Türkiye’ye 3 balistik füze atıldı.
Ama kimse üstüne almıyor.
İran Körfez ülkelerini vurduğunda tek tek açıkladı. Hedefi söyledi. Gerekçesini verdi. BM’ye mektup yazdı.
Türkiye’ye gelince? “Biz atmadık.”
3 füze
3 inkar
Anlatıyorum…
4 Mart.
Birinci füze Akdeniz üzerinden geldi. ABD donanması SM-3 füzesiyle havada imha etti. Enkaz Hatay Dörtyol’a düştü.
9 Mart.
İkinci füze Gaziantep üzerinde imha edildi.
13 Mart.
Üçüncü füze Adana İncirlik Üssü yakınlarında. Sabah 3:25’te sirenler çaldı. NATO hava savunma sistemleri imha etti.
Şimdi işin ilginç kısmını anlatıyorum…
İran Körfez ülkelerini vurduğunda BM Güvenlik Konseyi’ne resmi mektup yazdı. BM Şartı’nın 51. Maddesi’ni öne sürdü. “Meşru müdafaa hakkımız” dedi.
Hedefleri tek tek saydı.
Katar: Al Udeid Hava Üssü. “Amerikan askerleri vardı.”
Kuveyt: Ali Al Salem Hava Üssü. “Amerikan operasyon merkeziydi.”
BAE: Al Dhafra Hava Üssü. “Amerikan drone merkeziydi.”
Bahreyn: ABD Beşinci Filo Karargahı. “Donanma komutanlığıydı.”
Suudi Arabistan: Ras Tanura. “Amerikan operasyonlarını destekliyordu.”
Her ülkeyi isimleriyle söyledi. Her hedef için gerekçe verdi. Dünya’ya “bu üsler saldırılarda kullanıldı, meşru hedefti” dedi.
BAE’ye füze ve drone attı. Açıkladı.
Katar’ın LNG tesisini vurdu. Açıkladı.
Suudi Arabistanın rafinerisini yaktı. Açıkladı.
Bahreyn’i vurdu. Açıkladı
Her vuruşun bir açıklaması vardı.
İran Türkiye’ye gelince ne yaptı ?
İnkar etti.
Birinci füze: “Teknik arıza. Türkiye’nin egemenliğine saygı duyuyoruz. Türkiye’ye yönelik füze ateşlemedik.”
İkinci füze: Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aradı. “Bu füzeler İran kaynaklı değil.” Ortak soruşturma komisyonu kurulmasını teklif etti.
Üçüncü füze: Biz atmadık.
3 füze. 3 farklı bahane.
Birincide teknik arıza dedi.
İkincide biz atmadık ortak komisyon kuralım dedi.
Üçüncüde biz değiliz dedi.
Her seferinde hikaye değişti.
Şimdi durun. Bunu yan yana koyun.
Körfez ülkelerine: “Evet vurduk. İşte gerekçemiz. BM’ye de yazdık.”
Türkiye’ye: “Hayır biz değiliz. Ama ne olduğunu birlikte araştıralım.”
Bu farkı görüyor musunuz?
Bir ülke 6 komşusunu vuruyor. Her birini tek tek açıklıyor. Gerekçe veriyor. BM’ye bildiriyor.
Aynı ülkeye Türkiye sorulduğunda: “Bilmiyorum. Teknik arıza. İzole birlikler. Biz değiliz.”
Ya gerçekten İran atmadı. Ya da İran attığını söyleyemiyor.
Her iki ihtimal de aynı kapıyı açıyor.
Türkiyenin zayıflamasını istiyorlar.
Eski İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın bir sözü var. “İran istihbaratı Mossad ajanlarını temizlemek için özel bir birim kurdu. Birimin başına getirilen kişi Mossad ajanı çıktı.”
Mossad’ı temizlemek için kurulan birimin tamamı Mossad’a çalışıyordu.
İran ordusunun her kademesinde Mossad var.
Araghchi’nin kendi ağzıyla söylediğine dikkat edin: “Bazı füze komuta merkezleri izole kaldı.”
İzole ne demek? Merkezle iletişimi kopmuş birlikler. Kimin ne ateşlediğini kimsenin bilmediği bir kaos ortamı. Merkez kontrol edemiyor.
Bu kaos ortamında İran ordusunun içindeki bir Mossad ajanı füze ateşlese İran bunu bilebilir mi?
