Eğitimin Görünmez Neferleri: Usta Öğreticiler ve Ücretli Öğretmenlerin Statü Mücadelesi

Usta öğreticiler ve ücretli öğretmenler, statü ve özlük hakları için sosyal medyada “#StatüHakkımız” çağrısıyla ses yükseltiyor. Maaş kesintileri, sigorta mağduriyeti ve kota sınırlamaları eğitim emekçilerinin en büyük sorunları arasında yer alıyor.

Eğitimin Görünmez Neferleri: Usta Öğreticiler ve Ücretli Öğretmenlerin Statü Mücadelesi
Yayınlama: 14.05.2026
A+
A-

Eğitimin Görünmez Neferleri: Bir Statü Mücadelesi

Eğitim, bir milletin geleceğinin inşa edildiği en kutsal sahadır. Ancak bu devasa binanın harcını karan, sınıflarda ter döken binlerce eğitimci; bugün ne yazık ki modern dünyanın “güvencesiz emek” kıskacında hayatta kalma mücadelesi veriyor. Usta öğreticiler ve ücretli öğretmenlerden bahsediyorum. Aynı müfredatı anlatan, aynı tahtaya yazı yazan, aynı öğrencinin kalbine dokunan bu insanlar; ay sonu geldiğinde adeta birer “saatlik işçi” muamelesi görüyor.

Bir düşünün; bir öğretmen bayram geldiğinde ya da kar yağıp okul tatil edildiğinde sevinemiyor. Çünkü onun için her resmi tatil, ay sonu maaşından eksilecek bir somun ekmek, ödenecek faturadan yapılacak bir kesinti demek. Kadrolu meslektaşının özlük hakkı olan dinlenme süresi, usta öğreticinin hanesine “kazanç kaybı” olarak yazılıyor. Bu, her şeyden önce vicdanları yaralayan bir adaletsizliktir.

Mesele sadece maaş kesintisi de değil. Emeklilik dediğimiz o huzurlu liman, bu eğitimciler için adeta ulaşılması güç bir noktaya dönüşmüş durumda. Ayda 30 gün fiilen çalışan bir usta öğreticinin sigorta primi, ders saati hesaplamaları nedeniyle 15-20 gün üzerinden yatırılıyor. Bu tablo, eğitim emekçilerinin yıllarca daha fazla çalışmasına rağmen emeklilik hakkına daha geç ulaşması anlamına geliyor. Eğitim sisteminin yükünü omuzlayan insanların böylesine bir mağduriyet yaşaması ciddi bir sosyal sorun olarak öne çıkıyor.

Bir diğer tartışma konusu ise “kota” uygulaması. Halk Eğitim Merkezlerinde meslek edindiren, geleneksel sanatları yaşatan ve binlerce kişiye eğitim veren usta öğreticilere getirilen saat sınırlamaları; hem eğitimin niteliğini olumsuz etkiliyor hem de çalışanların ekonomik kayıplarını artırıyor.

Bugün sosyal medyada yükselen #StatüHakkımız çağrısı yalnızca ekonomik taleplerden ibaret değil. Bu çağrı; eğitim sisteminin görünmeyen emekçilerinin, “Biz de bu yapının asli unsuruyuz” deme biçimi olarak değerlendiriliyor.

Eğitimde tasarruf anlayışının değil, eğitim emekçisinin hakkını teslim eden bir yaklaşımın güçlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Statü hakkı, özlük haklarının iyileştirilmesi ve kota adaletsizliğinin sona erdirilmesi talepleri; eğitim çalışanlarının en temel beklentileri arasında yer alıyor.

Unutulmamalıdır ki; geleceği inşa eden öğretmenin huzursuz olduğu bir sistemde, güçlü bir yarın kurmak kolay olmayacaktır.

Gökhan Turhan
Liberal TR Haber

İstanbul Üniversitesi & Tarih - Liberal TR Haber & Editör & Yazar
Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.