Kekemeliğe bakış değişiyor; okul ve aile desteği kritik rol oynuyor

Kekemelikte yeni yaklaşımlar: erken müdahale, okul ve aile desteğiyle iletişim becerileri güçlendiriliyor.

Kekemeliğe bakış değişiyor; okul ve aile desteği kritik rol oynuyor
Yayınlama: 21.10.2026
A+
A-

Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aşena Karamete Güdül, 22 Ekim Dünya Kekemelik Farkındalık Günü kapsamında yaptığı açıklamada kekemeliğe yönelik yaklaşımın son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirtti. Güdül, kekemeliğin yalnızca düzeltilmesi gereken bir kusur olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ve nöroçeşitlilik perspektifiyle konuşmanın farklı bir biçimi olarak ele alınmasının önem taşıdığını vurguladı.

Güdül, kekemeliğin konuşma akışında ses, hece veya kelime tekrarları, uzatmalar ve bloklarla kendini gösteren bir akıcılık farklılığı olduğunu, okul öncesi dönemde ortaya çıktığını ve dünya genelinde yaklaşık her 100 kişiden birinde görüldüğünü dile getirdi. Nöroçeşitliliği kabul etmenin terapinin gereksiz olduğu anlamına gelmediğini, erken dönemde değerlendirme ve müdahalenin değerli olduğunu kaydetti.

Güdül, terapinin hedefinin yalnızca akıcılık olmadığını, çocuğun kendini rahatça ifade edebilmesi ve iletişime katılması gerektiğini söyledi. Kekeleyen çocukların önemli bir kısmının konuşmaktan kaçınmayı, kelime değiştirmeyi veya sessiz kalmayı öğrenmesinin çoğu zaman çevrenin verdiği tepkilerle ilişkili olduğunu ifade etti.

Okul ortamında kekeleyen öğrenciler için öğretmenlerin tutumunun belirleyici olduğunu belirten Güdül, 2018 yılında kekeleyen yetişkinlerle yapılan bir çalışmaya işaret ederek katılımcıların yüzde 84’ünün okul yıllarında akran zorbalığına uğradığını, en sık alay etme ve isim takmanın görüldüğünü aktardı. Aynı çalışmada katılımcıların yüzde 30’unun öğretmeninin zorbalığı bildiğini ancak müdahale etmediğini, öğretmen müdahalesi olduğunu söyleyenlerin oranının ise yüzde 38 olduğunu belirtti.

Güdül, öğretmenlere önerilerde bulunarak önce kekeleyen öğrenciyle birebir görüşmeler yapılmasını, sınıfta söz alma, sesli okuma veya sunum konusunda neye ihtiyaç duyduğunun sorulmasını tavsiye etti. Çocuğu otomatik olarak sınıf içi görevlerden muaf tutmanın tercih edilmemesi gerektiğini ve öğrencinin cümlesini tamamlamamak, ona “Sakin ol” veya “Yavaş konuş” dememenin önemini vurguladı. Okul rehberlik servisi ve çocuğun dil ve konuşma terapistinin sürece dahil edilmesinin destekleyici bir okul ortamı oluşturmaya katkı sağlayacağını belirtti.

Ailelere yönelik tavsiyelerde bulunan Güdül, ailelerin kekemelik hakkında çocuklarıyla sakin ve doğal bir dille konuşmaları gerektiğini söyleyerek “Bazen kelimeler takılıyor, bu olabilir, ben seni dinliyorum” gibi ifadelerin çocuk için güçlü bir mesaj olduğunu belirtti. Güdül, konuşulmayan kekemeliğin utanç duygusunu besleyebileceğine dikkat çekti ve 2018 çalışmasında katılımcıların yüzde 76’sının ailelerinin zorbalıktan haberi olmadığını bildirdiğini aktardı.

Güdül, çocuğun güçlü yönlerinin görünür kılınmasının, alay edildiğinde neler söyleyebileceğini evde birlikte çalışmanın ve çocuğa düzenli olarak okulda neler yaşadığını sormanın önemini vurguladı. Kekeleyen başka çocuklarla ve kekeleyen başarılı yetişkinlerle tanışmasının yalnız olmadığını bilmenin güçlü bir koruyucu olduğunu söyledi. Kekemelik fark edildiğinde beklemek yerine bir dil ve konuşma terapistine danışılmasını ve ailenin öğretmenle iletişim kurmasının çocuğun tutarlı destek görmesini sağlayacağını ifade etti.

Dr. Öğr. Üyesi Aşena Karamete Güdül, 22 Ekim’in 1998’den bu yana dünya genelinde kekemelik farkındalığını artırmak amacıyla kutlandığını hatırlatarak bu yılın uluslararası temasının “Kekemeliğin Tonları: Seninki Hangisi?” olduğunu, her bireyin kekemeliğinin farklı olduğunu ve farklı beklentilere saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti. Güdül, özellikle okullara seslenerek kekeleyen bir çocuğun kendini ifade etme cesaretinin büyük ölçüde sınıfta nasıl dinlendiğine bağlı olduğunu ve farkındalığın bir günle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı.

Liberal TR Haber Analizi: Bu Gelişme Ne Anlama Geliyor?

Kekemeliğe yönelik yaklaşımın nöroçeşitlilik perspektifine kayması, müdahale hedeflerinin yalnızca akıcılık değil bireyin iletişime katılımı ve kendini ifade edebilmesi üzerine yoğunlaşması gerektiğini ortaya koyuyor. Okul ve aile ortamlarının tutumları, kekeleyen çocukların yaşam deneyimlerini doğrudan etkiliyor. Eğitimcilerin farkındalığı ve aktif müdahalesi ile ailelerin açık iletişimi, kekeleyen çocukların özgüvenini ve sosyal katılımını artırabilecek temel unsurlar olarak öne çıkıyor.

Hızlı Bakış: Bilmeniz Gerekenler

  • Kekemelik konuşmanın akışında meydana gelen akıcılık farklılığıdır ve okul öncesi dönemde ortaya çıkar.
  • Kekemelik dünya genelinde yaklaşık her 100 kişiden birinde görülmektedir.
  • Nöroçeşitlilik perspektifi kekemeliği konuşmanın farklı bir biçimi olarak ele almayı önerir ancak terapinin gereksiz olduğunu savunmaz.
  • 2018 çalışması kekeleyen yetişkinlerin büyük çoğunluğunun okul yıllarında akran zorbalığına uğradığını göstermiştir.
  • Öğretmenlerin zorbalığa müdahale etmesi ve kekeleyen öğrenciyle birebir iletişim kurması okul deneyimini olumlu etkileyebilir.
  • Ailelerin kekemelik hakkında açık ve sakin bir dille konuşması, çocuğun utanç duygusunu azaltabilir ve destekleyici bir ortam oluşturabilir.
  • Kekemelik fark edildiğinde dil ve konuşma terapistine başvurmak ve aile ile okulun iş birliği çocuğun tutarlı destek almasını sağlar.

Kaynak: İHA

Türkiye ve dünya gündemine dair gelişmeleri, objektif ve ilkeli bir bakış açısıyla okuyucuya ulaştıran dijital haber platformu. Liberal TR Haber Merkezi.
Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.