TRT eski spikeri Sırrı Er, Türkiye’de düşünce insanlarının tarih boyunca ödediği bedellere dikkat çekti. Nâmık Kemâl’den Nâzım Hikmet’e, Sabahattin Ali’den Rauf Orbay’a uzanan örneklerle mücadele vurgusu yaptı. Er, “Gerçek ölümsüzlük inandığı değerler uğruna eğilmeden mücadele etmektir” dedi. Paylaşımında tarihi kırılma anlarını hatırlattı. Mesajı sosyal medyada dikkat çekti.
Bu topraklarda düşünce insanları hep ağır bedeller ödemiştir.
Nâmık Kemâl, hürriyet dediği için sürgün edildi. 47 yaşında Sakız’da kahrından hayata vedâ etti.
Mehmet Âkif, hayatının son yıllarını yalnızlık ve kırgınlık içinde geçirdi. Büyük bedeller ödedi. Kanser illetine yakalandı ve kısa zaman içinde vefât etti.
Hâlide Edib, meydanlarda millete seslenirken alkışlandı. Fikirler çatışmaya başlayınca dışlandı, ülkesinden uzak yaşamak zorunda kaldı.
Nâzım Hikmet, düşünceleri nedeniyle yıllarca hapis yattı; memleket hasretiyle yorulan kalbi buna daha fazla dayanamadı ve hayatını kaybetti.
Sabahattin Ali, karanlık bir yolculuğun sonunda hunharca katledildi. Ali Ertekin, Sabahattin Ali’yi kitap okuduğu sırada elindeki bir sopayla kafasına defalarca vurarak öldürdü. Öldürmesine gerekçe olarak da millî hislerini tahrik ettiğini öne sürdü
Türkiye’nin üçüncü başbakanı olan Hamidiye Kahramanı Rauf Orbay, 17 Haziran 1926’daki İzmir Suikastı davasında yargılandı.
Yargılama sırasında tedavi için Viyana’daydı. Mahkeme on yıl kalebentliğe, medeni haklardan mahrum edilmesine ve mallarının haczine hüküm verdi.
Rauf Orbay hakkındaki suçlamaları ve kararı kesinlikle kabul etmedi, kararı temyiz imkânı olmadığı için de yurda dönmedi. Yurt dışında kaldığı dönemde Birleşik Krallık, Hindistan, Çin ve Mısır’da bulundu. 1933’te çıkan af kanunundan yararlanmayı “…asla ve hiçbir suretle en ufak bir cürümle dahi suçlu olmadığım için, ilan edilen aftan katiller ve şakîler gibi faydalanmayı düşünmem mümkün değildir” diyerek reddetti
İnsan, inandığı değerler uğruna eğilmeden ve taviz vermeden mücadele etmelidir.
Gerçek ölümsüzlük işte budur.
Videoyu izlerken fark ettim ki, ağacın üzerinde beni can kulağıyla dinleyen bir kedi varmış.