Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Özgüven, çocuğun kendisini her konuda başarılı veya diğer insanlardan üstün görmesi anlamına gelmez. Sağlıklı özgüven; çocuğun güçlü yönlerinin yanı sıra zorlandığı alanları da kabul edebilmesi, hata yaptığında yeniden deneyebilmesi ve karşılaştığı …
Özgüven, çocuğun kendisini her konuda başarılı veya diğer insanlardan üstün görmesi anlamına gelmez. Sağlıklı özgüven; çocuğun güçlü yönlerinin yanı sıra zorlandığı alanları da kabul edebilmesi, hata yaptığında yeniden deneyebilmesi ve karşılaştığı problemlerin üstesinden gelebileceğine dair inanç geliştirebilmesiyle ilişkilidir.
Çocuğun kendisiyle ilgili düşünceleri yalnızca doğuştan gelen özellikleriyle oluşmaz. Aile içerisinde aldığı mesajlar, ebeveynlerin yaklaşımı, okul deneyimleri, arkadaşlık ilişkileri ve yaşadığı başarı veya başarısızlıklar zaman içerisinde benlik algısının şekillenmesine katkıda bulunur.
Bu nedenle ebeveynlerin amacı çocuğu sürekli övmek veya her başarısızlıktan korumak değil; kendi becerilerini keşfedebileceği, hata yapabileceği ve yeniden deneyebileceği güvenli bir ortam oluşturmak olmalıdır.
Çocuklarda Özgüven Nasıl Gelişir?
Çocuklar kendileri hakkındaki ilk değerlendirmelerini büyük ölçüde yakın çevrelerinden aldıkları geri bildirimlerle oluşturmaya başlar.
Bir çocuk sürekli:
“Sen beceremezsin.”
“Çok sakarsın.”
“Sen zaten hep böylesin.”
gibi ifadeler duyduğunda zaman içerisinde bu değerlendirmeleri kendi iç sesi haline getirebilir.
Buna karşılık çocuğun yalnızca başarılı olduğu zamanlarda değer gördüğü bir ortam da özgüven açısından zorlayıcı olabilir.
Çocuk:
“Başarılı olduğum sürece değerliyim.”
şeklinde bir düşünce geliştirebilir.
Bu nedenle çocuğa verilen değerin yalnızca başarılarına veya davranışlarına bağlı olmadığını hissettirmek önemlidir.
Çocuğu Sürekli Övmek Özgüveni Artırır mı?
Övgü çocukların olumlu davranışlarını fark etmek açısından yararlı olabilir. Ancak her davranış karşısında abartılı övgüler kullanmak her zaman özgüveni desteklemez.
“Sen dünyanın en zekisisin.”
“Sen her şeyi yaparsın.”
gibi ifadeler yerine çocuğun somut davranışına odaklanmak daha işlevsel olabilir.
Örneğin:
“Bu resmi yaparken uzun süre uğraştığını fark ettim.”
“Zorlanmana rağmen tekrar denedin.”
“Arkadaşınla paylaşman hoşuma gitti.”
gibi ifadeler çocuğun hangi davranışının fark edildiğini anlamasını sağlar.
Böylece çocuk yalnızca sonuçların değil, çabanın ve gelişimin de önemli olduğunu öğrenebilir.
Sonuca Değil Çabaya da Odaklanın
Çocukların yalnızca aldıkları notlar, kazandıkları yarışmalar veya elde ettikleri sonuçlar üzerinden değerlendirilmesi başarı baskısını artırabilir.
Örneğin sınavdan yüksek not aldığında yoğun biçimde takdir edilen ancak düşük not aldığında eleştirilen bir çocuk zaman içerisinde kendi değerini akademik başarısıyla ilişkilendirebilir.
Bunun yerine:
“Bu sınav için düzenli çalıştığını gördüm.”
gibi süreç odaklı geri bildirimler kullanılabilir.
Bu yaklaşım çocuğun başarının yalnızca sonuçtan değil, çalışma, sabır ve tekrar deneme gibi süreçlerden oluştuğunu anlamasına yardımcı olabilir.
Çocuğu Başkalarıyla Kıyaslamayın
“Bak arkadaşın ne kadar güzel okuyor.”
“Kuzenin senden daha başarılı.”
“Kardeşin bile odasını topluyor.”
gibi karşılaştırmalar çocuğu motive etmek amacıyla kullanılabilir. Ancak çoğu zaman çocukta yetersizlik hissini artırabilir.
Çocuk zaman içerisinde kendi gelişiminden çok başkalarına göre nerede olduğuna odaklanmaya başlayabilir.
Bu nedenle karşılaştırma yapılacaksa çocuğun kendi gelişimi üzerinden yapılması daha sağlıklıdır.
“Geçen aya göre okumanda ilerleme var.”
gibi bir ifade çocuğun kendi gelişimini fark etmesine yardımcı olabilir.
