Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’tan ABD ile yürütülen müzakerelere ilişkin dikkat çeken açıklamalar geldi. İran, anlaşma için şartlarını net ortaya koydu.
12 Nisan 2026 tarihinde İran’dan gelen açıklamalar, ABD ile yürütülen diplomatik sürecin seyrine ilişkin önemli ipuçları verdi. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gerçekleştirilen müzakerelere ilişkin yaptığı değerlendirmede, Washington yönetiminin tutumuna bağlı olarak anlaşmanın mümkün olabileceğini ifade etti.
Pezeşkiyan, ABD tarafının “aşırı ve dayatmacı taleplerine” dikkat çekerek, İran’ın temel yaklaşımının karşılıklı saygı ve eşitlik olduğunu vurguladı. “Eğer ABD yönetimi dayatmacı tutumundan vazgeçer ve İran halkının haklarına saygı gösterirse, anlaşmaya ulaşmak için mutlaka yollar bulunacaktır” ifadeleri, Tahran yönetiminin diplomasi kapısını tamamen kapatmadığını ancak şartlarını net biçimde ortaya koyduğunu gösterdi.
İran ile ABD arasında yürütülen görüşmelerde en önemli başlıkların nükleer program, bölgesel güvenlik dengeleri ve ekonomik yaptırımlar olduğu belirtiliyor. İran tarafı, özellikle nükleer haklarının uluslararası çerçevede tanınmasını ve yaptırımların kaldırılmasını öncelikli talepler arasında tutuyor.
Ancak sürecin en kritik boyutlarından biri “güven krizi” olarak öne çıkıyor. İranlı yetkililer, geçmişte yapılan anlaşmaların ihlal edildiğini hatırlatarak, yeni bir uzlaşma için güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurguluyor.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, İslamabad’daki temasların ardından yaptığı açıklamalarda daha sert bir ton kullandı. Galibaf, ABD’ye duyulan güvensizliğin “on yıllara dayandığını” belirterek, “ABD eğer kendisi için bir çıkış yolu arıyorsa, tek yolu İran halkının güvenini kazanmaktır” dedi.
Müzakerelerin “yoğun ve zorlu” geçtiğini ifade eden Galibaf, İran heyetinin çok sayıda öneri sunduğunu ve diplomatik çözüm için ciddi çaba sarf ettiğini dile getirdi. Buna karşın ABD’nin yeterli iradeyi ortaya koyamadığını savundu.
Galibaf ayrıca, “Tehditler karşısında boyun eğmeyiz. Eğer savaşmak isterseniz savaşırız, mantıkla gelirseniz mantıkla karşılık veririz” sözleriyle İran’ın hem diplomasiye açık hem de askeri anlamda kararlı bir duruş sergilediğini vurguladı.
Bölgedeki gerilimi artıran bir diğer gelişme ise İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklama oldu. Hürmüz Boğazı’na yönelik askeri hareketliliğe dikkat çekilen açıklamada, herhangi bir askeri geminin boğaza yaklaşmasının “ateşkes ihlali” sayılacağı ve sert şekilde karşılık verileceği bildirildi.
Bu açıklama, enerji arzı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda yeni bir gerilim ihtimalini gündeme taşıdı.
Öte yandan İran’da ABD ve İsrail saldırılarının bilançosu da ağırlaşıyor. Resmi verilere göre hayatını kaybedenlerin sayısı 3 bin 375’e yükseldi. En fazla can kaybının Tahran, Hürmüzgan ve İsfahan bölgelerinde yaşandığı bildirildi.
Yetkililer, saldırıların sadece askeri değil, sivil altyapıyı da hedef aldığını ve bunun uzun vadeli ekonomik etkiler yaratabileceğini belirtiyor.
Uzmanlara göre, İran ile ABD arasındaki süreç “kırılgan bir denge” üzerinde ilerliyor. Taraflar bir yandan diplomatik çözüm arayışını sürdürürken, diğer yandan sert açıklamalar ve askeri uyarılarla pozisyonlarını güçlendirmeye çalışıyor.
Önümüzdeki günlerde müzakerelerin yeniden başlayıp başlamayacağı ve tarafların geri adım atıp atmayacağı, bölgesel ve küresel dengeler açısından belirleyici olacak.
Kaynak: İHA