Meme kanserinde erken tanı ve yaşam tarzının önemi vurgulandı

Meme kanserinde erken tanı ve sağlıklı yaşam tarzının erken teşhis ve tedavi başarısındaki kritik rolü vurgulandı.

Meme kanserinde erken tanı ve yaşam tarzının önemi vurgulandı
Yayınlama: 16.10.2026
A+
A-

Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik meme kanseri farkındalığına dikkat çekti

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada meme kanserinin yalnızca ailesinde kanser öyküsü bulunan kadınlarda görülmediğini belirtti. Çelik, kanserin yıllar içinde biriken genetik değişiklikler ve çeşitli faktörlerin etkisiyle gelişebileceğini ve yaşa ile kişisel risk durumuna uygun mamografi taramalarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik, insan vücudunun her gün milyarlarca hücrenin yenilendiği bir denge içinde çalıştığını, hücre DNA’sında meydana gelen hataların büyük bölümünün onarım mekanizmaları ve bağışıklık sistemi tarafından kontrol edildiğini ifade etti. Ancak bazı hücrelerin zamanla yeni genetik değişiklikler kazanarak bu denetim mekanizmalarından kaçabildiğini ve kontrolsüz hücre çoğalmasının kanser gelişiminde önemli rol oynadığını söyledi.

Çelik, kanserin genetik değişiklikler, çevresel etkiler, hormonal faktörler ve bağışıklık sistemiyle tümör hücreleri arasındaki etkileşim sonucunda yıllar içinde gelişebileceğini belirterek meme kanserinin belirti vermeden erken evrede tespit edilmesi için düzenli taramaların önemine işaret etti.

Vücudumuzdaki değişiklikleri önemsemeliyiz

Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik, kanser riskinin tamamen ortadan kaldırılamayacağını ancak korunma ve erken tanı için değiştirilebilir risk faktörlerinin azaltılması, aile öyküsünün bilinmesi ve düzenli taramaların aksatılmaması gerektiğini söyledi. Çelik, meme kanserinden korunmanın önemine vurgu yaparak hastalık geliştiğinde onu mümkün olan en erken evrede yakalamanın hayat kurtarabileceğini ifade etti.

Sağlıklı yaşam alışkanlıkları önemli

Çelik, bağışıklık sisteminin anormal hücrelerin kontrolünde önemli rol oynadığını, yetersiz uyku, uzun süreli fiziksel ve psikolojik stres, dinlenme eksikliği ve ağır enfeksiyonların bağışıklık sisteminin işleyişini etkileyebileceğini ancak bu durumların tek başına meme kanserine neden olduğunu söylemenin bilimsel açıdan doğru olmadığını belirtti. Sigara dumanındaki kanserojen maddelerin DNA hasarına neden olabildiğini ve alkol tüketiminin meme kanseri riskini artırdığının gösterildiğini kaydeden Çelik, yeterli uyku, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, sigaradan uzak durma ve alkol tüketimini sınırlandırmanın sağlıklı yaşamın unsurları olduğunu ifade etti.

Çelik, kanserin sağlıklı yaşayan kişilerde de gelişebileceğini ve kanser olmanın kişinin kendisine yeterince iyi bakmadığı veya bağışıklığının zayıf olduğu anlamına gelmediğini belirtti.

Ailede kanser öyküsü bulunması riski artırabilir

Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik, meme kanserinin kadınlarda sık görülen bir kanser türü olduğunu ve hastalığın gelişiminde yaş, hormonal faktörler, yaşam biçimi, çevresel etkiler ile genetik yatkınlığın rol oynayabildiğini söyledi. Özellikle annesinde, kız kardeşinde, teyzesinde veya anneannesinde meme kanseri bulunan kadınların aile öyküsünün dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Çelik, baba tarafından gelen aile öyküsünün de aynı derecede önemli olduğunu vurguladı.

Çelik, BRCA1 ve BRCA2 gibi genlerde taşınan hastalık yapıcı değişikliklerin meme kanseri riskini artırabildiğini ve meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 5-10’unun doğrudan genetik yatkınlıkla ilişkili olduğunu kaydetti. Ailesinde birden fazla meme veya yumurtalık kanseri vakası bulunan veya genç yaşta kanser tanısı olan yakınları olan kadınların genetik danışmanlık açısından değerlendirilmesinin önemli olduğunu söyledi.

Ailede kanser olmaması güvence değil

Çelik, ailesinde meme kanseri öyküsü bulunmayan kadınların da hastalık açısından tamamen güvende olmadığını belirterek meme kanseri tanısı alan kadınların büyük çoğunluğunun ailesinde belirgin bir öykü bulunmadığını ifade etti. Ailede kanser görülmemesinin hastalığın gelişmeyeceği anlamına gelmediğini vurguladı.

Erken tanı hayat kurtarır

Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik, meme kanserinin tedavisinde cerrahi, radyoterapi ve sistemik tedavi seçeneklerinin bulunduğunu ve hastalığın erken evrede tespit edilmesinin tedavi başarısını artırdığını belirtti. Erken tanının memenin korunmasına ve daha sınırlı tedavilere olanak sağladığını söyledi.

Çelik, kadınların memelerinin normal görünümünü ve yapısını tanımalarının önemine dikkat çekerek yeni gelişen kitle, meme başından kanlı akıntı, meme başında içeri dönme veya açıklanamayan değişiklikler fark edildiğinde hekime başvurulması gerektiğini ifade etti. Yaşa ve kişisel risk durumuna uygun mamografi taramalarının henüz elle hissedilemeyen küçük tümörlerin tespit edilmesini sağladığını belirten Çelik, Türkiye’deki ulusal tarama programında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi önerildiğini ve yüksek riskli kadınlarda taramanın daha erken yaşta başlayabildiğini sözlerine ekledi.

Liberal TR Haber Analizi: Bu Gelişme Ne Anlama Geliyor?

Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik’in vurguları, meme kanserine karşı toplum sağlığında erken tanı ve yaşam tarzı değişikliklerinin önceliklendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Aile öyküsünün değerlendirilmesi ve genetik danışmanlığın belirli risk grupları için önem kazanması, tarama programlarının hedef odaklı uygulanmasının gerekliliğini ortaya koyuyor. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarına dikkat çekilmesi, koruyucu sağlık yaklaşımlarının haber odağında yer almasını sağlıyor.

Hızlı Bakış: Bilmeniz Gerekenler

  • Meme kanseri yalnızca aile öyküsü olan kadınlarda görülmez ve düzenli tarama önemlidir.
  • Hücrelerin DNA’sındaki değişiklikler ve bağışıklık sisteminin işleyişi kanser gelişiminde rol oynar.
  • Yetersiz uyku, uzun süreli stres, sigara ve alkol tüketimi sağlık risklerini artıran unsurlardır.
  • BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki değişiklikler meme kanseri riskini yükseltebilir ve genetik danışmanlık gerekebilir.
  • Türkiye’de 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi önerilmektedir ve yüksek risklilerde daha erken tarama gündeme gelebilir.

Kaynak: İHA

Türkiye ve dünya gündemine dair gelişmeleri, objektif ve ilkeli bir bakış açısıyla okuyucuya ulaştıran dijital haber platformu. Liberal TR Haber Merkezi.
Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.