Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Hatimoğulları, askeri müdahale yerine diyalog çağrısı yapıyor; bölge barışı ve kadın dosyalarına öncelik verilmesini vurguluyor.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Türkiye’nin bölgeye asker göndermek yerine diploması ve müzakere ihraç etmesi gerektiğini söyledi ve Yemen ile Suudi Arabistan halklarına başsağlığı dileklerini iletti.
Hatimoğulları, Türkiye’de barış sürecinden söz edildiğini belirterek çatışmanın yeni çatışmalar doğuracağını, müzakerenin ise barışı inşa edeceğini ifade etti. Mekke Anlaşması ile ilgili mecliste henüz bir tartışma ve hukuki zeminin oluşmadığını, buna rağmen bazı kesimlerin anlaşmayı gerekçe göstererek Suudi Arabistan’a asker gönderme konuştuğunu aktardı.
Son günlerde Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar ve karşılıklı ciddi saldırılar nedeniyle çok sayıda can kaybı ve yaralanma yaşandığını söyleyen Hatimoğulları, sivillerin hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Türkiye’nin rolünün asker taşımak değil tarafları barış masasına oturtmak için arabuluculuk yapmak olması gerektiğini belirtti. Hatimoğulları ayrıca bu saldırıların Ortadoğu’da dinmeyen çatışmalara yeni bir halka eklediğini ve uluslararası toplumu çatışmasızlık ve barış için daha güçlü çaba göstermeye davet ettiklerini bildirdi.
Toplantıda ayrıca kadın hakları ve faili meçhul dosyalar gündeme geldi. Hatimoğulları, 15 Ekim’de Rojin Kabaiş’in bedeninin Van Gölü kenarında bulunmasını anımsatarak iki yıl boyunca ailenin ve kadın hareketinin faillerin bulunması çağrısına rağmen dosyanın kapatılmadığını, bedeninden tespit edilen iki ayrı erkeğe ait DNA profillerinin kime ait olduğunun hâlâ belirlenmediğini söyledi.
Rojin Kabaiş, Gülistan Doku ve diğer ölümleri şüpheli dosyaların kapatılmak istendiğini belirten Hatimoğulları, kadınların bu dosyaların kapanmasına asla izin vermeyeceğini ve hakikatin peşinde olmaya devam edeceklerini ifade etti. Ayrıca nafaka hakkı ve medeni kanundaki bazı hakların tırpanlanmaya çalışıldığını söyledi.
Hatimoğulları, barış ve demokratik toplum sürecinin Türkiye’nin en önemli gündemlerinden biri olduğunu belirterek çerçeve yasanın çıktığını, uygulanma zamanının ve sürecin nasıl ilerleyeceğinin toplumun temel soruları arasında olduğunu kaydetti. Hareket yönetiminin 8 Ekim’de Türkiye içindeki ve sınır yakınındaki bölgelerden çekildiğini açıklamasını tarihi bir adım ve yeni bir sayfa olarak nitelendirdi ve barışın tarafların karşılıklı sorumluluklarını yerine getirmesiyle gerçekleşeceğini söyledi.
Tülay Hatimoğulları’nın konuşması, Türkiye’nin bölgesel uygulamalarında askeri müdahaleden ziyade diplomasi ve arabuluculuğa vurgu yapan bir yaklaşımı ön plana çıkarıyor. Mekke Anlaşması’nın mecliste tartışılmamış olması ve hukuki zemin oluşmaması üzerine yaptığı tespitler, Türkiye içi tartışmaların dış politikaya yansımalarına işaret ediyor. Kadın dosyalarına ilişkin ifadeleri ise faili meçhul vakalar ve kadın hareketinin takipçiliği konusunda devam eden toplumsal ve siyasi baskının sürdüğünü gösteriyor.
Kaynak: İHA