Kadim Doğu hikâyelerinde anlatılan Sîmurg efsânesi, aslında insanın kendi içindeki “kemâle ermiş insan”ı bulma hikâyesidir.
Rivâyete göre kuşlar bir gün toplanır ve kendilerine bir hükümdar aramaya karar verirler. Aradıkları hükümdârın adı Sîmurg’dur. Ancak ona ulaşmak kolay değildir. Önlerinde uzun, çetin ve meşakkatli bir yol vardır.
Kuşlar bu yolculuğa büyük bir umutla çıkar. Fakat yol ilerledikçe zorluklar artar. Kimi korkuya yenilir, kimi yorgun düşer, kimi de aradığını bulamayacağını düşünerek geri döner.
Uzun yolculuğun sonunda yalnızca otuz kuş kalır. Nihayet Sîmurg’un huzuruna vardıklarını düşündüklerinde kendi yansımalarının olduğu bir ayna görürler.
Farsçada “sî” otuz, “murg” ise kuş demektir. Anlayacağınız Sîmurg, aslında otuz kuşun kendisidir.
Hikâyenin bize anlattığı şey şu: İnsan yakınında olanı çok uzaklarda arar. Oysa aradığı her neyse çoğu zaman içindedir ama farkında değildir.
Belki de hayat dediğimiz şey, Sîmurg’u aradığımız uzun bir yolculuktur. Ve insan, bu yolculuğun sonunda anlar ki aradığı şey aslında hep kendisidir ve insan en uzun yolu, kendine varmak için yürür.
Hayat, insanın kendi özünü keşfetme süreci olan; akıl, ruh, ahlak ve temeldeki hakîkattir.
#Simurg
Kadim Doğu hikâyelerinde anlatılan Sîmurg efsânesi, aslında insanın kendi içindeki "kemâle ermiş insan"ı bulma hikâyesidir.
— Sırrı Er (@konusmasanati) March 16, 2026
Rivâyete göre kuşlar bir gün toplanır ve kendilerine bir hükümdar aramaya karar verirler. Aradıkları hükümdârın adı Sîmurg’dur. Ancak ona ulaşmak kolay… pic.twitter.com/QkL9ofr1RO