrahi yaklaşımların yeniden değerlendirilmesine yol açtığını, kemoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerle tümörün küçültülmesi veya tamamen ortadan kaldırılmasının memede ve koltuk altında daha sınırlı cerrahilere imkan sağladığını ifade etti. Bu sayede onkolojik güvenlikten ödün verilmeden cerrahiye bağlı yan etkilerin azaltılması ve hastaların günlük yaşama dönüşünün kolaylaşması hedefleniyor.
Meme kanseri cerrahisinde artan teknoloji kullanımı, hasta konforunu ve kozmetik sonuçları iyileştirme potansiyeli taşıyor. Tek portlu robotik cerrahi ile daha küçük yaralar ve hassas müdahale imkanı sağlanırken endoskopik yöntemler yara izini azaltıyor. Kriyoablasyonun seçilmiş vakalarda seçenek oluşturması cerrahi müdahale ihtiyacını azaltma yönünde bir adım olarak görülüyor. Onkoplastik yaklaşımlar ise onkolojik güvenliği koruyarak estetik beklentileri karşılamayı amaçlıyor. Bununla birlikte her yöntemin uygulanabilirliği tümörün özellikleri, hastalığın evresi ve hastanın genel sağlık durumuna göre dikkatle değerlendirilmelidir.
Kaynak: İHA