Hata Yapmasına İzin Verin
Ebeveynler doğal olarak çocuklarının başarısız olmasını veya üzülmesini istemez.
Bu nedenle çocuk zorlandığında hemen müdahale etmek isteyebilirler.
Ancak her problemi çocuk adına çözmek onun kendi başa çıkma becerilerini deneyimlemesini engelleyebilir.
Örneğin çocuk yapbozu tamamlamakta zorlandığında hemen parçaları yerleştirmek yerine:
“Sence hangi parçayı deneyebiliriz?”
diye sormak daha destekleyici olabilir.
Çocuk problemi kendisi çözdüğünde:
“Zorlandım ama yapabildim.”
deneyimini yaşar.
Bu deneyim özgüven gelişimi açısından oldukça değerlidir.
Çocuğun Her Başarısızlığını Önlemeye Çalışmayın
Sağlıklı özgüven hiç başarısız olmamakla gelişmez.
Aksine çocukların yaşlarına uygun başarısızlıklarla karşılaşması ve bunlarla başa çıkmayı öğrenmesi gerekir.
Bir oyunu kaybetmek, istediği rolü alamamak veya sınavdan beklediğinden düşük not almak hayal kırıklığı yaratabilir.
Ebeveynin görevi her hayal kırıklığını ortadan kaldırmak değildir.
Bunun yerine:
“Bunun seni üzdüğünü görüyorum.”
diyerek duygusunu kabul edip ardından:
“Buradan ne öğrenebiliriz?”
sorusu üzerinde durmak çocuğun yeniden deneme becerisini destekleyebilir.
Yaşına Uygun Sorumluluklar Verin
Çocuğun kendisini yeterli hissetmesinin yollarından biri aile içerisinde sorumluluk alabilmesidir.
Oyuncaklarını toplamak, masasını hazırlamak, okul çantasını düzenlemek veya yaşına uygun ev işlerine yardımcı olmak çocuğun:
“Ben de yapabiliyorum.”
duygusunu geliştirmesine katkı sağlayabilir.
Çocuğun yapabileceği işleri sürekli onun yerine yapmak ise farkında olmadan:
“Sen bunu tek başına yapamazsın.”
mesajı verebilir.
Sorumlulukların çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olması önemlidir.
Çocuğun Fikirlerini Dinleyin
Çocuğun her konuda son kararı vermesi gerekmez. Ancak aile içerisindeki bazı konularda fikrinin sorulması kendisini değerli hissetmesine yardımcı olabilir.
Örneğin:
“Hafta sonu bu iki etkinlikten hangisini yapmak istersin?”
gibi yaşına uygun seçenekler sunulabilir.
Bu yaklaşım çocuğun karar verme becerisini destekler.
Ayrıca çocuk bir şey anlatırken sürekli sözünü kesmeden veya hemen çözüm sunmadan dinlemek de düşüncelerinin önemsendiği mesajını verir.
Çocuğu Etiketlemekten Kaçının
Çocukların davranışları ile kişiliklerini birbirinden ayırmak önemlidir.
“Sen çok tembelsin.”
yerine:
“Bugün ödevini tamamlamadın.”
demek davranışa odaklanır.
Benzer şekilde:
“Sen çok yaramazsın.”
yerine:
“Kardeşine vurman doğru değil.”
denebilir.
Çocuk sürekli belirli bir özellik üzerinden etiketlendiğinde zaman içerisinde kendisini o şekilde tanımlamaya başlayabilir.
Bu nedenle düzeltmek istediğimiz davranışı konuşurken çocuğun bütün kişiliğini olumsuz biçimde tanımlamaktan kaçınmak önemlidir.
Çocuğun Duygularını Küçümsemeyin
Özgüven yalnızca başarıyla değil, çocuğun duygularının kabul edilmesiyle de ilişkilidir.
Çocuk bir olay nedeniyle üzüldüğünde:
“Bunda ağlayacak ne var?”
“Kocaman oldun.”
gibi ifadeler duygusunun yanlış olduğu mesajını verebilir.
Bunun yerine:
“Bu durum seni üzmüş.”
demek çocuğun duygusunu tanımasına yardımcı olabilir.
Duyguyu kabul etmek çocuğun her davranışına izin vermek anlamına gelmez.
“Çok kızgın olduğunu görüyorum ama vuramazsın.”
şeklinde hem duygu kabul edilebilir hem de davranışa sınır konulabilir.
Çocuğun Güçlü Yönlerini Keşfetmesine Yardımcı Olun
Her çocuk aynı alanda başarılı olmak zorunda değildir.
Bir çocuk akademik alanlarda güçlü olabilirken başka bir çocuk sporda, sanatta, sosyal ilişkilerde veya problem çözmede daha başarılı olabilir.
Çocuğun yalnızca zorlandığı alanlara odaklanmak yerine güçlü yönlerini de fark etmek önemlidir.
Ancak çocuğu belirli bir alanda başarılı olmaya zorlamak yerine farklı deneyimler yaşamasına fırsat vermek daha sağlıklıdır.
