Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, Türkiye’nin ekonomi, fon piyasaları, hukuk, devlet kurumları ve seçim gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gülabi, “Kriz var, problem yok!” başlıklı 19 Eylül 2026 tarihli basın açıklamasında fonlardaki gelişmelerden akaryakıt fiyatlarına, hukuk devleti tartışmalarından İmralı sürecine ve 2028 seçimlerine kadar birçok başlıkta hükümete eleştiriler yöneltti.
Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, 19 Eylül 2026 tarihli basın açıklamasında Türkiye’nin gündemindeki ekonomik ve siyasi gelişmeleri değerlendirdi. Gülabi; fon piyasalarındaki gelişmeler, vatandaşların birikimleri, denetim mekanizmaları, akaryakıt fiyatları, hukuk devleti, KHK’lılar, İmralı süreci, şehit ve gazi ailelerinin konumu ile 2028 seçimlerine ilişkin görüşlerini açıkladı.
Gülabi, açıklamasının ana mesajını “Kriz var, problem yok!” ifadesiyle ortaya koyarken, Türkiye’de yaşanan sorunların ekonomik boyutun ötesine geçtiğini ve kurumların işleyişi ile hukuk devleti ilkelerinin de tartışılması gerektiğini savundu.
Gülabi’nin açıklamasında, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in 2028 seçimlerine ilişkin sözlerine de tepki gösterildi. Gürlek, 18 Eylül’de AK Parti Adana İl Teşkilatı ile yaptığı toplantıda 2028 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden seçilmesi için bir seçim düzenleneceğini söylemişti.
Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi’nin 19 Eylül 2026 tarihli basın açıklaması şöyle:
KRİZ VAR, PROBLEM YOK!
19 Eylül 2026 Basın Açıklaması
Değerli vatandaşlarım, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tabloyu tek bir cümleyle anlatmak istiyorum:
Kriz var, problem yok!
Çünkü Türkiye’de artık ne kadar büyük bir kriz çıkarsa çıksın, iktidarın cevabı hazır:
“Problem yok.”
Ekonomide problem yok,
Fonlarda problem yok,
Adalette problem yok,
Devlet kurumlarında problem yok,
Seçimlerde problem yok,
Ama vatandaşın cebinde para yok, güven yok, adalet duygusu yok!
VATANDAŞIN BİRİKİMİNE NE OLDU?
Türkiye bugün ciddi bir fon krizini tartışıyor. SPK’nın 7 portföy yönetim şirketinin işlettiği 131 fonu tasfiye sürecine alması, yüz binlerce yatırımcının ve yüz milyarlarca liralık birikimin risk altında olduğu tartışmasını beraberinde getirdi. Kamuoyuna yansıyan rakamlara göre fonlarda 500 binin üzerinde vatandaşın ve 850 milyar liranın üzerinde birikimin bulunduğu ifade ediliyor.
Ben bugün parasını bu fonlara yatırmış genç bir vatandaşımızla konuştum.
18 yaşında, garsonluk yapıyor, okul masraflarını kendi emeğiyle karşılıyor. Biriktirdiği parasını bu fonlara yatırıyor. Çünkü reklamlarına, anlatılan hikâyelere ve kendisine sunulan güven görüntüsüne inanıyor.
Şimdi soruyorum:
Bu gencin kaybettiği yalnızca para mıdır?
Hayır!
Onun emeğini, geleceğe dair umudunu ve devlete duyduğu güveni de kaybediyorsunuz.
Bir gencin alın teriyle biriktirdiği parasının hesabını sormak zorundayız.
“YAPISAL SORUN YOK” ÖYLE Mİ?
Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek, yaşanan gelişmelerin sınırlı sayıdaki fondaki kredi ve likidite probleminden kaynaklandığını, “genele yayılmış sistemik risk” bulunmadığını ve borsa ile fon piyasasında yapısal sorun olmadığını söyledi.
Sayın Bakan’a soruyorum:
Hükümetin görevi, kriz çıktıktan sonra “tedbir aldık” demek değildir. Maliye Bakanının ve iktidarın görevi, vatandaşın parasını korumaktır.
Biz Liberal Parti olarak açıkça söylüyoruz:
Piyasa ekonomisi başıboşluk değildir.
Özgür piyasa;
Hükümet ekonomiye patron olmak için değil, kuralları koymak, uygulamak ve vatandaşın hakkını korumak için müdahale eder.
DEVLETİN KURUMLARI NEREDEYDİ?
Kamuoyunda çok ciddi iddialar dolaşıyor. Fonlarla ilişkili olduğu ileri sürülen kişiler arasında kamu görevlileri, siyaset çevreleri ve çeşitli itibarlı unvanlara sahip insanların bulunduğu iddia ediliyor. Eğer bu iddialar doğruysa mesele yalnızca bir finansal dolandırıcılık meselesi değildir.
O zaman mesele şudur:
Ve en önemlisi:
Bunların tamamı bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalıdır. Devlet, güçlülerin değil, hakkı yenen vatandaşın yanında olmak zorundadır.
