MHP’li Feti Yıldız’dan “Sübut” Vurgusu: “İddialar Delille Kesinlik Kazanmalı”

MHP’li Feti Yıldız, ispat ve sübut kavramlarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Ceza davalarında hükmün ancak güçlü delillerle kurulabileceğini vurguladı. Tanık beyanlarının güvenilirliğine dikkat çekti ve duruşmada dinlenmesinin önemini belirtti. Hukukta vasıtasızlık ve sözlülük ilkelerinin altını çizdi. “Her şeyin başı vicdan temizliğidir” ifadelerini kullandı.

MHP’li Feti Yıldız’dan “Sübut” Vurgusu: “İddialar Delille Kesinlik Kazanmalı”
Yayınlama: 23.03.2026
A+
A-

MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili, Anayasa Komisyonu Üyesi Feti Yıldız Açıklamasında:

Son günlerde en çok duyduğumuz ve duymaya da devam edeceğimiz şey ispat ve sübut kelimeleridir. Özellikle hukuk ve felsefe gibi disiplinlerde karşımıza çıkan sübut, sadece bir kelime anlamından öte, bir kavram setini ve bir durumun niteliğini; bir bilginin veya bir olgunun sadece iddia olarak kalmaması, aksine sağlam delillerle desteklenerek kesinlik kazanması sürecini ifade eder.

Hukukta sübut, bir olayın veya iddianın mahkemece yeterli delillerle kanıtlanmış, doğruluğu kesinleşmiş olmasıdır. Özellikle ceza davalarında, bir sanığın suçluluğunun sübuta ermesi, yargılama sonucunda verilen kararın temelini oluşturur. Mahkemeler, önlerine gelen iddiaları ve savunmaları değerlendirirken, bu iddiaların ve savunmaların “sübut” bulup bulmadığını araştırır.

Bu süreçte, Cumhuriyet savcılarının sunduğu delillerin yeterliliği, güvenilirliği ve olayı aydınlatma kapasitesi büyük önem taşır. Ceza muhakemesinde ispat, makul bir kaynaktan güvenilir bir açıklama elde etmektir. Hakimin dava konusu olay hakkında duruşmada ortaya konulup tartışılmış delillere dayanarak, muhakeme ilkelerinin, akıl ve bilimin yol göstericiliğinde, hukukla mukayyet ve şüpheden arî olarak teessüs eden kanaatini ifade eder.

Tanıklar olay mahallinde objektif ve bağımsız bir gözlemci olarak bulunmazlar. Tanık kural olarak hakim huzurunda dinlenir.

Olayın meydana geldiği zaman ile dinleme zamanı arasında geçen fark arttıkça, beyan delilerinde unutma, çarpıtma gibi bazı kusurlar meydana gelir. Bu yüzden tanığın soruşturma evresindeki beyanı daha güvenilir bulunabilir. Tanığın önceki beyanının okunup halen geçerli olup olmadığını sormak, usulüne uygun bir dinleme değildir. Olayın delili bir tanığın beyanlarından ibaret ise, bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesi gerekir. Daha önce yapılan dinlemeye ilişkin tutanağın veya yazılı açıklamanın okunması, dinleme yerine geçemez.

Kanun koyucu bu düzenleme ile belge delilinin yani önceki ifadenin yer aldığı tutanağın ve tanık tarafından yapılan yazılı açıklamanın beyan delilinin yerine ikame edilmesini yasaklamaktadır. Bu düzenleme vasıtasızlık ve sözlülük prensibinin en önemli tezahürlerinden biridir. Böylece beyan deliline bizzat hâkimin temas etmesi, delili kaynağında değerlendirmesi sağlanmakta, ayrıca taraflara doğrudan soru sorma ve delili tartışma imkânı da verilmektedir.

Mevzuatımıza göre müdafi, sanığı tam temsile yetkili bir vekil değil, ona hukuki yardımda bulunan bir şujedir.

Unutmayalım…
Her şeyin başı vicdan temizliğidir.”

Türkiye ve dünya gündemine dair gelişmeleri, objektif ve ilkeli bir bakış açısıyla okuyucuya ulaştıran dijital haber platformu. Liberal TR Haber Merkezi.
Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Yönetici dedi ki:

    👉 Türkiye’de verilen kararlar gerçekten “sübuta ermiş delillere” mi dayanıyor, yoksa kamuoyu algısı ve iddialar mı hüküm veriyor?

    Liberal TR Haber