İstiklâl Marşı’nın kabulünün 105. yılını idrak ederken, sadece bir şiiri değil; bir milletin ruhunu, direnişini ve inancını da hatırlamak gerekir.
Bu marş, çilenin, fedakârlığın ve bir adanmışlığın hikâyesidir.
Bu büyük eserin şâiri Mehmet Âkif Ersoy, hayatı boyunca hakîkatin ve milletinin yanında durmuş bir şahsiyettir.
O, kalemiyle milletine umut veren bir şâirdi; fakat aynı zamanda hayatının önemli bir kısmını yalnızlık, sürgün ve çile içinde geçirdi.
Yıllarca takibe uğradı, peşine hafiyeler takıldı ve nihayetinde 11 yıl boyunca Mısır’da yaşamak zorunda kaldı. Ama o hiçbir zaman kırılmadı, küskünlüğünü milletine yöneltmedi. Çünkü onun kalbinde vatan sevgisi vardı.
Mehmet Âkif, İstiklâl Marşı’nı yazarken milletini anlatıyordu:
“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.”
Bu mısrâlar, umudun ve direnişin ifadesidir. Ve yine bize şunu hatırlatır:
“Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın.”
Bugün bize düşen görev, bu marşın ruhunu anlamak ve yaşatmaktır. İstiklâl Marşı yalnızca bir şiir değildir; bu milletin bağımsızlık yemini, onurunun ve inancının ifadesidir.
Bu vesileyle, büyük şâir, gönül insanı Mehmet Âkif Ersoy’u rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Ruhun şâd olsun koca yürekli adam!
#istiklalmarşı
#Sehitlik
#MehmetÂkifErsoy
İstiklâl Marşı’nın kabulünün 105. yılını idrak ederken, sadece bir şiiri değil; bir milletin ruhunu, direnişini ve inancını da hatırlamak gerekir.
— Sırrı Er (@konusmasanati) March 12, 2026
Bu marş, çilenin, fedakârlığın ve bir adanmışlığın hikâyesidir.
Bu büyük eserin şâiri Mehmet Âkif Ersoy, hayatı boyunca hakîkatin ve… pic.twitter.com/9oeZrjlRT2
Kaynak: Sırrı Er @konusmasanati