“Ömrü oldukça yürür her yolcu/Varmadan menzile bir yerde ölür.”
Yahya Kemâl Beyatlı
İnsan bir yolcudur. Yol ise hayattır. Kimi zaman düz bir ovada, kimi zaman sarp bir yokuşta, yamaçta.
Değişmeyen hakîkat: Her yolcunun menzili ölümdür. Bu gerçek, bizi korkutmak için değil; istikametimizi düzeltmek için vardır.
Yol dediğimiz şey yalnızca zamanın akışı değildir. Yol; tercihtir, ahlâktır, duruştur. Yolcu; sadece yürüyen değil, yürürken neyi taşıdığına dikkat edendir. İnanç, amaç, gaye, ideal ve ülkü. Bunlar yolcunun azığıdır.
Yolcunun bir amacı yoksa, yürüyüşü savrulmaya dönüşür. Burada asıl mesele şudur: Sonu ölüm olan bu hayat yolunda, nasıl yürümeliyiz?
Cevap basittir ama ağırdır: İnsânî değerlerden sapmadan. Ulaşıp ulaşamadığımız değil, ulaşmaya çalıştığımız o menzilde kişiliğimizi koruyup koruyamadığımız önemlidir.
Adaletle yürümek, merhameti kaybetmemek, değerleri pazarlık konusu yapmamak… İşte asıl ideal budur.
Unutmayalım: Yolun uzunluğu değil, yürüyüşteki gaye kalır geriye. Bir gün her yolcu bir yerde duracak. Fakat ardında bıraktığı iz; ya bir toz bulutu olacak ya da bir istikâmet göstergesi.
Öyleyse yürüyelim…
Ama sadece ulaşmak için değil, değerlerimizi kaybetmeden varmak için.
Yol hakîkat ise, yolcu da yolculuk da kutsaldır.