Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Çorlu’daki saldırıda iki polisin şehit olduğu olayın davasının ilk duruşması yapıldı; mahkeme süreci ve gelişmeler burada.
Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 17 Mayıs 2026 tarihinde yaşanan silahlı ve bıçaklı saldırıda polis memurları Erkan Tütüncüler ve Emrah Koç hayatını kaybetti, tutuklu sanık Orhan Altan olay yerinde bacağından vurularak etkisiz hale getirildi.
Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Orhan Altan hakkında her iki şehit edilen polis için ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İddianamede ayrıca V.K. ve O.U. isimli iki polis memuruna yönelik eylemler nedeniyle ayrı ayrı 18 yıla kadar hapis istenmesi yer aldı.
Adli Tıp Kurumu’ndan alınan raporda Altan’ın olay tarihinde davranışlarını hukuki anlam ve sonuçlarını değerlendirmesini veya davranışlarını yönlendirmesini engelleyecek düzeyde bir akıl hastalığı ya da akıl zayıflığı bulunmadığı, bu nedenle ceza sorumluluğunun tam olduğu belirtildi.
Çorlu 2’nci Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Orhan Altan savunma yaparak olay sırasında yaşananları hatırlamadığını iddia etti. Şehit polislerin yakınları da duruşmada söz alarak sanıktan şikayetçi olduklarını bildirdi ve en ağır cezanın uygulanmasını talep etti.
Mahkeme heyeti, olay günü Çorlu Emniyet Müdürlüğü’nde asayişten sorumlu olarak görev yapan komiser N.A.’nın tanık sıfatıyla dinlenmesine karar verdi ve duruşma tanığın dinlenmesi amacıyla ertelendi.
Çorlu’da gerçekleşen saldırı ve iki polisin şehit edilmesi olayı, soruşturma ve yargılama sürecinin hızlı ve ağır cezai taleplerle yürütüldüğünü gösteriyor. İddianamede her iki şehit için ağırlaştırılmış müebbet istenmesi, savcılığın olaydaki niteliği ve sonucu üzerinde durduğunu ortaya koyuyor. Adli Tıp Kurumu raporunun sanığın ceza sorumluluğunun tam olduğu yönündeki değerlendirmesi, yargılamanın akıl hastalığı savunusuna bağlı erteleme veya farklı bir hukuki sürece gitme olasılığını zayıflatıyor. Ailenin duruşmada en ağır cezayı talep etmesi ise davanın toplumsal hassasiyetini ve kamu vicdanındaki ağırlığını vurguluyor.
Kaynak: İHA