SOYGUN DÜZENİ VATANDAŞIN EKMEĞİNE DE UZANIYOR
Bu mesele yalnızca fonlardan ibaret değildir. Vatandaşın günlük hayatına baktığınızda da aynı tabloyu görüyorsunuz. Akaryakıt fiyatlarına bakın. İktidarın ilk yıllarında yaklaşık 1 lira seviyesinde olan mazotun fiyatı bugün 100 liranın üzerine çıkmış durumda. Eylül 2026 itibarıyla mazot fiyatlarında 102 lira seviyeleri görülüyor.
Vatandaşa “Türkiye Yüzyılı” dediniz. Vatandaşın gördüğü ise : 100 liralık mazot!
Biz Liberal Parti olarak şunu söylüyoruz:
Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla devlet müdahalesi değil; daha güçlü hukuk, daha bağımsız kurumlar, gerçek rekabet ve hesap verebilir bir devlet düzenidir.
ADALET HERKESE AYNI UYGULANMAZSA ADALET DEĞİLDİR
Bir başka temel meselemiz adalettir. Devletin hukuk düzeni kişiye göre değişemez. Bir vatandaşın malına, maaşına, hesabına hukuk yoluyla müdahale ediyorsanız bunun açık, objektif ve eşit bir hukuki temeli olmalıdır.
Bir kişiye uygulanan hukuk, diğer kişiye uygulanmıyorsa orada hukuk devleti değil, hukukun siyasallaşması vardır. Bizim itirazımız tam olarak bunadır.
Adaletin ölçüsü kişinin iktidara yakınlığı olamaz.
PKK’LILARA BAŞKA, KHK’LILARA BAŞKA HUKUK OLAMAZ!
Hükümet yeni bir düzenleme hazırlıyorsa;
Bizim önerimiz nettir :
Çünkü hukuk devletinde, aynı hukuki durumda bulunan insanlar arasında siyasi tercih nedeniyle ayrım yapılamaz.
İMRALI’DA NE OLUYOR?
Şimdi başka bir çelişkiyle karşı karşıyayız. Yıllarca muhalefeti PKK ile işbirliği yapmakla suçlayan iktidar çevreleri, bugün İmralı sürecini yürütüyor. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, İmralı’da Abdullah Öcalan için “villa” değil, cezaevi yerleşkesi içinde 250 metrekarelik Bahçeli bir konut yapıldığını açıkladı. Bahçeli, yapının görüşmelerin ve mesajların yürütülmesi amacıyla kullanılacağını söyledi.
Bizim sorumuz şudur :
Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir süreç kapalı kapılar ardında yürütülemez. Üstelik bu ülke terör nedeniyle on binlerce insanını kaybetti. Şehit ailelerinin acısı vardır. Gazilerin yaraları vardır. Bu insanların vicdanını yok sayan hiçbir siyaset başarılı olamaz.
GAZİLERİ PARKLARDAN KOVUP, TERÖR SÜRECİNİ KAPALI KAPILAR ARDINDA YÜRÜTEMEZSİNİZ
Gazilerin ve şehit ailelerinin itirazlarını dinlemeyen bir devlet anlayışını kabul etmiyoruz. Terörle mücadele etmiş vatandaşın sesini kısmak, buna karşılık terör örgütünün geleceğine ilişkin müzakereleri kapalı kapılar ardında yürütmek toplumdaki adalet duygusunu daha da zedeler. Türkiye’nin ihtiyacı çifte standart değil, hukukta eşitliktir.
Biz Liberal Parti olarak bunun için varız.
SEÇİMİ KİM İÇİN YAPIYORSUNUZ?
Ve gelelim demokrasinin en temel meselesine : Seçimlere…
Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek, 2028’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden seçilmesi için seçim düzenleneceğini söyledi. Yani, düzenlenmiş bir seçim yapacaklarmış.
Tek Parti dönemindeki gibi düzenlenmiş, BAAS tarzı seçimler düzenleyeceklermiş.
Sayın Bakan!
Adalet Bakanlığı’nın görevi herhangi bir adayın yeniden seçilmesi için siyaset yapmak değildir. Adalet Bakanı’nın görevi;
Bir Adalet Bakanı’nın seçim sonucunu veya seçim amacını belirli bir aday üzerinden tarif etmesi, doğal olarak seçimlerin tarafsızlığı konusunda soru işaretleri yaratır. Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanı’na açık çağrımızdır:
LİBERAL PARTİ’NİN SÖZÜ
Değerli vatandaşlarım,
Türkiye’nin temel problemi yalnızca ekonomik değildir. Türkiye’nin temel problemi;
Biz bunun için “Kriz var, problem yok” anlayışına itiraz ediyoruz.
Problem var!
Hem de büyük problem var.
Ama Türkiye’nin çözümü de var. Çözüm;
Biz Liberal Parti olarak;
Çünkü bizim siyasetimizin temelinde bir tek anlayış vardır :
İşte Liberal Parti’nin Türkiye’ye önerdiği yeni siyaset budur.
Kriz var.
Problem var.
Ama çözüm de var.
Çözüm :
Özgürlük, hukuk ve güçlü kurumlarla yeniden inşa edilmiş demokratik Türkiye’dir.
Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Zübeyir Gülabi
Liberal Parti Genel Başkanı