Böylece çocuk hangi alanlardan keyif aldığını ve hangi becerilerini geliştirmek istediğini kendisi keşfedebilir.
Ebeveynlerin Kendi Hatalarına Yaklaşımı Önemlidir
Çocuklar yalnızca kendilerine söylenenlerden değil, ebeveynlerinin kendilerine nasıl davrandığını gözlemleyerek de öğrenir.
Ebeveyn küçük bir hata yaptığında:
“Ben ne kadar beceriksizim.”
diyorsa çocuk hataların kişisel yetersizlik anlamına geldiğini öğrenebilir.
Bunun yerine:
“Yanlış yaptım, tekrar deneyebilirim.”
gibi bir yaklaşım hata karşısında daha sağlıklı bir model oluşturabilir.
Ebeveynlerin kusursuz olması gerekmez.
Hata yaptığında özür dilemek ve davranışı düzeltmek de çocuk için önemli bir öğrenme deneyimidir.
Aşırı Koruyucu Yaklaşım Özgüveni Etkileyebilir mi?
Çocuğu tehlikelerden korumak ebeveynliğin doğal bir parçasıdır. Ancak yaşına uygun bütün riskleri ortadan kaldırmaya çalışmak çocuğun kendi becerilerini geliştirmesini zorlaştırabilir.
Çocuğun yaşına uygun seçimler yapmasına, sorun çözmesine ve küçük zorluklarla karşılaşmasına fırsat vermek önemlidir.
Ebeveyn gerektiğinde destek sağlayabilir ancak her adımı çocuk adına atmamalıdır.
Özgüven çoğu zaman:
“Annem benim yapabileceğimi söylüyor.”
düşüncesinden çok:
“Bunu daha önce kendim yaptım ve yine deneyebilirim.”
deneyimiyle güçlenir.
Sosyal Medya ve Çocuklarda Özgüven
Özellikle yaş ilerledikçe çocuklar ve ergenler kendilerini sosyal medyada gördükleri kişilerle karşılaştırabilir.
Fiziksel görünüş, sahip olunan eşyalar, sosyal çevre ve başarılar kıyaslama konusu olabilir.
Ebeveynlerin yalnızca ekran süresine değil, çocuğun tükettiği içeriklerin onda nasıl bir duygu oluşturduğuna da dikkat etmesi önemlidir.
Sosyal medya kullandıktan sonra kendisini sürekli yetersiz hisseden bir çocukla gördüğü içeriklerin ne kadar gerçekçi olduğu ve insanların genellikle yaşamlarının seçilmiş bölümlerini paylaştığı konuşulabilir.
Ebeveynin Sevgisini Başarıya Bağlamamak
Çocukların öğrenmesi gereken önemli mesajlardan biri şudur:
“Başarılı olduğumda da başarısız olduğumda da değerliyim.”
Bu, çocuğun davranışlarının hiç eleştirilmeyeceği anlamına gelmez.
Ebeveyn kurallar koyabilir, yanlış davranışları düzeltebilir ve sorumluluk bekleyebilir.
Ancak çocuğun davranışı ile ona duyulan sevgi birbirinden ayrılmalıdır.
Çocuğun düşük not aldığı, hata yaptığı veya ebeveyninin beklentisini karşılamadığı zamanlarda da ilişkinin güvenli olduğunu hissetmesi sağlıklı öz değer gelişimini destekleyebilir.
Ne Zaman Psikolojik Destek Alınabilir?
Çocuk zaman zaman kendisinden şüphe edebilir veya belirli alanlarda özgüvensiz hissedebilir. Ancak sürekli:
“Ben hiçbir şeyi yapamıyorum.”
“Kimse beni sevmiyor.”
“Ben herkesten kötüyüm.”
gibi ifadeler kullanıyorsa durumun daha yakından değerlendirilmesi faydalı olabilir.
Özellikle özgüvenle ilgili güçlükler çocuğun arkadaşlık ilişkilerini, okul yaşamını veya yeni deneyimlere katılmasını belirgin biçimde etkiliyorsa psikolojik destek değerlendirilebilir.
Belirgin sosyal geri çekilme, uzun süreli mutsuzluk, yoğun kaygı veya kendisine zarar vermeye ilişkin ifadeler bulunuyorsa profesyonel değerlendirme geciktirilmemelidir.
Psikolojik danışmanlık sürecinde çocuğun kendisine yönelik düşünceleri, aile içerisindeki iletişim, sosyal deneyimleri ve güçlü yönleri birlikte değerlendirilebilir.
Çocuğun özgüvenini desteklemenin amacı ona “Her şeyi başarabilirsin.” mesajını vermek değildir.
Daha gerçekçi ve sağlıklı mesaj şudur:
“Her şeyi başarmak zorunda değilsin. Zorlanabilir, hata yapabilir, yardım isteyebilir ve yeniden deneyebilirsin.”