TRT Eski Spikeri Sırrı Er, insan olmanın biyolojik bir durumdan ibaret olmadığını vurguladı. Ahlâk, vicdan ve hakikatin insanı insan yapan temel değerler olduğunu ifade etti. Aristo’dan Yunus Emre’ye uzanan düşünsel referanslarla zulüm ve adaletsizliğe dikkat çekti. Vicdansızlığın insanlığı bir kabuğa dönüştürdüğünü söyledi. Mesajı, çağdaş toplumlara güçlü bir ahlâk çağrısı niteliği taşıdı.
İnsan olmak, sadece iki ayak üzerinde yürümek, konuşmak, kalabalıklar içinde yer almak değildir.
Kadim Yunan’dan bugüne gelen ortak cevap: İnsan, şeklen doğar; ama ahlâk, vicdan ve hakikatle insan olur.
Aristo, insanı akıl sahibi canlı olarak tanımlar; fakat aklın erdemle birleşmediği yerde insanın eksik kalacağını söyler.
Sokrat’ın “Kendini bil” çağrısı, sûret ile hakîkat arasındaki mesafeyi gösterir. Sadece bir insan olduğunu bil.
Felsefe bu olmalı!
İbn Haldun’a göre zulüm, sadece düzeni değil, insanlığı da çökertir.
Adalet yoksa toplum kalabalıktır ama insanlıktan uzaktır.
Fârâbî, ahlâktan kopmuş aklın insanı yüceltmeyeceğini söyler.
El-Kindî ise bilgiyi, nefsi arındırmadıkça yük sayar, hamallık olarak görür.
Hallâc-ı Mansûr, hakîkat uğruna bedel ödedi. Onu öldürenler de şeklen insandı; vicdan yoksa insanlık sadece bir kabuktur.
İbn Arabî’nin dediği gibi, insân-ı kâmil olmak, sûreti değil mânâyı büyütmektir.
Yûnus Emre meseleyi tek cümlede özetler:
“Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil.”
Mevlânâ değişmeyeni ham sayar. Hacı Bektaş ise ölçüyü koyar:
“İncinsen de incitme.”
İnsanın özündeki mücevhere ulaşmak çok meşakkatli bir iştir ama cevhere ulaşınca bütün yorgunluk yerini tatlı bir huzura bırakır.
İnsanın en derininde bulunan cevheri ortaya çıkarmak için gayret edenlere binlerce selam olsun!
#İnsanOl
Kaynak: Sırrı Er @konusmasanati