Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
ABD’nin Hürmüz Boğazı politikalarının bölge güvenliği, deniz ticareti ve jeopolitik dengeler üzerindeki riskleri profesyonel analizle ele alınıyor.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ablukası ve ekonomik savaş uygulamalarının boğazı ve bölgeyi güvensiz hale getirdiğini belirtti. Bekayi, ABD’nin bu tutumunu sürdürdüğü sürece boğazda güvenliğin yeniden sağlanamayacağını vurguladı.
Bekayi, ABD’nin enerji sevkiyatlarının normale döndüğü yönündeki iddialarının sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini savundu. Uluslararası piyasaların da ABD açıklamalarına yeterince itibar etmediğini ileri süren Bekayi, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin İran’ın bölge üzerindeki baskı aracı oluşturma amacıyla ortaya çıkmadığını, bunun ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının sonucu olduğunu dile getirdi.
İran’ın en uzun kıyı şeridine sahip bu su yolunun ülkeye yönelik saldırılarda kullanıldığını belirten Bekayi, İran’ın uluslararası hukuk çerçevesinde bir dizi önlem aldığını söyledi. Mevcut durumun sorumlularının dünya kamuoyunda sürekli gündemde tutulması gerektiğini ekledi.
Marco Rubio’nun Atina’daki açıklamalarına da değinen Bekayi, ABD’nin tarihsel olayları çarpıtarak savaş yanlısı politikalarını meşrulaştırmaya çalıştığını belirtti. Bekayi, İran’ın kültürel ve medeniyet temelinin binlerce yıllık etkileşimlerle ayakta kaldığını vurguladı ve medeniyetler arasında ayrım yapmanın yanlış olduğunu söyledi.
İran ve Suudi Arabistan dışişleri bakanları arasındaki telefon görüşmesine atıfta bulunan Bekayi, bölgedeki gerilimin devam etmesinin yalnızca İsrail’in çıkarına hizmet edeceğini ifade etti ve iki İslam ülkesi arasında çatışma istemediklerini kaydetti. Yemen halkının onurlu bir yaşam sürme hakkına vurgu yapan Bekayi, Yemen krizinin diyalog yoluyla çözümüne katkı sağlamaya hazır olduklarını yineledi.
Rusya ile yürütülen temaslara değinen Bekayi, dost ülkelerin iyi niyet girişimlerini memnuniyetle karşıladıklarını ve İran ile ABD arasındaki arabuluculuk rolünü halen Pakistan ve Katar’ın üstlendiğini belirtti. İran’ın ABD’ye sunduğu yedi maddelik plan çerçevesinde arabulucular üzerinden mesaj alışverişinin sürdüğünü söyleyen Bekayi, taleplerin arasında deniz ablukasının kaldırılması, çatışmaların sona erdirilmesi ve İran’a ait varlıkların serbest bırakılmasının bulunduğunu kaydetti.
Bekayi, ABD’nin nükleer programla ilgili taleplerinin asılsız iddialara dayandığını ifade etti ve ABD’nin uyguladığı yeni yaptırımların kaldırılması gerektiğini belirtti. Diplomasiye önem verdiklerini ve müzakere masasından kaçmayacaklarını söyleyen Bekayi, mevcut koşullar altında İran’ın suçlanamayacağını, müzakereleri sekteye uğratan tarafın aşırı taleplerle hareket ettiğini savundu.
Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) ile ilgili görüşlere değinen Bekayi, NPT’nin amacına hizmet edip etmediğinin tartışılması gerektiğini ve sistemin üç alanda da sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Eski İran Dini Lideri Ali Hamaney’e yönelik suikast iddiasına atıf yapan Bekayi, nükleer silahları yasaklayan fetvayı veren kişinin hedef alınmasının hatırlatılması gereken bir suç olduğunu ifade etti.
Bekayi’nin ifadeleri, İran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nın güvenliğine ilişkin endişesini ve ABD’nin uygulamalarını bölgesel gerilimin başlıca kaynağı olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Açıklamalar aynı zamanda İran’ın diplomasiye açık olduğunu ancak mevcut uluslararası ve bölgesel koşullar nedeniyle haklarından taviz vermeyeceğini gösteriyor. Türkiye ve bölge aktörleri açısından bu söylem, diplomatik kanalların öneminin ve gerilimin tırmanmasının bölgeye maliyetinin altını çiziyor.
Kaynak: İHA