Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, 01.03.2026 tarihli basın açıklamasında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını kınadı. Açıklamada hem dış müdahaleye karşı net tavır alındı hem de İran’daki otoriter rejim sert ifadelerle eleştirildi.
Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, 01.03.2026 tarihli basın açıklamasında Ortadoğu’da artan askeri gerilim ve İran’a yönelik saldırılar hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Gülabi, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından İran’a yönelik gerçekleştirilen askeri operasyonları açık biçimde kınadıklarını belirterek, devletler arası uyuşmazlıkların askeri yöntemlerle çözülmeye çalışılmasının uluslararası hukukun ve bölgesel istikrarın altını oyduğunu ifade etti. Açıklamada, sınır aşan güç kullanımının sivillerin hayatını tehlikeye attığı ve kırılgan coğrafyada yeni çatışma sarmallarına zemin hazırladığı vurgulandı.
“Güç siyaseti değil, hukuk siyaseti; füze diplomasisi değil, müzakere diplomasisi esastır” ifadeleriyle diplomatik çözüm çağrısında bulunuldu.
Açıklamada dikkat çeken bir diğer başlık ise İran’daki siyasal rejime yönelik eleştiriler oldu. Gülabi, dış müdahaleye karşı çıkmanın İran’daki otoriter yapıyı görmezden gelmek anlamına gelmediğini belirtti.
1979’daki İran İslam Devrimi’nin özgürlük ve huzur idealini hayata geçiremediği savunulurken, devrimin zamanla özgürleşme projesi olmaktan çıkarak devleti ve devrim elitini korumayı önceleyen otoriter bir yapıya dönüştüğü ifade edildi. Dinin ahlaki referanslarının siyasal iktidarın tahkim aracı haline getirildiği öne sürüldü.
Liberal Parti Lideri açıklamasında, İran’da rejimin temel refleksinin insan hak ve özgürlüklerini güvence altına almak değil, sistemi ayakta tutmak olduğu iddia edildi. Siyasal iktidarın meşruiyetini toplumsal rızadan değil baskı kapasitesinden aldığı savunuldu.
Polis şiddeti, keyfi gözaltılar ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılar hukukun üstünlüğü ilkesinin zayıfladığının göstergesi olarak değerlendirildi. Yargı sistemine ilişkin eleştirilerde ise yönetici elit hakkındaki yolsuzluk ve güç suiistimali iddialarının etkin biçimde soruşturulamadığı; buna karşın bireysel tercihler ve yaşam tarzı üzerinden ağır yaptırımlar uygulanabildiği ifade edildi.
Açıklamada şu vurgu öne çıktı:
“Hukuk, iktidarın sopası değil; yurttaşın kalkanıdır.”
Son kırk yılda İran’ın ekonomik, siyasal ve toplumsal göstergeler bakımından ciddi bir gerileme yaşadığı ileri sürülen açıklamada, petrol ve doğal gaz gibi zengin kaynaklara rağmen genç nüfusun işsizlik ve gelecek kaygısıyla karşı karşıya olduğu belirtildi.
Beyin göçünün arttığı, üretken kesimlerin ülkeyi terk etmeye yöneldiği ifade edilirken; rejimin içerideki meşruiyet krizini dış düşman söylemiyle telafi etmeye çalıştığı savunuldu. Bu stratejinin ise ülkeyi uluslararası alanda daha da yalnızlaştırdığı kaydedildi.
Liberal Parti Lideri, dış müdahaleye karşı çıkmak ile otoriter yönetimleri eleştirmenin çelişki olmadığını vurguladı. Tutarlı bir özgürlük siyasetinin her iki tavrı da aynı anda gerektirdiği ifade edildi.
Açıklamada, güçlü devlet anlayışının korkuya değil güvene dayanması gerektiği belirtilerek, “Güvenlik özgürlüğün alternatifi değil; onun sonucudur” denildi.
Uluslararası topluma askeri gerilimi artırmak yerine diplomatik kanalları işletme çağrısı yapılırken; İran yönetimine ise halkıyla barışma, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alma, yargı bağımsızlığını tesis etme ve siyasal çoğulculuğu kabul etme çağrısında bulunuldu.


Kaynak: Liberal Parti Basın Açıklaması (01.03.2026)