Antalya’da tarım toprakları ve su yönetiminin korunması gerekliliği vurgulandı

Antalya’da tarım toprakları ve su kaynaklarının korunması, sürdürülebilir üretim ve gelecek güvenliği için önemle vurgulandı.

Antalya’da tarım toprakları ve su yönetiminin korunması gerekliliği vurgulandı
Yayınlama: 06.07.2026
A+
A-

Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım Konseyi iş birliğinde hazırlanan Tarım Gündem programında, Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı ve Antalya Tarım Konseyi İcra Kurulu Üyesi Ebru Kaçın, su, toprak ve iklim ekseninde tarımın geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kaçın, toprak oluşumunun yüzyıllar sürdüğünü belirterek bir santimetre toprağın oluşumunun 500 ile 1000 yıl arasında değiştiğini söyledi ve mevcut tarım topraklarının korunmasının zorunlu olduğuna dikkat çekti.

Antalya’nın bitkisel üretimde Türkiye’de lider kentlerden biri olduğunu hatırlatan Kaçın, örtü altı üretimin yaklaşık yüzde 70’inin kentte gerçekleştiğini kaydetti. Bu yoğun üretimin sürdürülebilir olabilmesi için su, toprak ve iklimin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

Son 20 yılda Antalya’da tarım arazilerinin yaklaşık yüzde 17’sinin kaybedildiğini belirten Kaçın, Türkiye genelinde ise son 22 yılda 2,5 milyon hektar tarım toprağının üretim dışına çıktığını aktardı. Erozyon, plansız kentleşme ve tarım arazilerinin farklı amaçlarla kullanılması başlıca tehditler arasında sayıldı.

Bilinçsiz kimyasal kullanımının toprak sağlığını olumsuz etkilediğini söyleyen Kaçın, zirai ilaçların kimyasal ürün statüsünde olduğunu anımsatarak ilaç ve gübre uygulamalarının ziraat mühendisleri önerileri doğrultusunda yapılması gerektiğini belirtti.

COP31 hazırlıkları kapsamında BATEM arazisindeki yaklaşık 300 dekarlık tarım alanının otopark olarak değerlendirilmesine yönelik görüşlerini paylaşan Kaçın, tarım topraklarının korunmasının öncelik olması gerektiğini ifade etti ve bölgede otopark yerine raylı sistem yatırımlarının artırılmasıyla kalıcı ulaşım çözümleri üretilmesi gerektiğini söyledi.

Kaçın, COP31’in Antalya için önemli bir fırsat olduğunu ancak sürecin bilimsel veriler ışığında yönetilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye’de tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 80’inin tarımsal sulamada kullanıldığına dikkat çeken Kaçın, su tasarrufunun zorunlu hale geldiğini; üretim alanında suyun damlama veya yağmurlama gibi modern yöntemlerle kullanılmasının gerektiğini belirtti.

Ürün deseninin su potansiyeline göre planlanması gerektiğini söyleyen Kaçın, kuraklığa dayanıklı çeşitlerin yaygınlaştırılması ve tarımsal teknolojilerin yakından takip edilmesinin önemine işaret etti.

Tropikal meyve üretiminin yer altı su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığına değinen Kaçın, Aksu, Kaş ve Fethiye’de deniz suyunun yer altı sularına karışmasının üretimi olumsuz etkilediğini söyledi. Kontrolsüz ve ruhsatsız açılan kuyuların yer altı su seviyelerini hızla düşürdüğünü belirterek su kaynaklarının etkin denetimine vurgu yaptı.

Kaçın son olarak, toprağın ve suyun doğru kullanılması gerektiğini ifade ederek gelecek nesillere üretmeye devam edebilecekleri bir doğa bırakmanın ortak sorumluluk olduğunu söyledi.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)

Türkiye ve dünya gündemine dair gelişmeleri, objektif ve ilkeli bir bakış açısıyla okuyucuya ulaştıran dijital haber platformu. Liberal TR Haber Merkezi.
Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.