Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Belçika’da sokak köpeklerinin yok denecek kadar az oluşunun ardındaki vakıf kültürü, sıkı mevzuat ve toplum odaklı yaklaşımlar.
Belçika’da 19. yüzyıldan beri süregelen hayvan koruma geleneği, güçlü vakıf yapısı ve katı mevzuat birleşince sokak köpeği neredeyse görülmüyor; SRPA yetkilisi Laurent Blavier, kayıp veya terk edilmiş hayvanların polis ve belediyelerle koordineli şekilde barınaklara alındığını açıkladı.
İlk adımlar 1888’de Liège’te hayırseverlerin kamuya hayvan sulukları yaptırmasıyla atıldı. 1893’te kurulan “Société Protectrice des Animaux” daha sonra resmi bir vakfa dönüşerek ülkenin hayvan refahı altyapısının temelini oluşturdu. Kurum bugün Kraliyet taltifli Kraliyet Hayvanları Koruma Vakfı (SRPA) adıyla faaliyet gösteriyor.
SRPA sözcüsü Laurent Blavier, kurumun polis ve belediyelerle yakın çalıştığını belirterek sokakta bulunan kayıp veya sahipsiz köpek ve kedilerin ambulans veya vatandaş yönlendirmesiyle merkeze alındığını, gece bırakma için acil odası bulunduğunu ve yaralı hayvanlara veteriner müdahalesi yapıldığını söyledi.
Vakfın sürdürülebilir finansmanı büyük ölçüde bağışlar ve vasiyetlere dayanıyor. Liège’deki barınak kompleksi 1948’deki bir miras bağışıyla kuruldu; 1988’de yapılan modernizasyon ise gönüllülerin bıraktığı vasiyetlerle finanse edildi. Bu model kurumların siyasi değişimlerden bağımsız çalışmasını sağlıyor.
Modern barınaklar yalnızca geçici barınak değil, aynı zamanda tedavi, rehabilitasyon ve sahiplendirme merkezleri olarak yapılandırıldı. SRPA’nın Liège, Arlon ve Vinalmont tesislerinde ameliyathaneler, ısıtmalı zemin sistemleri, bilgisayarlı kayıt altyapısı ve karantina bölümleri bulunuyor.
Belçika’da tüm köpeklerin DogID adlı ulusal veritabanına kayıtlı mikroçip taşıma zorunluluğu, sahipsizlik vakalarını caydıran en etkili unsur olarak öne çıkıyor. Sahip değişikliği, kayıp bildirimi ve terk vakaları bu sistem üzerinden takip ediliyor; sorumlu kişi tespit edilirse para cezası veya cezai işlem uygulanıyor.
Hayvan terki 1 ila 3 ay hapis ve 11 bin Euro’ya kadar para cezası ile karşılaşıyor. Belediyeler bulunan hayvanı hızla barınağa ulaştırmakla yükümlü ve vakıflar gönüllüler aracılığıyla sonraki süreçleri yürütüyor.
Belçika örneği, sivil toplum kaynaklı finansman ve sıkı kamu düzenlemelerinin birleştiğinde uzun vadeli sosyal politika üretme kapasitesini gösteriyor. Vakıf temelli model, hayvan refahını siyasi dalgalanmalardan izole ederken, gönüllü ağı mali yükü hafifleterek kamu-özel ortaklığının etkinliğini artırıyor. Bu yapı, benzer ülkelerde uygulanırsa sahipsiz hayvan sayısının azaltılmasının yanı sıra kamu sağlığı ve şehir güvenliği açısından da fayda sağlayabilir.
Aynı zamanda tek başına mevzuatın yeterli olmadığı, uygulama ve toplumsal bilinç gerektirdiği de açık: Kimliklendirme zorunluluğu ve ceza mekanizmaları önemli ancak sahip sorumluluğunu destekleyecek eğitim, denetim ve toplumsal katılım olmadan riskler devam ediyor.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)