Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Konya’da yerli havuç hasadı başladı; iç ve dış pazarlara taze, kaliteli ürün gönderiliyor, üretici talepleri karşılamaya hazır.
Konya’nın Meram ilçesi Kaşınhanı Mahallesi ve çevresindeki üretim alanlarında hasat devam ediyor; bölge Türkiye havuç üretiminin yaklaşık yüzde 67’sini karşılıyor ve ürünler hem yurt içi pazarlara hem de Romanya, Bulgaristan, Suudi Arabistan ve Gürcistan gibi ülkelere gönderiliyor.
Üretici Mesut Pulluoğulları, toprak ve özenli bakımın havucun aromasını belirlediğini vurguladı: “Tohumu ektikten sonra 120 gün boyunca bir çocuğa nasıl bakılıyorsa, biz de öyle ilgileniyoruz. Elimizden geldiğince en kaliteli şekilde tezgâhlara sunmaya çalışıyoruz.”
Bu yıl aşırı yağışlar ekim hazırlıklarını zorlaştırdı; tarlalar ağır işlendi ancak bol yağış sayesinde su sorunu yaşanmadı. Öte yandan artan nem, böcek ve haşere baskısını yükseltti; bazı ilaçların yasaklanması mücadeleyi güçleştirdi.
Pulluoğulları, en kaliteli aromayı elde etmek için daha önce yoğun ekim görmemiş, 4-5 yıldır dinlenmiş arazileri tercih ettiklerini anlattı. Aktardığına göre, eskiden sürekli ekim yapılan yakın alanlar verim ve kalite düşüşüne uğradı; bu yüzden üreticiler 40-50 kilometre uzaklıktaki tarlalara yöneliyor.
Hasat sonrası paketleme süreçlerinde iş yükü ağırlıklı olarak kadın emekçilerin omuzlarında: tarladan gelen havuçlar sınıflandırılıyor, boy ve kaliteye göre ayrılıyor ve paketlenerek iç piyasaya ve ihracata hazırlanıyor.
Konya merkezli havuç üretiminin ülke arzındaki yüksek payı, tarımsal tedarik zincirinde bölgesel risklerin ekonomik etkisini gösteriyor. Örneğin iklim kaynaklı değişkenlik (aşırı yağış veya kuraklık) ürün miktarını ve kalitesini doğrudan etkileyerek fiyat dalgalanmalarına yol açabilir; aynı zamanda ihracat pazarlarında Türkiye kaynaklı tedarik güvenliği algısını şekillendirir.
Üreticilerin daha verimli ve dinlenmiş topraklara yönelmesi, sürdürülebilir üretim ve toprak yönetiminin önemini öne çıkarıyor. İlaç sınırlamaları ve artan zararlı baskısı ise entegre zararlı yönetimi, alternatif koruma yöntemleri ve tarımsal destek programlarına ihtiyaç olduğunu gösteriyor; tüketici güvenliğiyle birlikte üreticinin maliyet yapısı da bu değişimden etkilenecektir.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)