İran bile “biz atmadık” diyor. Belki gerçekten bilmiyor.
İki taraflı tuzak.
Şimdi dikkatli okuyun. Çünkü burası işin en kritik kısmı.
İhtimal 1: Füzeleri İsrail attı.
İran’ın komuta zinciri çökmüş. Hamaney ölmüş. Onlarca üst düzey komutan ölmüş. İletişim kopmuş. Birlikler izole.
Bu ortamda İran ordusunun içindeki Mossad ajanları füze ateşliyor. İran kaynaklı görünüyor. İran bile ne olduğunu bilmiyor.
Amaç? Türkiye-İran arasını bozmak. Türkiye’yi savaşa çekmek.
İhtimal 2: Füzeleri İran attı.
Türkiye’yi savaşa çekmek için İsrailin attığını düşünmemizi sağlamak amacıyla inkar ediyor.
İran bunu biliyor. O yüzden inkar ediyor.
Bu iki ihtimalin saçmalığına bakın.
İsrail attıysa Türkiye İran’a kızıyor. İran attıysa Türkiye İsrail’in attığını düşünüyor. Her iki durumda da Türkiye belirsizliğe düşüyor. Kim attığını bilemiyor. Kime karşılık vereceğini bilemiyor.
Ve tam da bu belirsizlik tuzağın kendisi.
Türkiye bu savaşta ne yaptı?
ABD’nin İran’ı vurmasını kınadı. İran’ın karşılık vermesini meşru müdafaa olarak tanımladı. İncirlik’i ABD’ye kapadı. Hava sahasını vermedi. Savaşa girmedi.
Ateşkes için çabaladı. Tarafların barışması gerektiğini savaşın sonlanması gerektiğini söyledi.
Bölgede tek kurşun sıkmayan ülke Türkiye.
Şimdi Netanyahunun asıl amacına gelelim.
Netanyahu 6 ülkeli ittifak planı açıkladı.
Yunanistan, Kıbrıs, Hindistan dahil.
Hedef: Türkiye.
İsrail Türkiye’yi “bir sonraki tehdit” olarak görüyor.
Türkiye savaşa girmezse güçleniyor. Girerse zayıflıyor. İsrail için cevap açık.
Sermaye
Şimdi parayı takip edin.
Dubai 20 yıldır dünyanın güvenli limanıydı. İran savaşı ile o imaj çöktü.
CNBC’nin manşeti: “Dubai zenginler için güvenli liman imajını kurtarmaya çalışıyor.”
Bölgede tek güvenli adres neresi kaldı?
Türkiye.
Ama Türkiye’ye de füze gelirse? O da güvensiz olur. Sermaye Türkiye’ye de gelmez.
Nereye gider? ABD’ye. Avrupa’ya.
Nato tuzağı
Bir neden daha var.
ABD bu savaşı tek başına başlattı. NATO’ya sormadı. Müttefiklerini devre dışı bıraktı.
Dünya ne diyor? “Amerika tek taraflı savaş açtı.”
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte açıkça söyledi: “Kimse 5. Madde’den bahsetmiyor.”
ABD bu savaşta yalnız. Ve bu yalnızlık imajını zedeliyor.
Peki Türkiye savaşa girerse ne olur?
Türkiye NATO üyesi. Madde 5 devreye girer. Bir NATO üyesine saldırı tüm NATO’ya saldırıdır.
ABD’nin tek taraflı savaşı bir anda NATO operasyonuna dönüşür.
“Yalnız değiliz. NATO ile birlikteyiz” der.
Zedelenen imaj düzelir.
Türkiye’yi savaşa çekmek sadece İsrail’in değil ABD’nin de işine gelir.
Büyük resim
Türkiye’ye atılan 3 füze 3 hedefe birden hizmet ediyor.
1: Sermayenin Türkiye’ye akmasını engellemek.
2: NATO’yu savaşa çekip ABD’nin imajını kurtarmak.
3: İsrail’in bölgedeki en büyük rakibini zayıflatmak.
Şu an Türkiye bölgenin en güvenli adresi. Türkiye’ye atılan o 3 füze tam da bu yüzden atıldı.
Bu benim kendi düşüncelerim. Olayları bu şekilde yorumluyorum.
Sen bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
Kaynak: Penguin X @ThePenguinBTC