Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bolat, Brüksel’de AB sanayi politikaları ve Gümrük Birliği beklentilerini paylaştı; işbirliği, rekabet gücü ve ortak ticaret vizyonu vurgulandı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, resmi ziyaret kapsamında Brüksel’de Avrupa Parlamentosu yetkilileriyle Sanayi Hızlandırma Yasası (IAA) ve "Made in EU" yaklaşımının Türkiye ile entegre değer zincirlerine olası etkilerini değerlendirdi; görüşmede AB’nin düzenleyici yaklaşımının, 30 yıllık Gümrük Birliği ortaklığı ve ikili anlaşmalar çerçevesinde rasyonel bir perspektif izlemesi beklentisi vurgulandı.
Bakan Bolat, Avrupa Parlamentosu’nun taslak düzenlemelerinin rekabetçilik ekseninde geliştiğini belirterek EPP Gölge Raportörü Dirk Gotink ile INTA Başkan Yardımcısı Iuliu Winkler ile yapılan ikili temaslara değindi. Görüşmelerde, düzenlemelerin entegre tedarik zincirlerine etkileri ve ihracatçı firmalar açısından ortaya çıkabilecek uyum maliyetleri gündeme geldi.
Resmi açıklamada, Türkiye’nin kazanılmış haklarına saygı gösterilerek ilerlenmesi ve Avrupa Parlamentosu raporlarında Gümrük Birliği’nin tarihi bağının korunmasının beklendiği ifade edildi. Bolat, ekonomik ortaklığın karşılıklı fayda esasına dayanarak güçlendirilmesi yönünde temasların süreceğini aktardı.
Toplantılar sırasında, Sanayi Hızlandırma Yasası taslağına dair teknik unsurların yanı sıra "Made in EU" etiketlemelerinin tedarik zincirlerinde yaratabileceği ayrıştırma riskleri de ele alındı. Türkiye’nin üretim ve ihracat yapısının bu tür düzenlemeler karşısında maruz kalabileceği ayrımcılıklara karşı korunması gerektiği vurgulandı.
Görüşmelerde ayrıca, Avrupa Parlamentosu içindeki karar alma süreçlerinde paydaşların tutumunun belirleyici olduğu ve Türkiye’nin hem ikili ilişkiler hem de Gümrük Birliği rejiminin korunmasına yönelik diplomatik argümanlarını sürdüreceği belirtildi.
Sanayi Hızlandırma Yasası ve "Made in EU" yaklaşımı, Avrupa iç pazarında tedarik zinciri tercihlerini şekillendirirken üçüncü ülke üreticileri için yeni uyum maliyetleri ve pazar erişim zorlukları doğurabilir. Türkiye gibi üretim merkezleri, bu tür düzenlemelere karşı proaktif diplomasi ve teknik uyum süreçleriyle hem pazar kayıplarını sınırlamaya hem de tedarik zinciri avantajlarını korumaya çalışmalı.
Gümrük Birliği’nin 30 yıllık çerçevesinin korunması talebi, hukuki ve ekonomik istikrar arayışının göstergesidir; AB tarafının raporlarında bu kazanılmış haklara duyarlı bir ton izlemesi, Türk ihracatçılar için belirsizliği azaltır ve yatırımcı güvenini korur.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)