Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Övgülerin ve yergilerin ışığında bir sırları bu millet ne zaman öğrenecek acaba? Mağdurlar ve mağrurların çıkacağı bir adalet gelecek mi? Kurallı yönetim, hukuk devleti, denge ve denetim, saydamlık, keyfiliğe karşı bir sistem olsa bunlar yaşanır mı? Kahraman gösterilenler hainler, hain gösterilenler kahraman olur mu? Niçin sırlar aydınlatılmaz, niçin kapatılır? Faili meçhuller, kaybedilen değerler, sürgünler, işkenceler, yok edilenler bu coğrafyanın kaderi mi? Bunların failleri niçin korunur? Hukuk devleti olsa bunlar olur mu?
Çetin Altan insanları değerlendirirken “önemli insanlar, değerli insanlar” diye tarif ederdi.
Önemli insanlar; güce tapanlar, hakikati bildiği halde yal, korku ve kirlilikten döneklik yapanlar. Rejime göre fırıldaklığın elemanları bu türler.
Değerli insanlar ise; hakikati mahallesiz savunanlar, bedel ödeyenler, kirliliğe karşı duranları anlatırdı.
Bugün bu statüde olanlara bakınca saygıyı hak edenlerle, yüzlerine tükürüğün bile kıymetli olduğu utanmazların halini görmek mümkün.
Bir yazar ve siyasetçi, bir yazısında bir fıkrayı anlatır.
12 Eylül Darbesi’nde Ali Baransel tüm basın ve yayını denetlemekle görevlendirilir. Evren bir gün bir gazetede bir fıkra okur. Konusu şudur:
Güney Amerika’da bir uzmana sormuşlar: “Darbe yapmak mı, yoksa hıyar turşusu yapmak mı zor?”
Uzman düşünmeden “Darbe yapmak kolay.” demiş.
“Hıyar turşusu yapmak zordur; aynı boyda hıyarları bulmak, sirke, tuz, biber, limon karışımı, bekletme işi uzun sürer. Darbe için üç hıyarın yan yana gelmesi yeter.” deyince Evren buna kızarak Ali Baransel’i çağırır:
“Niçin buna engel olmadın?” der.
Baransel bunu okur ve Evren’e:
“Efendim burada üç hıyar diyor, beş hıyar demiyor.”
deyince,
“Bizde darbeyi beş kişi yaptı, burada üç diyor.”
deyince, Evren:
“Haklısın, dikkatimden kaçmış. Bizi kastetmiyor.” diyor.
İşin fıkra yanı bu.
Ancak bugünlere bakınca 15 Temmuz’un failleri ve mağdurları kimine göre övgü, kimine göre yergi.
Sırlar diyarında aydınlık karartılıyor.
İktidar mensubu bakan “Bu işi FETÖ değil ABD yaptı.” diyor.
Eski başbakan “En kötü proje.” diyor.
Butlan görevlisi “Bu tiyatro.” dedi, sonunu getiremedi.
İktidar milletvekili “Bu iş aydınlatılsa hainler kahraman, kahramanlar hain olur.” dediğine göre bu işlerin aydınlanmasını istemeyenler belli değil mi?
TBMM araştırması çöpe gitti diyenler, yok edildi diyenler, ifadeye gelmedi diyenler halen hayatta.
Eğer darbe iktidara karşı yapıldı ise faydası niye iktidara olsun ki?
O kadar çok sırlar var ki gazeteci Müyesser Yıldız çok yargılamaları takip ederek yazıyor. O da bunlardan dolayı bedel ödedi.
Maalesef bizim ülkemizde, statüsü fark etmiyor, hakikati savunacak ve savunan insanlar yerine, fırıldak gibi dönek, dönerek önemli insan olanlar sosyal medyada pazarlanıyor.
Örnekleri çok bunların.
Üç milyon insanın terör listesine alındığı, KHK ile çoğu liyakatli insanların yok edildiği bu zamanı mı beklemiş?
17-25 Aralık konusu, Perinçek’in Erdoğan’la ilgili 38 yolsuzluk dosyası var elimizde açıklaması, Yenikapı’da destek planı bunun için mi yapılmış?
Uyuşturucu rant ortaklığı, hiyerarşik soygunlar, din motifli sermaye destekleri, suç işleyenlerin kurumlara getirilme planları, meşruiyetin milletten alınarak sömürüye mecburiyetten verildiği, müzakerenin kalktığı, TBMM’nin işlevinin yok edildiği, soygunların imtiyazlılarca meşru sayıldığı acaba 15 Temmuz’u mu beklemiş?
Bunları yapan alçaklığın, faillerinin açıklanması ve soruşturulması niçin aydınlatılmıyor?
253 canın yok edilişi, maddi ve manevi kayıplar niçin kapatılıyor?
Halen bunlar sorgulanmıyor?
Ancak bizde arşiv unutmuyor.
Kurallı ve hukuk devletini, denge ve denetimi, sınırlı yönetimi, bağımsız yargıyı, milletin egemenliğini bekliyor.
Akıl, bilim, hukuk, demokrasi ve ahlak, kurallı yönetime geçişler karanlığı sorgular.
15.07.2026
Kemal Albayrak