Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Adet öncesi hormon dalgalanmalarının ruh hali ve cilt görünümü üzerindeki etkileri, uzman görüşleriyle açıklanıyor; önlem ve başa çıkma önerileri.
Medicana Ataköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Çiğdem Pulatoğlu, adet döngüsündeki östrojen ve progesteron değişikliklerinin beyin, cilt, uyku, iştah ve sıvı dengesini etkileyebildiğini söyleyerek, adet öncesi dönemde yaşanan fiziksel ve ruhsal yakınmaların kişiden kişiye farklılık gösterebileceğini belirtti.
Doç. Dr. Pulatoğlu, yumurtlamayı izleyen luteal dönemde progesteronun yükseldiğini, östrojenin bir süre daha yüksek seyrettiğini ve gebelik oluşmadığında döngü sonuna doğru her iki hormonun da düştüğünü söyledi. Bu hormonal değişimlerin bazı kadınlarda sinirlilik, tahammülsüzlük, kolay ağlama, kaygı, konsantrasyon güçlüğü ve motivasyon azalması gibi duygusal belirtilere yol açabildiğini aktardı.
Fiziksel yakınmalar arasında yorgunluk, baş ağrısı, meme hassasiyeti, karında şişkinlik ve ağrı, uyku bozukluğu ile iştah değişikliklerinin görülebildiğini vurgulayan Pulatoğlu, adet öncesinde cilt yağlanması ve akne eğiliminde artış, yüzde ve vücutta dolgunluk hissi ile tartıda birkaç günlük artış olabileceğini ifade etti. Bu ağırlıklı olarak geçici sıvı tutulumuna bağlanmalıdır, tüm artış yağ değil.
Pulatoğlu, östrojen ve progesteron değişikliklerinin serotonin ve GABA gibi nörotransmitterleri etkileyebileceğini, uyku bozuklukları, ağrı veya iştah değişikliklerinin stres eşiğini düşürebileceğini belirtti. Duygudurum değişikliklerinin her durumda hormonlara bağlanmaması gerektiğini; belirtiler her ay tekrarlıyor ve kişinin iş, sosyal yaşam veya ilişkilerini etkiliyorsa PMDD açısından değerlendirme gerektiğini söyledi.
Metinde yer alan açıklamaya göre adet öncesi dönemde yaşanan ruhsal ve fiziksel şikayetler hormon dalgalanmaları ile ilişkilendiriliyor. Uzman, aynı hormon düzeylerine sahip iki kadında farklı yanıtların olabileceğini, belirtilerin şiddeti ve yaşamı etkileyip etmediğinin değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca geçici sıvı tutulumunun görünümde ve tartıdaki değişikliklerde önemli rol oynadığı ifade ediliyor.
Beslenme ve egzersizle ilgili olarak Doç. Dr. Pulatoğlu, dengeli beslenmenin temel olduğunu; protein ağırlıklı beslenme gibi tek tip bir kural olmadığını, kompleks karbonhidratların tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Egzersizin bırakılmaması gerektiğini, ağrı veya yorgunluk varsa daha hafif aktivitelerin uygun olduğunu belirtti.
Uyku konusunda ise luteal dönemin sonlarında bazı kadınlarda uykuya dalma güçlüğü, gece uyanmaları veya sabah yorgunluğu görülebileceği bildirildi. Pulatoğlu, hafif PMS belirtilerinin yaygın olduğunu, yoğun depresif duygu durumu, belirgin kaygı veya kontrol edilemeyen öfkenin günlük yaşamı etkiliyorsa profesyonel değerlendirme gerektirdiğini son olarak ifade etti.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)