Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Sındırgı depreminin birinci yılında Balıkesir’de afet bilinci, hazırlık ve dayanıklılık vurgusu; önlemler ve iş birliği öne çıktı.
10 Ağustos 2025’te Sındırgı merkezli 6,1 büyüklüğündeki depremin birinci yılında TMMOB Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi Başkanı Osman Zeki Şahin, Balıkesir’in deprem gerçeğiyle yüzleşmesi gerektiğini belirterek kentte depreme hazırlığın zorunlu olduğunu söyledi.
Şahin, Türkiye’nin jeolojik konumu nedeniyle aktif deprem kuşaklarında yer aldığını hatırlatarak Sındırgı depreminin Balıkesir’i doğrudan etkilediğini ve artık sorulması gerekenin “Deprem olacak mı?” değil “Deprem olduğunda kentimiz ve yapılarımız ne kadar hazır olacak?” olduğunu ifade etti.
Başkan Şahin, depremin afete dönüşmesinde insan kaynaklı etkenlerin rolüne dikkat çekti; yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, yapı kalitesi, denetim eksiklikleri, afet alanlarının yetersizliği ve kent yoğunluğunun etkili olduğunu vurguladı. Bu nedenle hazırlığın yalnızca müdahalelerle sınırlı kalmayıp, öncesinde kentin yeniden değerlendirilmesiyle başlaması gerektiğini söyledi.
Yeni yapılaşmalarda yalnızca kat veya inşaat alanı hesabıyla planlama yapılamayacağını söyleyen Şahin, zemin, yapı güvenliği, ulaşım, açık ve yeşil alanlar ile afet sonrası toplanma alanlarının birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Deprem yönetmeliğine uygunluğun ruhsat aşamasından iskan aşamasına kadar sahada gerçek anlamda denetlenmesi gerektiğini ekledi.
Yüksek yapıların modern kent göstergesi olduğu anlayışının sorgulanması gerektiğini ifade eden Şahin, Balıkesir için daha güvenli, düşük yoğunluklu, yeşil dokusu korunmuş, sosyal donatıları yeterli ve insan ölçeğini esas alan bir kent modeli gerektiğini söyledi.
Basındaki açıklamaya göre Mimarlar Odası Başkanı Şahin, Sındırgı merkezli 6,1 büyüklüğündeki deprem sonrası Balıkesir’de planlama ve denetim ekseninde kapsamlı bir yaklaşım çağrısında bulundu. Metinde; kentsel dönüşümün mahalle ölçeğinde ele alınması, afet toplanma alanlarının erişilebilir ve altyapılı hale getirilmesi, yapı denetiminin sahada etkinleştirilmesi ve kent yoğunluğunun azaltılması gibi somut vurgular bulunuyor. Şahin’in açıklamaları yalnızca mevcut konuların sürdürüldüğünü, kurumlar arası veri paylaşımı ve ortak akıl gerektiğini belirtiyor.
Şahin kentsel dönüşümün sadece bina değişimi olmadığını, güvenli yapı, sağlıklı çevre ve nitelikli kamusal alan üretme süreci olduğunu söyledi ve dönüşüm sürecinde vatandaşın ekonomik ve sosyal şartlarının dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca afet toplanma alanlarının haritalarda gösterilen boş parseller olmaktan çıkarılması; erişilebilir, güncel nüfusa göre yeterli büyüklükte ve altyapılı alanlar olarak korunması gerektiğini belirtti.
Deprem hazırlığının kurumlar arası koordinasyon gerektirdiğini ifade eden Şahin, AFAD’dan yerel yönetimlere, bakanlıklardan meslek odalarına ve üniversitelere kadar bütün tarafların sürecin parçası olması gerektiğini söyledi ve Mimarlar Odası olarak çözümün paydaşı olmak istediklerini dile getirdi.
Şahin, depremlerin ne ilk ne de son olmayacağı vurgusuyla mimarlığın deprem güvenliğinin ayrılmaz parçası olduğunu belirtti ve hedefin yalnızca ayakta kalan binalar değil; insanların kendini güvende hissettiği, yeşil alanları korunmuş, kamusal alanları güçlü, ulaşılabilir ve dirençli kentler inşa etmek olduğunu söyledi.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)